Özgür Açe ye yeniden hoş geldin Tunku!

Özgür Açe'ye yeniden hoş geldin Tunku!

Öncelikle şunu belirtmeliyiz; Tunku Hasan di Tiro‘yu anmak için bir sebebe ihtiyacımız yok. Salih bir mümin ve kararlı bir gerilla olması onu anmamız için başlı başına yeter bir gerekçedir.

Yine de bugün sayfalarımızda Özgür Açe Hareketi (GAM)‘ın kurucu lideri Hasan di Tiro‘yu anıyor olmamızın elbette bir sebebi var; çünkü Ekim ayındayız! Bu şu demek, bir gün muhakkak kurulacak olan özgür Açe‘nin bilge mimari Hasan di Tiro, uzun yıllar sürgünde olduğu İsveç‘ten geçen yıl ekim ayında ülkesine geri dönmüştü. Büyük dönüşün yıldönümünde, bilge komutan Tunku‘ya ‘ülkene yeniden hoş geldin‘ diyoruz; Özgür Açe‘ye yeniden hoş geldin Tunku!

Açe neresidir?

Açe, Endonezya‘ya bağlı Sumatra adasında bulunur. Kuzeyden ve doğudan Malaka boğazına, batıdan Hint okyanusuna, güneyden Sumatra‘nın orta kesimlerine komşudur. Yüzölçümü 55 bin 392 km_, nüfusu 5 milyonun üstündedir. Açe halkının % 100‘ü Müslüman‘dır. Bayrakları Türk bayrağı esas alınarak hazırlanmıştır.

Açe tarihi

Açe bir sultanlık olarak 1514‘te kurulmuş. Tarihte Açe‘yi sömürgeleştirmeye ve Sumatra‘yı işgal etmeye çalışan ilk Batılı güç Portekizliler olmuş. Portekizlerin yoğun baskıları sonucunda 1565‘te İstanbul‘a heyet gönderip Osmanlı‘dan yardım isteyen Açelilerle Osmanlı arasında bir anlaşma imzalanmış ve anlaşma üzerine, Osmanlı Devleti, Açe‘ye mühimmat ve çeşitli silahlar göndermiştir.

Kâtip Çelebi Cihannüma adlı eserinde Açelilerin savaşçı bir millet olduğunu, top dökmeyi, kılıç ve mızrak imal etmeyi bildiklerini ve bu sanatları Osmanlılardan öğrendiklerini kaydetmiştir.

Batı‘nın kan ve işgal süren kirli tarihi

Açe, 20. yüzyılın başlarına kadar bağımsız Müslüman bir devlet olarak varlığını sürdürmüştür. Ancak 1873‘te Açe hükümeti, kendisine bir ültimatom vererek bir takım imtiyazlar isteyen Hollanda ile savaşmak zorunda kalmış, Osmanlıların yardım edemiyor olmaları sebebiyle de 1903‘te Hollanda kolonisine dönüştürülmüştür.

1903‘ten sonra bölge idari bakımdan koloni idaresine bağlı kalmış ancak toplumsal huzursuzluk artarak devam etmiştir. 1942-1946 yılları arasında bütün Uzakdoğu takımadaları ile birlikte Açe topraklarının da Japonlar tarafından işgal edilmesi üzerine, genç âlim Tunku Abdülcelil‘in liderliğinde Müslümanlar Japonya‘ya karşı baş kaldırmışlardır. İkinci dünya savaşından sonra Japonlar bölgeden çekilince Hollanda yeniden bölgeye hâkim olmuş ve 27 Aralık 1949 yılında bölgedeki hükümdarlık haklarını Endonezya hükümetine devretmiştir.

Bu tarihten sonra Açe toprakları, o sıralar Hollanda‘nın kukla yönetimi olan Yeni Endonezya idaresine girmiştir. Yeni Endonezya idaresine bağlı Cavalıların milli ordusu, Açe Müslümanlarını sindirmek için sistemli katliamlarını artırarak devam ettirmiştir.

