Orgeneral İlker Başbuğ‘un ‘kağıt parçası‘ dediği, ancak ıslak imzalı orijinalinin Ergenekon savcılarına iletildiği "İrtica İle Mücadele Eylem Planı" belgesi ile ilgili tartışmalar bitmiyor. ‘Fotokopi‘ diye küçümsenen belgenin aslının ortaya çıkması, bazı köşe yazarlarını ve CHP‘yi tatmin etmese de genel kanaat, Türkiye‘yi geriye götüren bu tür "Andıç" girişimi peşinde olanların varlığının artık kesinleştiği.
12 Haziran 2009 günü Taraf gazetesinde yayınlanan ve "AKP ve Gülen‘i bitirme planı" olarak bilinen "İrtica İle Mücadele Eylem Planı" belgesinin 4,5 ay sonra orijinalinin Ergenekon savcılarına iletilmesi gündemi meşgul etmeye devam ediyor. Psikolojik Harp Dairesi‘nin yeni adı Genelkurmay 3. Bilgi Destek Şubesi‘nde hazırlanan plan için Adli Tıp, polis kriminal "İmza Dursun Çiçek eli ürünü" raporu verdi, TÜBİTAK‘ın "belge üzerindeki imzanın sonradan taşındığına dair iz bulunamadı" dedi. Genelkurmay Askeri Savcılığı, "Belgenin orjinali ve Dursun Çiçek tarafından hazırlandığına dair kanıt bulunamadığından" takipsizlik kararı verdi. Daha sonra Çiçek, nöbetçi İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi‘nce tutuklandı. 14. Ağır Ceza‘ya geçici hakim görevlendirilerek Çiçek, 24 saatte tahliye edildi. AK Parti‘nin suç duyurusunun ardından Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ "Bu, belge değil kağıt parçası. Orjinali bulunursa yeniden soruşturma açarız" dedi. "AKP ve Gülen‘i Bitirme Planı" olarak bilinen belgenin orijinal imzalı halini savcıya ulaştıran subayın ihbar mektubunun içeriği de dikkat çekici.
Hard disk niçin 35 kez silindi?
Genelkurmay‘daki bilgisayar hard disklerinin 35 kez silindiğini belirten ihbarcı subay, "acaba o bilgisayarlarda başka hangi belgeler vardı?" sorularına neden oldu. Bilgisayar teknisyenleri ve mühendisleri, 35 rakamının Secure Remove -güvenli siliş- algoritmasına göre yapıldığını belirtiyor. Bilgisayardaki bir bilgiyi silmek için onu sadece "çöp kutusu"na atmanın yeterli olmadığı, bu şekilde silinen kayıtların internetten indirilecek basit bir programla dahi geri getirilebileceğine dikkat çeken uzmanlar, dosya içerisindeki verilerin sabit diskte durmaya devam ettiğini belirtiyor. Bu bilindiği için Genelkurmay bilgisayarlarının 35 kez silme işlemine tabi tutulmuş olunabileceği ifade ediliyor.
Sızdırana değil yazana ceza verilsin
Sadece Türkiye‘de değil, dış kamuoyunda da büyük ses getiren belge tartışmalarında, gelinen son nokta kamuoyunda hem büyük üzüntü hem de umut duygusu uyandırdı. Milletin gözbebeği Türk Silahlı Kuvvetleri‘ni yıllardır cuntacı-darbeci zannı altında bırakan bu tür girişimlerin yıllardır sürekli yaşandığına işaret eden siyaset bilimciler, TSK‘nın bu kez fırsatı değerlendirerek orduyu yıpratan bu kesimden kurtulma şansını kaçırmaması gerektiğini vurguluyor. Genelkurmay, askeri savcılığının ‘darbe planını‘ tekrar soruşturacağını açıklaması da kamuoyunun kafasındaki soru işaretlerini gideremedi. Askeri Savcılığın, belgenin skandal içeriğinden ziyade belgeyi dışarı sızdıranı araştıracağının açıklanması, tereddütlerin artmasına neden oldu. CHP Lideri Deniz Baykal‘ın da orijinali ortaya çıkan belgenin içeriğini değil, komplo yönünü ve zamanlamasını öne çıkarması gündem saptırması olarak değerlendiriliyor.




