Hukuk Merkezi Başkanı Metin Özyurt, "Hrant Dink‘i öldürenlere örgüt suçundan ceza verilmemesine isyan eden bazı aydın ve yazarlarla sivil toplum kuruluşlarının, Ergenekon davası sanıklarının serbest bırakılması için kampanya yürütmesi, yaman bir çelişki olarak bütün çıplaklığıyla açığa çıkmıştır." dedi.TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu‘na gönderilen tek anayasa taslağını hazırlayan Hukuk Merkezi, "Yeni Anayasaya Doğru" konulu bir söyleşi düzenledi. Merkez Anayasa Çalışma Grubu Sorumlusu Av. Coşkun Doğru ve İzmir Üniversitesi (İZÜ) Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Merdan Hekimoğlu tarafından yapılan söyleşiye hukukçular katıldı. Açılış konuşmasında Başkan Özyurt, "Geçen salı günü sona eren Hrant Dink‘in öldürülmesiyle ilgili davada verilen karar, kamuoyu vicdanında adaletin sağlandığı yönündeki duyguları tatmin etmekten uzaktır. Türkiye‘de yargının son yıllarda, sivil irade üzerindeki vesayetleri sona erdirecek yargılamalarla gündemde olduğu dikkate alınırsa açıklanan karar, demokratikleşme ve bireysel özgürlüklerin arttırılması yönündeki çabaların üzerindeki koyu vesayet gölgesinin henüz aydınlanmadığını göstermiştir." diye konuştu.

Dink‘in bazı amaçlar uğruna öldürüldüğünü iddia eden Özyurt, sözlerine şöyle devam etti: "Unutulmamalıdır ki devam eden Kafes Eylem Planı davasında ele geçirilen CD‘lerde, ülkemizde yaşayan azınlık mensuplarının can güvenliğinin olmadığına yönelik kara propaganda yapılması ve bu konuda kamuoyu oluşturmaya yönelik faaliyetler geniş yer tutmaktadır. Kafes Eylem Planı sanıklarından ele geçirilen dökümanlarda Hrant Dink, Rahip Santaro ve Malatya Zirve Kitapevi cinayetlerinden, kamuoyu oluşturmada başarılı olmuş eylemler olarak söz edilmektedir. Ne yazık ki Hrant Dink, bu planın amacı uğruna katledilmiştir. Kamuoyu tarafından kolayca hissedilen bu gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli soruşturmanın yapılmamış olması, soru işaretlerini arttırmıştır."

Neden sessizler?

Hrant Dink cinayetinde örgüt arayanların, Ergenekon davasında sessiz kaldığına dikkat çeken Metin Özyurt, "Hrant Dink‘in, ölümünden önce Türk Ceza Kanunu‘nun 301. maddesi kapsamında yargılanması sırasında bazı Ergenekon sanıklarının adliye önündeki gösterileri, büyük fotoğrafın gözden kaçırıldığı izlenimi vermektedir. Dink‘i öldürenlere örgüt suçundan ceza verilmemesine isyan eden bazı aydın ve yazarlarla sivil toplum kuruluşlarının, onun katiline giden yolun taşlarını adım adım yerleştirenlerin ve arkasındaki iradenin yargılandığı Ergenekon davası sanıklarının serbest bırakılması için kampanya yürütmesi, yaman bir çelişki olarak bütün çıplaklığıyla açığa çıkmıştır.

Bu davada örgüt bağlantısını bulamayan yargıya karşı gösterilen tepki, yer altından çıkan silahlarla darbe planları ve andıçlarla dolu Balyoz, Sarıkız ve Kafes eylem planları gibi isimlerle anılan Ergenekon davalarının ülkemiz demokrasisi için önemini bir kez daha ortaya çıkarmıştır." şeklinde konuştu. Anayasa Çalışma Grubu Sorumlusu Doğru ise, "Halen yürürlükte olan 1982 Anayasası, birçok yönden yıllardır eleştirilmekte, Türkiye‘nin birçok yapısal probleminin kaynağı olarak görülmektedir." dedi. Anayasa‘nın değiştirilmesine ilişkin gerekçeleri sayan Doğru, "12 Haziran 2011 seçiminde hemen hemen her partinin yeni bir anayasa vaadinde bulunması nedeniyle toplumdaki yeni anayasa beklentisi ve isteği yükselmiş ancak seçimden sonra TBMM‘de kurulan uzlaşma komisyonu, hayal kırıklığı yaratmıştır." dedi.

Av. Coşkun Doğru, şöyle devam etti: "Yeni anayasanın hazırlanış süreci için anayasa yapacak organın kurucu meclis olması ve ayrı bir seçimle seçilmesi düşüncesi bizce antidemokratiktir. Anayasa yapacak organ TBMM olmalı ve olağan yasama süreci sonunda anayasa yürürlüğe girmelidir. Yeni anayasa bir içerik değil, bir çerçeve anayasası olmalıdır. Ülkenin şartlarından kaynaklanan bazı özel durumlar, anayasada ayrıntılı düzenlenmelidir. Yeni anayasa özgürlükçü, evrensel kriterleri esas alan, insan odaklı olmalıdır. Vesayet kurumlarının hiçbiri anayasada yer almamalıdır. Millî Güvenlik Kurulu, Genelkurmay Başkanlığı, Yüksek Askerî Şûra, sıkıyönetim, YÖK gibi kurumlar anayasal kurum olmaktan çıkarılmalıdır."

Muhabir: Haber Merkezi