Bağımsızlık yolu

Mücadeleleri sonunda 1956‘da Endonezya içinde otonom bölge statüsü kazanan Açeliler, 4 Aralık 1976‘da yayınladıkları bir bildiri ile bağımsızlıklarını ilan ettiler.  Özgür Açe Hareketi‘nin (GAM) kurucusu olan Hasan di Tiro, Bağımsız Açe İslam Devletinin ilk başkanı olarak da kabinesini kurdu.

Endonezya ve bazı küresel sömürü güçleri bu durumu kabul etmediği için, bölgede bağımsızlık mücadelesi halen sürmektedir. Tam bağımsızlığa kadar da sürecektir Allah‘ın izniyle!

Büyük lider için sürgün yılları

Hasan di Tiro, Bağımsızlık ilanının ertesi yılı Açe‘den ayrılmak zorunda kaldı. Endonezya hükümeti o ayrıldıktan sonra da şiddet uygulamaktan vazgeçmedi. Hasan di Tiro‘nun ülkeden gitmesinden sonra, silahlı eğitim için Libya‘ya giden bine yakın UCK üyesi Açe‘ye geri dönüp silahlı mücadeleye başladılar. Silahlı mücadelenin devam ettiği yıllarda, Hasan di Tiro boş durmayıp ABD ve Avrupa ülkeleri nezdinde ülkesi lehine kamuoyu oluşturmaya çalışmıştır. Çalışmaları neticesinde, 1991 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda oturum düzenleyip konuşma yapabilmişti.

İsveç‘teki yıllar süren sürgünün ardından Hasan di Tiro, geçen yıl ekim ayında ülkesi Açe‘ye geri dönmüştür. On binlerce Açeli büyük liderlerini, son Tunku‘yu hasretle bağırlarına basmışlardı. Özgür Açe için, Açe İslam devleti için hiçbir Açeli, mücadeleden bir an bile vazgeçmeyecek. Yeryüzündeki bütün zulümler ortadan kalkana kadar!

"Ülkesine Amerika‘dan ateş taşıyan Promete"

4 Eylül 1930‘da Açe‘nin Sigli şehrinde doğan Di Tiro, bir lider olarak büyümüş ve ilk gençlik yıllarından itibaren yurt dışında yaşamak zorunda kalmıştı. Bankacılık, gemicilik, hayvancılık, petrol-doğal gaz gibi alanlarda faaliyet gösteren şirketlerde çalıştı ve onlarla ortak oldu. Kendi ifadesiyle, 25 yıllık sürgün hayatından sonra 46. doğum gününde Açe‘ye dönmeye kararı verdi. New York‘tan ülkesine doğru yola çıkmasından, mecburen Avrupa‘ya döneceği güne kadar olan süre boyunca tuttuğu günlükler (4 Eylül 1976-29 Mart 1979) "Özgürlüğün Bedeli -Bitmemiş Savaş Günlükleri-" adı altında, ülkemizde, 1989 yılında Nehir Yayınları tarafından yayınlandı.

Açe‘ye adımını attığı ilk günden ayrıldığı güne kadar yalnızca 1 gün bir köylünün evinde kalan Di Tiro, 3 yıla yakın kaldığı süre boyunca ormanları, dağları, elleriyle yaptıkları kampları mesken edindi; çünkü gerillalar tüm güzel ve kolay şeylerden kaçınmalıydı.

Hasan Di Tiro‘nun ilk işi hükümetini kurmak oldu. Doğal başkan olarak kendi devlet başkanı olurken, bakanlar kurulunu ve yönetim kurulunu seçti. Özgür Açe Sumatra‘nın dağlarında, işgal altındaki topraklarını kurtarmak için ilk tohumu atmış oldu ve 4 Aralık 1976‘da "Açe Sumatra Bağımsızlık Bildirisi"ni yayınlayarak ülkesinin bağımsızlığını ilan etti.

3 Aralık 1911‘de kaybedilen özgürlük, 4 Aralık‘ta heybetli ve dramatik bir şekilde yeniden kazanılıyordu. Di Tiro, Açe‘nin kuzeyindeki Tjokkan tepesinde yazdığı bildirisinde, 26 Mart 1873‘te Javalıların yardımıyla ülkelerini işgal eden Hollandalılara ve bu istilanın dünya medyasındaki sonuçlarına ve tarihi arka planına değiniyordu. "Endonezya" adı altında oluşturulan medeniyetin köksüzlüğünü anlatmaya çalıştığı manifestoda, Açelilerin, Javalılarla aralarındaki derin farklılıkların da altını çiziyordu.

