Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) enflasyon verilerini peş peşe açıklamasıyla birlikte, milyonlarca emekli ve memurun gözü kulağı temmuz ayında cebine girecek net rakamlara kilitlendi. Hayat pahalılığı karşısında cüzdanı boşalan, market raflarındaki amansız etiket değişimleri yüzünden hesapları şaşan vatandaş için bu dönem hayati bir viraj anlamına geliyor. Ancak uzmanların son dakika analizleri, bu kez kartların sadece ekonomik değil, siyasi kulisleri de sarsacak şekilde yeniden karılacağını gösteriyor. Maaşların seyrine göre erken seçim senaryolarının konuşulmaya başlanması, başkentte kafaları iyice karıştırdı.
İlk 5 Aylık Enflasyon Karnesi Netleşti
TÜİK’in mayıs ayı enflasyonunu ilan etmesiyle birlikte SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin ilk beş ayda yüzde 16,60 oranında zamma şimdiden hak kazandığı hatırlatıldı. Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, haziran ayında beklenen yüzde 1,30'luk enflasyon tahminiyle birlikte altı aylık kümülatif tablonun yaklaşık yüzde 18,10 seviyesine ulaşabileceğine dikkat çekti.
Erdursun'un hesaplamalarına göre, haziran verisinin ardından netleşmesi beklenen olası maaş senaryoları şu şekilde listelendi:
-
20 bin TL alan bir emeklinin maaşı 23 bin 620 TL'ye,
-
30 bin TL alan bir emeklinin maaşı 35 bin 430 TL'ye,
-
50 bin TL alan bir emeklinin maaşı ise 59 bin 50 TL'ye yükselecek.
Aynı formüle göre memur ve memur emeklilerinin temmuz ayı artış oranının ise yaklaşık yüzde 13,86 seviyesinde kalacağı kaydedildi.
"Enflasyon Farkı Zam Değil, Alım Gücü Telafisidir"
Kamuoyunda sıkça yapılan bir hataya dikkat çeken Erdursun, temmuz ayında yapılacak artışların bir "refah artışı" yani gerçek bir zam olmadığının altını çizdi. Enflasyonun altı ay boyunca vatandaşın cebini erittiğini vurgulayan uzman, "Enflasyon farkı bir refah artışı sağlamaz. Sadece kaybedilen alım gücünün telafi edilmesini amaçlar" diyerek, milyonlarca emeklinin uzun süredir ısrarla seyyanen artış veya refah payı beklentisini dile getirmesinin haklı gerekçelerini ortaya koydu.
Meclis Düzenlemesi Şart: Maaşlar Gecikebilir Mi?
En düşük emekli aylığı alan vatandaşlar için ise çok kritik bir bürokratik ayrıntıya vurgu yapıldı. En düşük emekli maaşı sınırının yükseltilmesi için yasal enflasyon farkının otomatik olarak yetmediği, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) özel bir kanun düzenlemesi yapılması gerektiği ifade edildi. Geçmiş yıllardaki tecrübelere dayanarak bu yasal prosedürlerin temmuz ödeme dönemine yetişemeyebileceğine dikkat çeken Erdursun, en düşük aylığı alanların yeni maaşlarını ağustos ayında sarkmalı olarak alabileceğini, temmuz farklarının ise sonradan hesaplara yatırılabileceğini aktardı.
Asıl Şifre: Seyyanen Zam Gelirse Erken Seçim Kapıda
Piyasanın ve emeklinin asıl kilitlendiği noktanın enflasyon farkının ötesinde, hükümetin bu oranların üzerine ekleyeceği "ilave refah payı" olduğu belirtildi. Temmuz ayında asgari ücrete bir ara zam gelmesi ve emekliye seyyanen bir artış yapılması durumunda, bunun bütçesel bir tercihten ziyade siyasi bir strateji olacağı vurgulandı.
Erdursun, konuya ilişkin yazısında şu dikkat çeken ifadeleri kullandı:
"Temmuz ayında emeklilere seyyanen artış verilmesi, en düşük emekli aylığında ciddi bir iyileştirme yapılması ve asgari ücrete ara zam uygulanması halinde siyasi kulislerde erken veya baskın seçim ihtimalleri daha yüksek sesle konuşulmaya başlanabilir."
Şayet hükümet ek bir iyileştirme yapmaz ve sadece yasal sınırı verirse, seçim ekonomisi beklentilerinin tamamen 2027 yılı Ocak ayına öteleneceği ifade edildi.
3 Temmuz'da açıklanacak olan haziran ayı son enflasyon verisi ve hemen ardından hükümet ile Meclis hattında kurulacak olan o kritik maaş masaları bekleniyor.