Cumartesi sabahı gazeteleri açıyorsunuz ve YGS‘de gizli şifre‘ manşetleriyle karşılaşıyorsunuz.
Bu başlığın aslında kendisi de bir şifre. Açayım: Geçen pazar günü yapılan ve yaklaşık 1 milyon 700 bin kişinin girdiği ilk basamak üniversite sınavının adı YGS.
Peki sınavda kullanılan ve bilenlere avantaj sağladığı düşünülen şifre ne?
YGS‘nin 40 soruluk matematik sınavındaki soruların cevap seçeneklerindeki rakamları küçükten büyüğe doğru sıralayarak karşılaştıracakmışsınız. Cevap seçeneği olan rakam ile sizin kendi sıralamanızdaki rakam alt alta gelirse doğru cevap oymuş. Yani şifre buymuş.
Sanıyorum hiçbir şey anlamadınız. Bir örnek vereyim: Sınavın 1. sorusunun cevap seçenekleri şöyle: a) 8 b)10 c) 6 d) 4 e) 2
Şimdi küçükten büyüğe sıralıyoruz. A‘nın altına 2, B‘nin altına 4, C‘nin altına 6, D‘nin altına 8 ve E‘nin altına da 10 geliyor.
Tesadüfe bakın ki, c seçeneği olan 6 ile bizim sıralamamızda bu harfin altına gelen rakam aynı, yani 6. O halde doğru cevap bu. Ve evet gerçekten de 1. sorunun doğru cevabı c seçeneği.
Bilmiyorum ‘şifre‘yi anlatabildim mi? ‘Da Vinci Şifresi‘ kadar olmasa da bu da bir şifre işte.
Peki bu ‘şifre‘ 40 sorudan kaçında ