Reklamı Kapat

Yedi bin yıllık değişim

Yedi bin yıllık değişim

Yunanistan‘ın Euro bölgesinden çıkışının maliyeti hesaplanamıyor. Ehl-i ihtisas hesap yapmakta zorlanıyor. Zira hesaplanamayan psikolojik faktörler var. Mısır‘da da serbest seçimlerin tarihi hesaplanamıyor. Kimileri 1952‘yi baz alarak 60 yıllık bir süre sonunda Mısır‘da serbest seçimlere gidildiğini tasavvur ediyor. Bazıları da 6 Ekim 1981 tarihinde Sedat‘ın öldürülmesinden sonra Mübarek‘in iktidar süresini hesaplayarak 30 yıldan beri ilk kez serbest seçimler yapıldığını savunuyor. TRT Arapça‘da yönetmenlik yapan bir arkadaş ise Mısır‘da yeni bin yıldan beri ilk kez serbest seçimlerin düzenlendiğini ileri sürdü. Dolayısıyla değişimin tarihini yedi bir yıl olarak verdi. Oysa ki, Hidivlik veya kraliyet döneminde serbest seçimlerin yapıldığını ve çoğulcu bir sistem olduğunu hepimiz biliyoruz ve bunu muhatabıma hatırlattım. İtiraz etmedi ama o günkü sistemin kusurlu olduğunu söyledi. Seçimlere rağmen ülkenin üç güç merkezi tarafından yönetildiğini hatırlattı. Faruk döneminde veya çok partili sistemde ülkeyi seçilen partiler tek başına yönetmiyordu. Sadece yönetimin bir parçasıydı. Meşruti sistemde yönetimin bir parçasını temsil ediliyorlardı. Saray (Faruk) ve İngiliz elçiliği yönetimin diğer ayaklarını teşkil ediyorlardı. Bundan dolayı da ülkede üçlü arasında sürekli olarak gerilim yaşanıyordu. İngilizler kah saray üzerinden seçilmiş başbakanları sıkıştırıyor bazen de tersinden saray üzerinden başbakanı kıskaca alıyorlardı. 23 Temmuz 1952 darbesinden sonra ise Nasır yeniden ülke yönetimini Firavunizme çevirdi. Tarih geriye dönmüştü. Totaliter bir yapı oluşturdu. Şimdi Hamdin Sabahi gibi Nasırcı adaylar ise bu gerçeği görmek yerine haleflerinin Nasırcı çizgiyi kırdıklarını ve Mısır‘ı Amerikan peyki ve uydusu haline getirdiklerini savunuyorlar. Onlara göre Nasır pirüpak tek kusurlu ise halefleri.

Enver Sedat‘ın dul eşi Cihan Sedat‘a atfedilen bir söz var. O ise bu sözü sarf etmediğini ve yakıştırmadan ibaret olduğunu söyledi. Lakin reddetse bile dilden dile aktarılan bir söz oldu. Bazen ‘galat-ı meşhur lügat-ı sahihten evladır‘ dendiği gibi siyaset aleminde de galat-ı meşhurlar hakikatin yerine geçebiliyor. 1991 yılında Özal baba Bush‘un koalisyonuna katılmak istiyordu. ‘Tarihi yapan ve nazım rol oynayan yapının içinde yer alalım. Koalisyon dışında kalmayalım‘ diyordu.

Lakin ifade Demirel tarafından bir koyup üç almak şeklinde vülgarize edildi veya formüle edildi. Ve tarihe bu şekliyle geçti. Artık bunun doğru olup olmaması tali hale geldi. Cihan Sedat‘ın söylediği varsayılan söz şuydu: Nasır ve Sedat Mısır‘ın son iki Firavunuydu. Burada Firavun kelimesi İslami bir tonda veya kavram bağlamında değil Mısır‘ın yerli yöneticileri anlamındadır. Gerçekten de Hazreti Yusuf döneminde Mısır‘ı yönetenler ya Suriye ya da Anadolu‘dan gelmiş kölemenlerdir ve bundan dolayı da Kur‘an Yusuf Aleyhisselam dönemindeki yönetimle ilgili ‘kale‘l meliku: itini bihi‘ ifadesini kullanmıştır. O döneminin Mısır yöneticileri için Kur‘an konjonktüre uygun olarak Firavun tabiri yerine ‘melik-kral‘ tabirini kullanmıştır. Mısır‘ın modern ve son Firavunu ise Mübarek‘ti. Bundan hiç şüphe yok. Firavunlar gibi katı ve zor bir adamdı. Kendisinden ancak İsrail yararlanabiliyordu. Hatta İsrail‘i o bile memnun edememişti. Zira İsrail ondan halkının hissiyatını hiçe saymasını istiyordu. Bundan dolayı devrilmesinin birinci nedeni İsrail ve İsrail yanlısı politikalarıdır.

Mısır ise şuanda yeni bir momentum yani tarihin değişim anıyla karşı karşıyadır. Modern Firavunlar ve klasik firavunlar dönemini aşıyor ve geçiyor. Tarihinde yedi bin yıldır olmayan serbest seçimlerle tanışıyor. Bu süreci yüreği ağzında bir biçimde izleyen iki taraf var. Bunlardan birisi, Mübarek‘in geride bıraktığı enkazları veya kalıntıları. Eski rejimin tufeylileri ve sülükleri rejimin kesintisiz devamından yanalar. Bundan dolayı Mübarek‘in son başbakanı Ahmet Şefik‘in seçimleri kazanması için Ahmet İz gibi Fourseasons çetesi olarak anılan iş adamları ve Cemal Mübarek‘in kafadarları kesenin ağzını açmışlar ve seçimlerde rüşvet dağıttıkları söyleniyor. Bir de seçim sürecini yürekleri ağzında izleyenler arasında ABD ve İsrail var. Bunların ise skala tercihleri var. İlk tercihleri, son sıralarda taktik açıdan Camp David aleyhine konuşsa da Amr Musa‘dan başkası değildir. Artık onlar da Mübarek gibisi ve dönemi gibisinin geri gelmeyeceğini ve bulamayacaklarını biliyorlar. Ayakları yere değdi. Vakıayı anlamaya başladılar. Mübarek‘in başbakanlarından Ahmet Nazif de ‘ Mısırlılar kim, demokrasi kim?‘ diye Mısırlıları hafife alan açıklamalarda bulunmuştu. Halbuki, beyni kaynatan sıcaklığa rağmen Mısırlılar devrimi kurtarma adına saatlerce kuyruklarda bekleyerek oylarını kullandılar. Halbuki Askeri Konsey geçiş sürecini uzatarak insanları devrimden bezdirmeye çalışmıştı. Gelmeyen vuslat ve refahla Mısırlılar devrime de yabancılaşacak, küsecek, isyan edecekler ve vakıaya veya istibdat veya otoriterlik istikrarına boyun eğeceklerdi. Lakin Mısırlılar kurbanı yüzmüşler ve kuyruğuna getirmişlerdi. Sürecin geriye dönüşü yoktu. Bütün aksiliklere ve kötü niyetlere rağmen Mısırlılar devrime olan umutlarını yitirmediler ve tekkeyi bekleyen çorbayı içer kuralına göre hareket ettiler.

11 Şubat 2011 Mübarek‘i devirdi. Başkanlık seçimleri de Mübarek‘in kalıntılarını temizleyecek.

25 May 2012 - 00:25 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?