Endonezya Özgürlük Sarayı‘ndayız.
Endonezya Cumhurbaşkanı Susilo Bambang Yudhoyono, Türk heyetini en üst düzey organizasyonla ağırlıyor.
Yudhoyono, Cumhurbaşkanı Gül onuruna verdiği yemekte, bir süre sonra eline mikrofonu alıyor.
İki ülke arasındaki derin tarihi ilişkilerden söz ediyor. Ardından da geçtiğimiz yıl Türkiye‘ye geldiğini belirterek, ülkemizde gördüğü misafirperverlikten büyük bir memnuniyet duyduğunu ve çok etkilendiğini söylüyor.
İstanbul‘a övgüler yağdırıyor. İstanbul‘un medeniyet ve kültürler şehri olduğuna vurgu yapıyor, Dolmabahçe‘nin, Topkapı Sarayı‘nın ve Sultanahmet‘in kendisi üzerinde derin izler bıraktığını ifade ediyor.
2004 yılında Açe‘de yaşadıkları Tsunami felaketinde Türkiye‘nin halkıyla birlikte kendilerine yaptığı yardım ve desteği hiçbir zaman unutmayacaklarının altını çiziyor.
Yanımda ve karşımda bulunan Endonezyalı yetkililer de Cumhurbaşkanı Yudhoyono‘yu başlarını sallayarak onaylıyorlar.
Biri Fadıl Muhammed, Denizcilik ve Balıkçılık Bakanı...
Diğeri ise Dr. Syarief Hasan, MM, MBA... Kooperatif ve Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Bakanı
Her ikisi de Türkiye‘ye birçok kez geldiklerini, ülkemizi çok sevdiklerini, dost ve Müslüman ülke olarak Türkiye‘de bulunmaktan son derece memnun olduklarını dile getiriyorlar. D-8 oluşumundan övgüyle söz ediyorlar. Her iki cumhurbaşkanının bu oluşumun aktif hale hale getirilmesi konusundaki beyanatları, İKÖ ve G-20 üyesi olmalarının da ilişkilerin geliştirilmesinde katalizör rolü oynayacağına ilişkin ifadelerini duydukları anda mutlulukları gözlerinden okunuyordu.
Türkiye - Endonezya ilişkileri
Türkiye, Endonezya ile bağımsızlığını kazandığı andan itibaren sorunsuz ilişkilere sahip olmuştur. Her iki ülkenin de yoğun Müslüman nüfusunun bulunması ve siyasi hedef ve politikalarının benzerlik göstermesi iyi ilişkilerin zeminini oluşturmuştur. İki ülke arasındaki yoğun diplomatik ilişkiler İslam Konferansı Örgütü, D-8 Platformu, G-20 zirveleri ve ASEAN Bölgesel Forumu aracılığı ile devam etmiştir. Dolayısıyla, ASEAN‘a ev sahipliği yapan Endonezya Türkiye için başta Birleşmiş Milletler olmak üzere birçok uluslararası örgütte işbirliği içinde olduğu bir ülke konumundadır.
1. Soğuk savaş dönemi Ankara-Cakarta ilişkileri
İki ülkenin tarihleri boyunca dış politikada ortak hedeflere sahip olması ve birbirlerini uluslararası platformlarda desteklemeleri yakın ve dostane siyasi ilişkiler için zemin oluşturmuştur. Türkiye, demokratikleşme süreci ve gerçekleştirdiği reformlarla Endonezya‘nın model olarak aldığı bir ülke haline gelmiştir.
