Gündem

Deve sütü nasıl sağılır

Deve sütü nasıl sağılır?

Abone Ol

Deve çiftliğinden ayrıldık ama ben size hiç görmediğiniz "Deve sütünü sağma işini" anlatayım...

Çiftlik sahibi 20 müşterisini karşısında görünce şöyle dedi:

? Ehlen ve Sehlen ya Hacci... (Hoş geldiniz, sefa geldiniz hacılar). Daha sonra eline aldığı koskoca bir tasla hızla develerin arasına daldı... Yanyana yavrusuyla birlikte yatan anne deveyi kaldırdı... Hemen yavru deve annesini emmeye başladı... Çiftlik sahibi yavruyu bir kenara itip deveyi sağmaya başladı... Süt tasın içine "corul-corul" sesler çıkararak akmaya başladı... İki memeden birden akan süt hemen hemen bir dakikada neredeyse 10 bardak olmuştu...

Bu arada anne deve huzursuz olmuştu... Tepinmeye başladı ve bu arada yavru deve de annesinin etrafında dolanıp duruyordu... Deve yavrusuna süt vermek istiyor, yavru da süt emebilmek için dolanıp duruyordu... Bizim ilgiyle izlememiz çiftlik sahibini daha da gayrete getirdi...

Devenin huzursuz oluşuna hemen çare buldu... Belindeki ipiyle devenin ön ayaklarından birisini kıvırıp bağladı... 200 kiloluk koskoca devenin 4 bacağı yoktu, sadece 3 bacağı vardı... İki arka bacaklarını deve kendisi araladı... Öndeki tek bacağı yana yıkılmamak için ortaladı... Devenin bir santim bile oynayacak, kımıldayacak hâli yoktu...

Hemen bir iki dakika içinde 20 kişiye bol bol yetecek "Erimiş dondurma soğukluğunda ve kıvamında" süt hazırlanıyordu... Devenin ön ayağı çözüldü ve yavru anasını emerken bizler de deve sütünün süzgeçten geçirilip büyük bir kapta adeta taşacak şekilde köpürmesini seyrediyorduk...

Elimize tutuşturulan plâstik bardakları daldırıp daldırıp çölün ortasında mucizevi "yiyecek-içecek" deve sütünü yudumluyorduk...

Bardağın yarısı süt, yarısı da yağlı köpük... Hiçbir sütte bu lezzet yok... Ben köylü çocuğuyum ve ömrümde böyle lezzetli hem de çiğ vaziyette sütü ilk defa içiyorum...

Önce "Besmele" sonra "Elhamdülillah" ve ardından Arap çiftlik sahibine "Şükran" (Teşekkürler) diyerek memnuniyetimizi belirttik.

Daha sonra "soğuk hava üfleyen" minibüsün içinde Mekke ye doğru yol almaya başladık...

Müzeye giremedik

Yolda Kâbe nin örtüsünün dokunduğu fabrikayı ve yanındaki müzeyi görmek için durduk... Şirket görevlisi kapıdaki bekçi ile uzun süre konuştular... Bekçi "Lâ... Lâ" diyordu... Anladık ki fabrika ve müzeyi gezemeyecektik...

Otelden ve şirketten mühürlü ve Mekke Belediyesi nden onaylı bir belge isteniyormuş... Kaç hacının müzeyi gezmesi isteniyorsa liste halinde belirtilmesi ve onaylanması lâzım imiş...

Oradan da boynumuz bükük üzüntülü bir vaziyette ayrılıyoruz... Tek tesellimiz ise Kâbe ye dönüyor olmamız... Önce otelimize ve ardından ver elini Kâbe... Öğlen namazını Kâbe ye bakarak revaklarda ön safta kılıyoruz...

Elhamdülillah, Elhamdülillah...

Bizden bu kadar...

Kifayet-i müzakere diyoruz...

 (DEVAMI YARIN)

Kazım Naci Doğan