Hepimizin sağlığını hatta bütçemizi yakınan ilgilendiren…

Ancak konu hakkında yeteri kadar hassasiyet göstermediğimiz bir konu…

Nedir o konu; gıda güvenliği…

Marketlerden satın aldığımız gıdalar ne kadar güvenli?

Marketlerden satın aldığımız gıdalar ne kadar denetleniyor?

En önemlisi de bir gıdanın ne kadar güvenli olduğuna erişme imkanı var mı yok mu?

Bu husus da gıda güvenliği ve denetimi kadar ehemmiyetli…

Gıda güvenliği, insanları bakteri, mantar, parazit ve virüs gibi mikropların neden olduğu gıda kaynaklı hastalıklardan korumak için, gıdaların uygun şekilde işlenmesi, pişirilmesi ve korunmasını ifade ediyor.

Böylece, doğru gıda kullanımı uygulamaları, günümüzde gıda kaynaklı hastalıkların görülme riskini ciddi oranda düşürebiliyor.

Yani, gıda güvenliği, zararlı maddelerden bulaşma ve gıda kaynaklı hastalıkları önlemek için, gıda kalitesini koruyan koşulları ve uygulamaları ifade ediyor.

Gıda güvenliği sistemlerinin kullanılmasıyla, gıdalar birçok faktör açısından güvenli olarak üretiliyor.

Günümüzde gıda kaynaklı hastalıkların büyük bir kısmı, gıda güvenliğinin sağlanamadığı şartlarda ve ortamlarda üretilen ürünlerden kaynaklanmakta…

“GIDA MUHENDİSLERİ SAHAYA, GÜVENLİ GIDALAR SOFRAYA”

Dünya Gıda Güvenliği Günü’nde “Gıda Mühendisleri Sahaya, Güvenli Gıdalar Sofraya” mesajı veren Gıda Mühendisleri Odası, “Türkiye’de tablo; kağıt üstünde denetim var, gıda güvenliği yok. Üstelik sorun yalnızca gıda güvenliği değil, erişimdir. Gıda güvenliği, gıdaya erişim sorunundan ayrı düşünülemez.” açıklaması yaptı.

BM Genel Kurulu’nun Aralık 2018’de aldığı kararla 2019’dan bu yana her yıl 7 Haziran “Dünya Gıda Güvenliği Günü” olarak kutlanmakta…

FAO ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bu yılın temasını “Hastalık yükünden çözümlere – güvenli gıda her yerde” (From burden to solutions – safe food everywhere) olarak belirledi.

Tema, gıda kaynaklı hastalıkların yükünü ölçen verilerin, sorunu çözecek politikalara dönüştürülmesi gerektiğine işaret etmekte…

Bugün dünyada her yıl yaklaşık 600 milyon insan 200’den fazla gıda kaynaklı hastalığa yakalanmakta, bu hastalıklar nedeniyle yaklaşık 420 bin kişi yaşamını yitirmekte…

TÜRKİYE’DE TABLO: KAĞIT ÜSTÜNDE DENETİM VAR, GIDA GÜVENLİĞİ YOK

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın rakamları, denetimlerin sayıca artmasına rağmen sorunun büyüdüğünü göstermektedir. guvenilirgida.tarimorman.gov.tr üzerinden kamuoyuna duyurulan taklit, tağşiş ve sağlığa zararlı ürün sayısı, 2024 sonunda 1.060 partiden 2025 sonunda 2.345 partiye çıkmış; yani bir yılda iki katından fazla artmıştır. 2025’te 1 milyon 365 bin 585 resmî gıda kontrolü yapılmış, 33 bin 680 idari para cezası uygulanmış, 593 dosya savcılığa iletilmiştir.

Bu kadar geniş ve riskli bir gıda zincirinde, sınırlı sayıda teknik personelle bu ölçekte denetim yapılması; denetimlerin önemli bir bölümünün kısa süreli, belge ve görünür koşullarla sınırlı, önleyici ve derinlemesine olmaktan uzak yürütüldüğü yönünde ciddi bir şüphe yaratmaktadır.

Vatandaşın şikâyet hattı ALO 174’e başvuru da 2024’teki 108 bin 484’ten 2025’te 149 bin 72’ye yükselmiştir.

Bu artış tesadüf değildir; ihlaller gıda enflasyonuyla orantılı şekilde tırmanmaktadır. 2026 Nisan’ında yıllık gıda enflasyonu yüzde 34,5 düzeyinde, mutfak enflasyonunda yıllık ortalama yüzde 40’ın üzerindedir. Fiyatlar yükseldikçe maliyet baskısı altındaki üretici kalite düşürmeye, tüketici ise ucuz ve denetimsiz gıdaya yönelmekte; merdiven altı üretim, taklit ve tağşiş için zemin genişlemektedir. Her canlı bireyin beslenme, gelişme ve yaşamını idame ettirme hakkı vardır ve bu hak hiçbir biçimde ekonomik olanaklar gibi koşullara bağlanmamalıdır.

