İnsan dilinin altında gizlidir. Neye nasıl baktığını ve kim olduğunu dil aracılığıyla ortaya koyar.
Dil kalbin tercümanıdır neye inanır nasıl düşünüyorsak dil bunu ifade eder ve iyinin de kötünün de tercümanlığını yapar. Dil hakkı söylediğinde sahibini yüceltir, yalanın dedikodunun ve boş malayanilerin sözcülüğünü yaptığında sahibine büyük zarar verir. Mevlana mesnevisinde dilin afetlerini şöyle ifade eder:
"İnsanoğlu dilinin altında gizlidir;
Şu dil, can kapısının perdesidir.
Yel perdeyi kaldırdı mı, evin içinde ne var, belirir bize.
O evde inci mi var, buğday mı,
Evin içi altın hazinesi mi, yoksa yılanlarla, akreplerle mi dolu?
Yoksa içeride define mi var da kıyısında yılan bekliyor?
Çünkü altın definesi de bekçisiz olmaz ya."
Sözün gücü vardır
Dil doğru kullanıldığında kişinin yaşamını kolaylaştırır ve yaşanan sorunlara daha pratik çözümler getirir. Yanlış kullanıldığında ise, kişinin dünyasını da ahiretini mahvedebilir. Büyüklerimiz "insanoğlunun hayatta başına ne geldiyse dilinden gelmiştir" sözleriyle bu gerçeği ortaya koymaktadırlar. Yunus Emre ise, sözün hayatımızda ne kadar önemli olduğunu şöyle ifade eder:
"Söz ola kestire başı, söz ola kestire savaşı, söz ola ağulu aşı, bal ile yağ eder bir söz"
İnsan dilinin altında gizlidir
Dil insanın kurtuluşunu sağlayacak kadar etkili bir kılavuz da olabilir onu karanlığa saplayan büyük bir düşman da olabilir. İbnu Abdullah, Efendimizin bu konudaki tavsiyelerini söyle nakleder: "Bir gün Ey Allah‘ın Resulü dedim, uyacağım bir amel tavsiye et bana" Efendimiz şu cevabı verdi: Rabbim Allah‘tır de, sonra doğru ol... Tekrar Ey Allah‘ın Resulü, Benim hakkımda en korktuğunuz şey nedir? Eliyle dilini tutup işte şu buyurdu..." ( Kütüb-ü Sitte, 5909)
Hazreti Peygamber, dilin afetleri konusunda bizleri uyarıyor ve dilini doğru kullanan kişiyi müjdeliyor. Bir hadisi şerifinde Allah resülü şöyle buyurur: "Kul bazen Allah‘ın rızasına uygun olan bir kelamı ehemmiyet vermeksizin sarf eder de Allah onun sebebiyle cennetteki derecesini yükseltir. Yine kul, (Bazen) Allah‘ın hoşnutsuzluğunu sebep olan bir kelimeyi ehemmiyet vermeksizin sarf eder de Allah o sebeple onu Cehennemde yetmiş yıllık aşağıya atar" (Kütüb-ü Sitte 5913)
Sözün de bir adabı vardır
Konuşurken, doğru söz söylemeye ve insanları incitmemeye özen göstermeliyiz.
Münakaşa ve gereksiz konuşmalardan uzak durmalı ve sözü israf etmemeliyiz.
Allah‘ın dinini tebliği etmeli, bulunduğumuz ortamda insanları Hakk‘a çağırmalıyız.
Öfkelendiğimizde, söyleyeceğimiz sözü tartmalı ve karşı tarafa zarar verecek ifadelerden kaçınmalıyız.
Ailede ya da dış dünyada yaşadığımız sorunları iletişim kurarak çözmeye çalışmalı ve duygularımızı uygun bir dille ifade etmeliyiz.
İnsanları anlamaya çalışmalı ve eleştirmemeliyiz.
İnsanlarla ilişkilerimizde hata odaklı davranmamalı, aksine kusurları örtmeli, hataları bağışlamalı ve saygı göstermeliyiz.
Gerektiği yerde konuşmayı gerektiği yerde susmayı bilmeliyiz.
Bilmediğimiz konularda konuşmamalı, gereksiz cümleler kullanmamalıyız.
"Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır" (Ataullah İskenderi)
Dilin sadakası doğru sözdür
Öncelikle dilimizi doğru kullanmak ve doğruyu söylemekle sorumluyuz. Yani, çıkarımız için, eğip bükmeyeceğiz, haksızlık yapmayacağımız ve yalana geçit vermeyeceğiz. Bunun için söyleyeceğimiz her sözü kırk ölçüp bir biçeceğiz. Aksi takdirde sorumsuzca söylediğimiz sözlerin esiri olabiliriz.
Söz en gelişmiş silahlardan daha büyük tahribata sebep olabilir. Büyüklerimiz "Bak şu çeşmenin tası yok, kırma insanı kalbini yapacak ustası yok" sözünü boşuna söylememişler.
Günümüz toplumları sihirli sözlerin mağduru olmaktan kurtulamıyorlar. Yazılı ve görsel medya aracılığıyla insanların yüreklerine sözden bombalar atılıyor ve bu insanlar bir zaman sonra bilinçlerini yitiriyorlar. Bütün bunların sonucunda ise, bilinci ve aklı körelmiş olan bu insanlar artık kolayca sindirilebilir hale geliyorlar.
Bazen bir sözle bir inansın hayatının değiştiğini görürsünüz. Burada söz bu insanların uyuyan bilincini ve duygularını uyandırıyor. Mekke‘de İnsanlar Lailahe İllallah sözüyle dirildiler ve hayatları değişti. Bu sözle yeniden hayata başladılar yaşamlarına yeni bir pencere açtılar.
Dil Allah‘ın bizlere bahşettiği büyük bir nimettir. Bu nedenle dilimizi doğru kullanmayı öğrenmeliyiz. Büyüklerimiz kurşun yarası geçer de dil yarası geçmez demişler. Hazreti Mevlana "ağızdan çıkan söz bil ki, yaydan fırlayan ok gibidir, o ok gittiği yerden geri dönmez, seli baştan bağlamak gerek" der ve kalp kırmanın insanlığımızdan alıp götürdüklerini ifade eder.




