Ailenin toplumun güvencesi olarak görüldüğü Türkiye‘de, her geçen yıl boşanmalar artıyor, evlenmeler azalıyor. Evliliğin ciddi bir imaj kaybına uğradığını belirten Aileyi Koruma Derneği Başkanı Ayşe Bostancı, "Ülkemiz hızla modernleşiyor. Ben etrafımda annem gibi bir anne, babam gibi bir baba olmalıyım, diyen çok az genç görüyorum. Bırakın gençleri çocuklar bile oyun dünyalarından evcilik oyununu çıkarmış durumdalar"  tespitini yaptı.

Bencilliklere kurban edilmeyecek kadar hayati bir kurum

Ailenin toplumun temel taşı olarak görüldüğü ülkemizde evlilik kurumu gün geçtikçe zayıflıyor. Boşanmalar hızla artarken, evlenmelerde ciddi azalma yaşanıyor. Türkiye‘de 2010 yılında 118 bin 568 çift boşandı, evlenen çiftlerin sayısı bir önceki yıla göre yüzde 1,53 azalarak 582 bin 715‘e düştü. Evlilik dışı bir hayat cazip hale getirildiğine dikkat çeken Bostancı, "Evlilik bencilliklere kurban edilmeyecek kadar hayati bir kurum" dedi.

Ülkemizde toplumun temel yapı taşı görülen aile kurumu son yıllarda zayıflıyor. Evlenme azalırken, boşanma ise hızla artıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2010 yılında evlenen çiftlerin sayısı bir önceki yıla göre % 1,53 azalarak 582 715‘e düştü. Kaba evlenme hızı 2010 yılında binde 7,98 olarak gerçekleşti. 2010 yılında 118 568 çift boşandı. Boşanmaların yüzde 40‘ı evliliğin ilk 5 yılında gerçekleşiyor. Evlenme oranın düşmesi ve boşanmaların artması, birçok toplumsal sorunu da beraberinde getiriyor.

Yükseköğretim evlilik yaşını yükseltiyor

2010 yılı verilerine göre ortalama ilk evlenme yaşı erkekler için 26,5, kadınlar için 23,2. Erkek ile kadın arasındaki ortama ilk evlenme yaş farkı 3,3‘ oldu. Bölgesel düzeyde en yüksek ortalama ilk evlenme yaşı, erkeklerde 27,4, kadınlarda 24,3 ile İstanbul Bölgesi‘nde görülmekte. En düşük ortalama ilk evlenme yaşı ise erkeklerde 25,3, kadınlarda 21,8 ile Orta Anadolu Bölgesi‘nde. Sosyal Ekonomik araştırmalar Merkezi (SEKAM)‘ın Türkiye‘de Aile araştırmasına göre, evlilik yaşının yükselmesinde yükseköğretim geç evlenmelerde etkili oluyor. İş ve meslek sahibi olma gayesi evliliklerin gecikmesinde etkili oluyor. Araştırmaya göre köylerde evlenme yaşı düşükken şehirlerde evlenme yaşı yükseliyor.

Evlilik dışı bir hayat cazip hale getiriliyor

Evlilik kurumu kendini her yeni gelişmeye uyarlama becerisi gösterebilmesi gerektiğini ancak, ülkemizde bununun çok iyi başarılamadığını vurgulayan Aileyi Koruma Derneği (AKODER) Başkanı Ayşe Bostancı, "Evlilik söz konusu olduğunda adalet, merhamet eksenli  uygulamalar değil; ataerkil, erkek egemen bir durum öne çıkıyor. Kadınları ezen, onlara insan olmanın gereği olan asgari davranışları çok gören bir tutum hakim" dedi. Erkeğin kendisine verilen yetki ve sorumlulukları kötüye kullandığı uygulamalara çok sık rastlandığını, aşırı yüceltilmiş, tanrılaştırılmış bir  cinsiyet egosu olduğunu hatırlatan Bostancı, Buna muhalif gelişen bir feminist damar var. Evlilik kurumunun imajını bozan medya aynı zamanda kötü rol modelleri de çok fazla kullanarak bu feminist damarı güçlendiriyor. Evlilik dışı bir hayat cazip hale getiriliyor. Kadınların mağduriyet yaşadığı kötü evlilik hikayeleri, birileri tarafından sorun çözmek için değil kurumu yıpratmak için kullanılabiliyor" açıklamasını yaptı. Evlilik yaşının ertelenmesiyle birlikte, karakterin kişiliğin oturduğu yaşlarda yapılan evliliklerde ciddi uyum sorunları yaşandığına dikkat çeken Bostancı, Çalışma şartları sebebiyle çocuk sahibi olmak istemeyen ebeveynler bu konuda da sıkıntılar yaşadığını, çocuk sayısı azaldığını, mevcut çocukların bakımında  problemler olduğunu dile getirdi.

