Danıştay saldırısının üzerinden 4 yıl geçti. Saldırının artık büyük bir organizasyonla yapıldığı ve darbe zemini oluşturup hükümeti yıkmayı amaçladığı açığa çıktı. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) raporuyla Danıştay‘daki kamera görüntülerinin silindiğinin ortaya çıkması ise bu gerçeği teyit etti. Danıştay saldırısının ‘kara kutu‘su olarak nitelendirilen görüntülerin akıbetinin ne olacağı konusunda henüz net bir bilgi yok.
13 günlük suskunluğunu bozan OYAK Güvenlik, resmi imzalı bilirkişi raporu ve eklerine bütün uğraşlarına rağmen ulaşamadığını açıkladı. Raporun ‘TÜBİTAK tarafından hazırlanmadığının anlaşıldığını‘ ileri süren OYAK‘ın görmediğini iddia ettiği rapordaki bilirkişi tutanağı güvenlik şirketini yalanlıyor. 17 Aralık 2009 tarihli tutanakta, mahkemenin TÜBİTAK‘tan bilirkişi incelemesini talep etmesi üzerine Hayretdin Bahşi‘nin görevlendirildiği açık bir dille yazılıyor. OYAK‘ın açıklamasında, görüntülerin silindiğine yönelik iddialara değinmemesi de dikkat çekiyor.
Ergenekon davasının en önemli delillerinden biri olan Danıştay saldırısında, Alparslan Arslan, Tekin Irşi, Osman Yıldırım, İsmail Sağır, Erhan Timuroğlu‘ndan oluşan ekip, tüm yurtta laik kesimi tehdit altında göstermek amacıyla 5, 10 ve 11 Mayıs 2006 tarihlerinde 3 kez İstanbul Şişli‘de bulunan Cumhuriyet Gazetesi‘ne bomba attı. Alparslan Arslan‘ın olaydan önce "Danıştay 2. Daire‘nin yerini keşfe çıktı. Avukat kimliği bütün kapıları açan Arslan, 2. Daire‘nin Ek Bina‘daki yerini ve kaçış yollarını kontrol etti." iddiaları ise TÜBİTAK‘ın son raporuyla ayrı bir önem kazandı. Danıştay‘da dikkat çekici güvenlik zafiyetleri de saldırının ayrı bir noktası. Önce 8 sonra da 11 Mayıs‘ta güvenlik kameraları arızalandı.
OYAK‘tan gelen görevliler 11 Mayıs‘ta güvenlik kameralarının görüntülerini kaydeden harddiski değiştirdiler. Görüntülerin silindiği iddiaları bu noktada önem kazanıyor. Yani saldırı öncesi kayıtlar, ilk kez 11 Mayıs‘ta yok edildi. Eylemin asıl fizibilitesini yapan ekip kimlerse bulunmaları artık mümkün değildi.
16 Mayıs sabahı Danıştay güvenlikçileri kameraların kayıt yapmadığını fark etti. OYAK‘tan gelen yetkililer bu sefer harddiskleri yanlarında götürerek, güvenlik kamera sistemini tamamen devre dışı bıraktı. Böylece Alparslan Arslan‘ın o günkü keşif çalışmalarının görüntüleri kayıtdışı kaldı ya da görüntülendiyse de harddiskler arızalanıp teknik servis tarafından önce sökülüp sonra da geri getirilemeyecek şekilde silinince kayıtların yok olduğu iddiaları ortaya atıldı.
İnanan insanların üzerine yıkmaya çalıştılar
Arslan‘ın kaçmayı planlarken yakalanması, hain saldırıyı planlayanları hedef saptırmaya yöneltti. Planlayıcılar saldırıyı inanan insanların üzerine yıkmak istiyordu. Buna zemin hazırlamak için de çeşitli yöntemlere başvurdu. 17 Mayıs günü Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan, "Arslan‘ın saldırı esnasında tekbir getirdiğini ve saldırıyı Danıştay 2. Dairenin başörtüsü kararı nedeniyle gerçekleştirdiğini söylediğini" açıkladı.
"OYAK Güvenlik Şirketinin başındaki albayın ifadesi alınmalı"
Daha önceki bilgiler ışığında Ergenekon‘la bağlantılı olabileceği düşüncesiyle davanın bozulduğunu hatırlatan Tayyar, TÜBİTAK raporuyla bu algıyı, kanıyı güçlendirecek bir sonuçla karşı karşıya bulunulduğunu söyledi. Kayıtların silinmiş olmasının "bir delil gizleme kaygısını ön plana çıkardığını" vurgulayan Tayyar, kayıtlar olsaydı Alparslan Aslan‘ın arkasındaki güçlerin deşifre edilmesinin daha kolay olacağını belirtti.