Merhum Erbakan Hocamızın vefat yıldönümü nedeniyle bu yıl “Erbakan’ı anlamak” sloganıyla Ankara’da gerçekleştirilen uluslararası sempozyuma büyük bir başarıyla sona erdi.

Öncelikle yoğun seçim atmosferinde bile mükemmel bir organizasyona imza atan tertip komitesine şükranlarımı ifade ederek başlıyorum.

Protokol konuşmaları ve iki oturumdan oluşan sempozyumun son oturumundan başlamak istiyorum.

Gazeteci Mustafa Yılmaz’ın oturum başkanlığında Ali Bulaç ve Ahmet Hakan Beylerin sunumlarıyla Hocamız ve Milli Görüş davası hakkında -abartmıyorum- müthiş tespitler ortaya kondu.

Ülkemizin çok iyi izlenen gazetecileri olarak anlattıklarını eminim köşelerinde de paylaşacaklardır.

Ancak biz burada kendi üslubumuzla Milli Gazete okuyucularına aldığımız notları aktarmaya çalışacağız.

Ali Bulaç konuşmasında özetle şunları söyledi:

“AK Parti kurulmasa da Refah Partisi, 2002 ya da 2004 yılında büyük bir oy oranıyla tek başına iktidara gelecekti. Batılılar bu tehlikeyi gördüğü için Refah’ı bölerek AKP’yi işbaşına getirdi.

AK Parti, gömlek çıkardığını ve davadan vazgeçtiğini ilan ederek ortaya çıktı. İşbaşına gelirken güç odaklarıyla uzlaşarak ve onlara sözler vererek “şunları yapacağım bunları da yapmayacağım” diye taahhütlere girdi ve sözünde de durdu.

Türkiye’de sistem bütünüyle çökmüştü. AKP ölmek üzere olan bu sisteme hayat öpücüğü verdi. Bütünüyle yok olmak üzere olan “sistemi” oksijen çadırına aldı ve böylece bu kokuşmuş sisteme hayat verdi. AK Parti olmasaydı “eski düzen” bütünüyle yok olmuştu. Bozuk eski düzen AK Partiyle yeniden hayat buldu ve varlığını sürdürme imkânı buldu.

Refah-Yol iktidarı dışardan müdahale ile yıkıldı. Yoksa motor bozulup araba gitmiyor değildi. Tersine çok iyi giden aracın önüne bariyerler konup durduruldu, motoruna müdahale edildi.

Eskiden, (AK Parti’den önce) “İslam için iktidar” hedef iken; AK Partiyle birlikte “İktidar için iktidar” hedef oldu.

Gelelim Erbakan Hocayı tanımlarken yaptığı açıklamalara… Ona göre Erbakan Hoca’nın siyasette 5 temel parametresi vardı.

Müslüman kimliği. Bunun gereği olarak hep hak ve doğrudan yana oluşu.

İslam kardeşliği. Böylece ülkede yaşayan tüm vatandaşları kucaklayan ve herkesi koruyan ortak şemsiyesi oldu.  Herkesin sahiplendiği ve benim diyebileceği partisi oldu.

Ahlaki arınma ve dürüstlük. Önce ahlak ve maneviyat ilkesiyle özdeşleşen ve temel hedeflerinden birisi olarak ve bunu uygulayarak siyaset yürütmekteydi.

Adil Düzen hedefi.

İslam Birliği hedefi.

Erbakan Hocanın iktidarında işlediği iki büyük suçu(!) vardı. Bunlar;

Ekonomik suçlar: Havuz sistemi kurması, denk bütçe yapması, orta direk gelirliye yüksek zamlar vermesi ve sosyal politikalarla refahı kitlelere yaymasıydı. Hele de denk bütçe o kadar büyük suçuydu(!) ki ülkenin, pekâlâ borçlanmadan yaşayabileceğini, denk bütçe yapabileceğini göstermişti.

D-8 projesi: Yani İslam Birliğini kurma hedefi. Bu suçlar (!) onun iktidardan devrilmesini sağladı.

Sayın Bulaç’ın en çok alkış alan cümlelerinden birisiyle noktalayalım.

(Erbakan) Hoca şerefiyle geldi, şerefiyle gitti.