Di Tiro, Ulusal Kurtuluş Cephesi‘ni (UKC) kurdu. Dağlarda yaşıyordu, böylece halkı, başını her kaldırıp baktığında rehberini, liderini yanında hissedecekti, öyle de oldu. Kamp programları dikkatlice ayarlanmıştı. UKC üyeleri sabah saat 5‘te ezanla kalkıyor, 5.15‘te elbiseli, abdestli ve saf tutmuş halde hazır bulunuyor ve liderin imamlığında namaza duruluyordu. Böylece katılanların dini, siyasal ve duygusal bağlılığı sağlanarak eylem bütünlüğü korunuyordu. 5 vakit namazın cemaatle kılınmasına özen gösterilen programlamanın her detayı üyelerin kişisel ve sosyal gelişimine yönelik birçok aşamayı da gözetiyordu.

Tunku Hasan Di Tiro kimdir?

Tam adı, Tunku Muhammed Hasan Pidie Di Tiro. 25 Eylül 1925 yılında Açe‘de doğan di Tiro, Gerakan Aceh Merdeka (GAM) Özgür Açe Hareketi‘nin kurucu lideridir. Açe İslam devletinin sürgündeki hükümet başkanıdır. Açe halkının doğal lideri olan Tunku, sürgün hayatını İsveç‘in başkenti Stockholm‘de sürdürmüştür. En son 6 Kasım 2008 tarihinde kendisine ulaşılabilmiş ve iyi olduğu bilgisi alınmıştır.

Tunku‘nun günlükleri muhakkak okunmalı!

Tunku Hasan di Tiro‘nun, Türkçeye İngilizce metninden Nehir yayınları tarafından çevrilen, "Özgürlüğün Bedeli, Bitmemiş Savaş Günlükleri" adlı kitabı, bu yazının ulaşabildiği herkes tarafından kesinlikle okunmalı! Üzerine basa basa, altını ve üstünü çize çize belirtiyoruz ki, hala Tunku‘nun savaş günlüklerini okumamış olanlar varsa, en yakın zamana kadar kesinlikle kalmasınlar. Arayıp bulup okusunlar.

Sadece kendileri de değil, çocuklarına, eşlerine, yeğenlerine ve babaannelerine okutsunlar.

Açe ve Türk bayrağı

2004 yılında yaşanan büyük tsunami felaketi nedeniyle, bölgeye giden BBC muhabiri George Alagiah, ilk izlenimlerini şöyle anlatıyor:

"Açe‘ye indiğimde kendimi Türkiye‘de sandım. Hayır, her yerde kebap dükkânları olduğu için değil... Bana kartpostal satmaya çalışan çocukları gördüğümden de değil... Yok yok, ayakkabı boyacılarının bağrışmalarından ya da araba kornalarından da değil... Belki inanamayacaksınız ama herkesin Türk bayraklı şapka giymesinden dolayı böyle bir fikre kapıldım.

Yolda gördüğüm bir genç Açeli‘ye, neden şapkalarında Türk bayrağı olduğunu sorduğumda bana verdiği yanıt çok ilginçti. Adı Recep olan bu genç, ‘kendi bayrağımız olan şapkayı giyersek, altı ay hapis yatıyoruz. Türk bayrağını kimse bir şey diyemiyor. Türk bayrağı da bizimkiyle aynı... Zaten, Türkler bizim atalarımız sayılır ve biz bayrağımızı 500 yıl önce onlardan almışız. Bundan dolayı, ne zaman bir maç olsa Türk Milli Takımının formasını giyiyor, evlerimize Türk bayrağı asıyoruz.‘

"Şaşırdım kaldım ‘Tanrım bu Türkler nerede yok?‘ dedim"

21 Ekim 2009 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Andımız referanduma götürülmeli mi?