Anayasa Mahkemesi eski raportörü Doç. Dr. Osman Can, ‘‘Anayasa bir metin değil, Anayasal bir düzenin ifadesidir‘‘ dedi. Can, "Bugün Gençliğe Hitabe tartışılıyorsa ya da din meselesi tartışılıyorsa, bütün bunların hepsinin Anayasa tartışması olduğunu bilelim." diye konuştu.
Marmara Üniversitesi (MÜ) öğretim üyesi ve Anayasa Mahkemesi eski raportörü Doç. Dr. Osman Can, ‘‘Türkiye tarihinde ilk defa ‘Anayasa‘yı halk yapacak‘ sloganı geçerli olmaya başladı. Halkın yeni Anayasa için beklentisi çok yüksek‘‘ dedi.
Türkiye‘de 100 yıllık bir Anayasal düzen olduğunu belirten Can, ‘‘ittihatçı geleneğe dayanan düzenin‘‘ daha sonra ‘‘Kemalist gelenek‘‘ olarak devam ettiğini söyledi.
Bu 2 geleneğin birbirinden çok farklı olmadığını ifade eden Can, şunları kaydetti: ‘‘Kemalist gelenek, ittihatçı geleneğe göre biraz daha rasyoneldir. Kurtuluş Savaşı‘nın kazanılmasında önemli bir rol üstlenmiştir. Bunu tabii ki kabul ediyoruz. 1921-1930 yılları arasındaki olağanüstü şartların içerisinde ilk devrimin gerçekleştiği bir dönemde üst yapıda değişikliklerde kullanıldı. Sonradan olağanüstü şartlar bitmesine rağmen devam etti.
Dolayısıyla aslında bir türlü demokratik olamadı, bir türlü insan hakları üzerine Anayasa kurulamadı. Hani ‘Egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir‘ şeklinde slogan sürekli durmakla birlikte hakikaten millet egemen olamadı.‘‘Anayasal düzen açısından bakıldığında 1876 ile birlikte 1921, 1924, 1961 ve 1982 anayasalarının olduğunu belirten Can, sözlerini şöyle sürdürdü:‘‘Bir gelenek var ama bu gelenek toplum tarafından üretilmiş bir Anayasa geleneği değil. Bir tane Anayasa var, 1921 Anayasası. Kurtuluş Savaşı döneminde yapıldı. İşte orada toplumun demokratik temsilcileri, esnafı, imamı, şeyhi, subayı, bürokratı ve saire yani bunları da içine alan toplumun bütün kesimlerinin temsil edildiği meclisti 1920 Meclisi. Daha sonraki meclis artık bir bürokratlar grubudur, atanmış bürokratlar grubudur. O meclisin düzeyine halen daha ulaşabilmiş değiliz. 1920 Meclisi muhteşem bir meclistir. Renkler vardır orada, toplumun renkleri... İşte o meclisin yaptığı 1921 Anayasası, toplumun tek yaptığı Anayasadır. Aslına bakarsanız Türkiye tarihinde iki Anayasa var; 1921 Anayasası ve diğerleri.‘‘
‘‘Toplum, Anayasa‘ya ilgi duymaya başladı‘‘
‘‘12 Eylül referandumu ile birlikte onun kabul edilmesinin ardından toplumun bütün kesitleri Anayasa‘ya ilgi duymaya başladı‘‘ diyen Can, ‘‘Türkiye tarihinde ilk defa ‘Anayasa‘yı halk yapacak‘ sloganı geçerli olmaya başladı. Halkın yeni Anayasa için beklentisi çok yüksek. Bu bütün siyasi partiler açısından güçlerini halktan aldıkları için hem iyi bir imkandır ama aynı zamanda bir risktir. Beklentiler yükselmiş vaziyette‘‘ dedi.
‘‘Anayasa bir metin değil, Anayasal bir düzenin ifadesidir‘‘ diyen Osman Can, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘‘Ona ait ne tartışılıyorsa, aslında Anayasa tartışılıyor demektir. Yani tarih tartışılıyorsa, Dersim konusu tartışılıyorsa, Gençliğe Hitabe tartışılıyorsa ya da din meselesi tartışılıyorsa, bütün bunların hepsinin Anayasa tartışması olduğunu bilelim. Anayasa tartışması demek, sürekli içinde Anayasa sözcükleri geçtiği tartışmalar değildir. Her şeyi tartışacaksınız. Dindar nesil tartışması da tartışmasız bir Anayasa tartışmasıdır. ‘‘