Evlilik ciddi bir imaj kaybına uğradı

Son 10 -15 yıllık süreçte evlilik kurumu ciddi bir değer kaybına uğradığını, Bunda evlilik kurumundan kaynaklanan iç faktörler kadar, kurum dışı dış faktörlerde etkili olduğunu belirten Aileyi Koruma Derneği Başkanı Ayşe Bostancı,  "Tüm dünyayı etkileyen modern dünyanın dayattığı yaşam tarzı maalesef ülkemizde de hızla  yayılıyor. Ülkemiz hızla modernleşiyor. Ben etrafımda annem gibi bir anne, babam gibi bir baba olmalıyım, diyen çok az genç görüyorum. Bırakın gençleri çocuklar bile oyun dünyalarından evcilik oyununu çıkarmış durumdalar. Evlilik ciddi bir imaj kaybına uğradı" dedi.

Anlık kararlar boşanma sayısını artırıyor

Eğitim yaşının 25‘li yaşlara kadar uzaması, gençlerin çalışma hayatına çok geç başlaması olgunlaşmalarını engellediğine dikkat çeken Ayşe Bostancı, çocuklara erken yaşlardan itibaren onları hayata hazırlayıcı sorumluluklara verilmesi gerektiğini vurguladı. Evlilik kurumu kurulurken tarafların uyumu, denkliği, ortak bir dünya algısı olmasının önemli olduğunu hatırlatan Bostancı, Gençler kadar onların bulunduğu çevredeki yetişkinlerin yönlendirme ve tavırları, yapacakları rehberliğin de önemli olduğunu belirtti. Boşanmanın çok  kolay telaffuz edilen bir kavram olması,  kolaylaşması ebeveynlerin bu konuda gençleri yanlış yönlendirmesi, anlık karar almaları boşanmayı kolaylaştırdığını söyleyen Bostancı, "Gençlere evlilik kurumunu cazip kılmak gerekiyor. Bu da adalet, merhamet ilkeli, cinsiyet ayrımcılığına direnen, katı, kaba ataerkil uygulamalardan  arınmış bir aile ortamlarıyla başarılabilir. Aileyi önemsiyorsak. Bencilliklerimizden, konforlarımızdan taviz verebilmeliyiz. Evlilik bencilliklere kurban edilmeyecek kadar hayati bir kurum

Neden boşanıyorlar?

Boşanmak isteyen çiftlerin büyük çoğunluğu şiddetli geçimsizlik nedeniyle başvuruyor. Sosyal Ekonomik araştırmalar Merkezi (SEKAM)‘ın araştırmasına göre boşanma nedenleri arasında sadakatsizlik, eşler arası sevgisizlik, fiziksel şiddet, yen hayat şartlarının eşler arasında sevgi ve saygıyı azaltması ve aşırı alkol ve kumar bağımlılığı boşanma nedenlerinin başında geliyor. SEKAM‘ın araştırmasında toplumun değerlerinin yıpranmasının aileyi etkilediği, ve değer yıpranmasının boşanmaların artmasında etkili olduğu tespiti yapılıyor.

Muhabir: Haber Merkezi