Zirvenin en trajikomik ve can acıtıcı sahnesi ise Siyonizm’in ve küresel sermayenin sadık hizmetkârı, İslam dünyasına yönelik pervasız tehditleriyle bilinen ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’da kırmızı halılarla, üst düzey diplomatik törenlerle karşılanması oldu.
Savunma ve barış maskesiyle küresel hegemonyanın tetikçiliğini yapan NATO, kurulduğu günden bu yana namlularını daima İslam coğrafyasına çevirmiştir. Bu kirli ittifakın sicili, sadece işgallerle değil, Müslümanların katledilmesine göz yummakla da doludur.
TARİHLERİ İŞGAL VE KATLİAM DOLU
1990’ların başında, Avrupa’nın göbeğinde Bosna-Hersek’te Müslümanlar vahşice soykırıma uğrarken, NATO ve arkasındaki Batı aklı tam üç yıl boyunca bu vahşeti sessizce seyretmiş, Müslümanların kendilerini savunma haklarını dahi ellerinden almıştır. Srebrenitsa’da binlerce masumum kanı akarken kıllarını kıpırdatmayanlar, iş sömürge düzenini kurmaya gelince Afganistan’ı yirmi yıl boyunca işgal etmiş, Irak’ı parçalamış, Libya’yı iç savaş girdabına sürüklemiştir.
NATO BİR HAÇLI İTTİFAKIDIR
İslam coğrafyasına kan, gözyaşı ve yıkım götürer bu Haçlı ittifakı, savunma değil açık bir taarruz ve sömürü aygıtıdır. Bugün Ankara’da masaya oturup güya "bölgesel istikrar" ve "terörle mücadele" nutukları atacak olanlar, aslında İslam coğrafyasındaki terör örgütlerinin, kaos planlarının ve sınır değişikliklerinin asıl sorumlularıdır.
TRUMP KANLI ELLERİ İLE ANKARA’DA
İttifakın baş aktörü ABD Başkanı Donald Trump da ellerinde ki Gazze’nin kanı daha kuramadan Ankara’ya ayak bastı. Siyonist işgal rejiminin Gazze’de gerçekleştirdiği ve on binlerce masum kadının, çocuğun canına mal olan soykırımın arkasındaki asıl askeri, mali ve diplomatik kalkan bizzat Trump yönetimindeki ABD ve onun güdümündeki NATO mekanizmasıdır. İslam dünyasının kalbine saplanan Siyonist hançeri korumayı kendilerine birinci vazife edinen bu yapının, Ankara’da barıştan ve adaletten bahsetmesi tiyatrodan ibarettir.
TÜRKİYE’NİN SAVUNMA SANAYİSİNE GÖZ DİKTİLER
“Müttefiklik” ve “stratejik ortaklık” adı altında Türkiye’yi yıllardır oyalayan NATO, aslında Ankara’nın tam bağımsızlık iddiasına ve millî güvenliğine kasteden en büyük tehdit odağıdır. Batı emperyalizmi, Türkiye’nin savunma sanayiinde yerli ve millî bir güç olmasından her zaman rahatsızlık duymuştur. Bugün Ankara'da düzenlenen zirve kapsamında, savunma sanayinin gözbebeği ASELSAN başta olmak üzere millî kuruluşlarımızın "NATO caydırıcılık mimarisi" adı altında küresel çarkın içine çekilmek istenmesi manidardır.
LAF BAŞKA HESAP BAŞKA
Trump ve temsil ettiği Pentagon aklı, F-35 ve askeri uçak motorları üzerinden Türkiye ile ilişkilerinde hayali pembe bir tablo çizmeye çalışıyor. İttifakın gizli hedefi ise ASELSAN’ın ürettiği bağımsız ve millî teknolojileri kontrol altına almak, sınırlandırmak ve Türkiye’nin İslam coğrafyasına uzanabilecek bağımsız hamlelerini daha mutfakta iken boğmaktır. Bizim mühendislerimizin alın teriyle yükselen stratejik gücümüz, NATO’nun küresel operasyonlarına payanda yapılamaz.
KIBRIS’TA ESARET ALTINA ALMAK İSTİYORLAR
NATO ile Trump ikilisinin Türkiye üzerindeki en tehlikeli hesaplarından biri de hiç şüphesiz Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki millî çıkarlarıdır. Yıllardır Kıbrıs’ın bağımsızlığını ve Müslüman Türk varlığını yok sayan Batı ittifakı, Akdeniz’deki enerji kaynaklarına çökmek için Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile kirli ortaklıklar kurmaktadır.
İSLAM COĞRAFYASINI TAMAMEN KUŞATMAK İSTİYORLR
Trump’ın ve NATO’nun Kıbrıs üzerindeki hesabı nettir: Türkiye’yi adadan tamamen koparmak, Doğu Akdeniz’deki "Mavi Vatan" sınırlarını gasp etmek ve adayı tamamen bir NATO/ABD üssü haline getirerek İslam dünyasını güneyden de kuşatmaktır.
ZİRVEYE GELENLERİN TERÖRE VERDİĞİ DESTEK DEVAM EDİYOR
Tehdit sadece deniz sınırlarıyla da sınırlı değildir; Türkiye’nin güney sınırlarında, Suriye’nin kuzeyinde bir "terör devleti" kurmak için PKK/YPG’li katillere on binlerce tır dolusu ağır silah ve mühimmat yığınları yapan güç de NATO’nun başat aktörüdür. Bizim askerimizi şehit eden mermiler, bu zirveye ev sahipliği yapan sözde müttefiklerimizin fabrikalarından çıkmakta, Kıbrıs’ta karşımıza dikilen diplomatik engeller yine bu masalarda tasarlanmaktadır.
TRUMP’IN KARŞILANMASI VİCDANLARI SIZLATTI
Ankara’da düzenlenen bu zirvenin en acı ve aziz milletimizin vicdanını en çok sızlatan sahnesi, Kudüs’ü işgalcilerin başkenti olarak tanıyacak kadar pervasızlaşan, Kıbrıs’taki Türk varlığına ve millî sanayimize göz diken Donald Trump’ın devlet törenleriyle, sıcak tebessümlerle karşılanması olmuştur. Müslümanların kanıyla beslenen küresel kapitalist ve emperyalist çarkın başındaki bu isme gösterilen aşırı misafirperverlik, ne bu toprakların asil tarihine ne de mazlumların ahına yakışmaktadır.
TÜRKİYE’NİN YERİ D-8’DİR
Bilinmelidir ki; ASELSAN’ımıza göz diken, Kıbrıs’ta haklarımızı çalmaya yeltenen, Gazze’de soykırıma ortak olan Trump ve temsil ettiği NATO zihniyeti, Türkiye’ye dost olamaz. Türkiye, kendi millî ve manevi eksenine dönmeli; egemenliğimizi tehdit eden, coğrafyamızı tarumar eden bu yapılardan elini çekerek D-8’i büyütmeli ve İslam Birliği’ni kurma iradesini kuşanmalıdır.