SORUN YALNIZCA GIDA GÜVENLİĞİ DEĞİL, ERİŞİMDİR

Gıda güvenliği, gıdaya erişim sorunundan ayrı düşünülemez. Sendika ve araştırma gruplarının yaptığı çalışmalara göre Mayıs 2026 verilerinde dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenmesi için gereken aylık gıda harcaması (açlık sınırı) 35 bin TL’ye, yoksulluk sınırı 114 binTL’ye ulaşmıştır.

Yanlış tarım ve gelir politikaları, üretim alanlarının daralması ve girdi maliyetlerindeki artış; milyonlarca yurttaşı yeterli ve güvenli gıdadan uzaklaştırmaktadır.

Tarımda dışa bağımlılığı artıran, üreticiyi destekten yoksun bırakan politikalar sürdükçe, hem gıda güvenliği hem de gıda güvencesi tehdit altında kalacaktır.

TMMOB GIDA MÜHENDİSLERİ ODASININ TALEPLERİ…

Etkin kamusal denetim: Denetim sayısı değil niteliği önemlidir; yeterli sayıda gıda mühendisi ve teknik personelle sürekli ve bağımsız denetim sağlanmalıdır.

Caydırıcı yaptırım: Taklit ve tağşiş cezaları gerçekten caydırıcı olmalı; ihlali tekrarlayanların farklı unvanlarla üretime dönmesi engellenmelidir.

Gıda Güvenliğine Bütçe: Pestisit kalıntıları, mikotoksinler, veteriner ilaç kalıntıları, alerjen yönetimi, soğuk zincir ve izlenebilirlik konularında laboratuvar altyapısı güçlendirilmeli; analiz sonuçları kamu yararı gözetilerek açıklanmalıdır.

Şeffaflık: Taklit-tağşiş listeleri düzenli, tarafsız ve şeffaf biçimde açıklanmaya devam etmelidir.

Bağımsız otorite: Bilimsel veriyle ve tüm paydaşların etkin katıldığı karar alma süreçleriyle çalışan bağımsız bir Gıda Güvenliği Otoritesi kurulmalıdır.

Adil gıda politikası: Üreticiyi ve küçük aile çiftçiliğini destekleyen, gıdaya erişimi bir hak olarak gözeten, gida egemenligine dayalı, kamucu tarım ve gıda politikaları benimsenmelidir.

Çalıştırılması Zorunlu Personel (ÇZP) Yetki ve Sorumlulukları: Gıda işletmelerinde “ÇZP” olarak görev alan Teknik Personelin görev ve yetkileri detaylı olarak bir yönetmelikle belirlenmeli. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın “Gıda Güvenliği Bilgi Sistemi”nde ÇZP olarak çalışanlar için veri giriş sayfası oluşturulup meslek odalarının erişimine açılmalıdır.

Yetkilendirilmiş Gıda Danışmanlığı: Özellikle "Gıda Mühendisi" istihdam edemeyecek ölçekteki küçük gıda işletmelerinin, teknik ve hijyen konusunda destek alabilmeleri amacıyla, TMMOB Gıda Mühendisleri Odası tarafından Tarım ve Orman Bakanlığı`na önerilen "Yetkilendirilmiş Gıda Danışmanı" sistemi hayata geçirilmelidir.

Bilgi kirliliği ve infodemi: Gıda bilimi konusunda eğitimsiz ve alanında uzman olmayan kişilerin yapmış olduğu kamuoyunu yanıltıcı açıklamalar ciddi bir halk sağlığı sorunu oluşturmaktadır. Basın ve kamuoyunun bu türden bilgilere itibar etmemesi; ilgili meslek odalarının görüşlerini dikkate alması önem arz etmektedir.

“GÜVENLİ GIDA LÜKS DEĞİL”

Güvenli gıda bir lüks değil, temel bir insan hakkıdır. Bu hakkın güvencesi olan gıda mühendisleri meslektaşlarımızın ve tarladan sofraya emek veren gıda emekçilerinin Dünya Gıda Güvenliği Günü’nü kutluyor; sorunların çözümü için başta resmi otoriteler olmak üzere tüm paydaşlarla iş birliğine hazır olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.”

***

Temennimiz halk sağlığı için gıda güvenliğinin tam olarak sağlanması, denetimlerin sağlıklı yapılması ve gıda güvenliğine erişimin kolaylaştırılmasıdır…

Kaynak: Haber Merkezi