Türkiye, Soğuk Savaş döneminde Endonezya‘nın da aralarında yer aldığı Bağlantısızlar grubuyla Kıbrıs konusunda destek bulabilmek için yakın ilişkiler geliştirmeye gayret etmiştir. Türkiye, Bağlantısız ülkelerle ilişkileri geliştirme politikasını Soğuk Savaş boyunca sürdürmüş, Endonezya ile de yakın ilişkilerini geliştirmiş ve uluslararası birçok platformda iki ülke ortak hareket etmiştir. Endonezya, Türkiye‘yi Kıbrıs konusunda desteklemiştir. 1976 yılında BM Genel Kurulu‘nda Kıbrıs Türk toplumuna söz verilmesini öngören Türk teklifin nihayetinde reddedilmiş olsa da Endonezya tasarıya olumlu oy vermiştir. Kıbrıs konusunda olduğu gibi Ege Denizi‘nde Yunanistan ve Türkiye‘nin farklı hukuki talepleri konusunda da Endonezya Dışişleri Bakanı Mohtar Kusume Maja Aralık 1982 yılında yaptığı bir açıklamada, Ege Denizi‘ndeki özel durumun farkında olduklarını ve Türkiye‘nin tutumunu haklı bulduklarını beyan etmiştir. Türkiye de Doğu Timor sorunu karşısında Endonezya‘ya destek vermiş, 1985 yılındaki Türkiye ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Suharto Türkiye‘ye Doğu Timor konusundaki tutumu karşısında teşekkür etmiştir
2. Soğuk savaş sonrasında Türkiye-Endonezya ilişkilerinin yeniden şekillenmesi
Soğuk Savaş sonrasında Türkiye‘nin daha aktif bir dış politika izleme isteği, Doğu Asya gibi kendisinden uzak bölgelerle de ilişkilerini geliştirmesinin yolunu açmıştır. 1996‘da Ankara‘nın girişimleriyle kurulan D-8 platformunda Türkiye, Endonezya, Malezya, Bangladeş, Pakistan, İran, Mısır ve Nijerya‘nın temsilcileri düzenli aralıklarla toplanmaya devam etmişlerdir. Ayrıca 1999 yılından itibaren G-20 zirvelerinde de Endonezya ve Türkiye devlet ve hükümet başkanları düzenli olarak bir araya gelmektedirler. Bunun yanı sıra ASEAN ile Dostluk ve işbirliği Antlaşması imzalanmış; Temmuz 2010‘da ise ABD, Rusya, Avrupa Birliği gibi Asyalı olmayan devletlerin de yer aldığı 27 üyeli ASEAN Bölgesel Forumu‘na Türkiye de 28. üye olarak katılmıştır. Dolayısıyla Türkiye, tüm Asya-Pasifik bölgesiyle kurumsal ilişkisi olan bir aktör haline gelmiştir.
İKÖ platformu da Türkiye ve Endonezya arasında düzenli bir ilişki kurulmasında etkili olmuştur.
Tsunami ve Endonezya‘da bıraktığı izler...
Dünya bugün Japonya‘daki deprem ve tsunamiyi konuşuyor... Endonezya‘nın Banda Açe bölgesi de aynı çapta bir tsunami yaşamıştı.
Tarih 26 Aralık 2004‘ü gösterdiğinde Endonezya ve çevre ülkeler için yüz binlerce kayıp verilecek bir trajedi yaşanmıştı. Ancak en çok kayıp Endonezya‘nın Banda Açe bölgesinde verilmişti. Çünkü şiddetli deprem ve ardında oluşan dev tsunami dalgaları, sahil kesimlerini vurmuş ve ilk defa böylesine dev dalgaları gören Açeliler, hem korkmuş hem de derinden sarsılmıştı.
Tsunaminin bıraktığı izleri Açe‘de görmek hala mümkün. Bunlardan birisi tsunaminin dev dalgalarının şehrin merkezine sürüklediği dev gemi ile tsunamide bölgede ayakta kalan tek yapıt olan Rahmetullah Camii.
Tonlarca ağırlıktaki elektrik üreten dev gemiyi görenler, tsunaminin nelere yol açtığını daha derinden görme imkânına sahip oluyor. Şu an atıl durumdaki bu gemi aynı zamanda şehri tam olarak görmek için bir kule vazifesi de görüyor. Bu geminin yanında bulunan bir parkın duvarlarında da tsunami dönemine ait resimler sergileniyor.
Rahmetullah Camii‘nde de tsunami biraz daha farklı hissediliyor. Zira Türk Kızılayı tarafından tsunamide zarar gören kısımlarının onarıldığı bu caminin içine tsunaminin zarar verdiği kirişler olduğu gibi muhafaza ediliyor. Caminin duvarındaki resimlerinde de o döneme ait kareler yer alıyor.
Beyaz görünümü ve mimarisiyle dikkat çeken caminin çevresinde yeni evler yapılmış ancak eski canlılık artık yok.
Türk yardım kuruluşlarının tsunami döneminde yaptığı fedakarlığı unutmayan Açe halkı, olası tsunamiye karşı artık deniz kenarına çok fazla gitmiyor. Şehrin merkezinde ise motosikletliler göze çarpıyor. Geleneksel hazır yemek satanlar, alışveriş yapanlar ve hediyelik eşya satanlar objektiflere takılıyor.
Tarım ve turizmle geçinen şehirde kahve de önemli yer tutuyor. Akşam saatlerinde ise bölgeye mahsus ve kokusuyla dikkat çeken düryan meyvesi yeniyor.
Halk, tsunamiyi bir daha aklından çıkarmamak ve o günleri unutmamak için tsunami hatıralarını canlı tutmaya kararlı görünüyor. Tek istekleri ise bir daha böyle bir felaketin yaşanmaması.
Yarın: Irklar ve kültürler mozaiği Endonezya‘dan notlar