28 Şubat’tan bu yana İran ile yaşanan savaş hali gerekçesiyle kapalı tutulan Mescid-i Aksa’nın bugün açılmasıyla birlikte gerginlik de tırmandı. Filistinli Müslümanların sabah namazıyla birlikte şükür secdeleri yaparak girdiği Harem-i Şerif, ilerleyen saatlerde İsrail polisinin koruması altındaki fanatik Yahudi grupların baskınına uğradı. Filistin yönetimi, bu baskınların sadece bir ziyaret değil, kutsal mekânın statüsünü değiştirmeye yönelik stratejik bir adım olduğunu savundu.
"Zaman ve Mekân Temelli Bölme" Hedefi
Filistin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, İsrail hükümetinin baskın saatlerini uzatma kararına dikkat çekilerek şu noktalar vurgulandı.
Baskın sürelerinin artırılmasının, Aksa içinde Müslümanların aleyhine yeni bir "fiili durum" yaratma amacı taşıdığı belirtildi.
Bu hamlenin, kutsal mekânın ibadet saatlerinin Müslümanlar ve Yahudiler arasında paylaştırılması (zaman açısından bölme) planlarını pekiştirdiği ifade edildi.
Açıklamada, İsrail’in Kudüs üzerinde hiçbir egemenliği olmadığı, 144 dönümlük Mescid-i Aksa’nın yalnızca Müslümanlara ait olduğu ve alınan kararların "yasa dışı ve geçersiz" olduğu altı çizildi.
İlk Günde 448 İsrailliden Baskın
İslami Vakıflar Dairesi’nden alınan bilgilere göre, Mescid-i Aksa’nın yeniden açıldığı bugün sabah ve öğle sonrası olmak üzere toplam 448 fanatik İsrailli Aksa’nın avlusuna girdi.
İsrail polisinin sıkı koruması altında gerçekleşen baskın sırasında fanatik gruplar dini ritüeller yaptı, şarkılar söyledi ve Müslümanların kutsallarını ihlal eden eylemlerde bulundu.
Olaylar sırasında avluda ibadet eden 3 Filistinli, İsrail polisi tarafından gözaltına alındı.
Uluslararası Topluma "Caydırıcı Önlem" Çağrısı
Filistin yönetimi, yaşanan tırmanıştan tamamen İsrail hükümetini sorumlu tutarken, uluslararası kuruluşlara ve insan hakları örgütlerine "acil hareket" çağrısında bulundu. Kudüs’teki İslami ve Hristiyan kutsal mekânlarının korunması için İsrail makamlarını hesap vermeye zorlayacak caydırıcı önlemlerin alınması talep edildi.
Mescid-i Aksa'nın 41 gün sonra cemaatine kavuştuğu bu tarihi günde, avlularda yankılanan şükür dualarına baskınların gölgesi düşmüş durumda. Bölgedeki atmosfer, barış arayışlarının ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.


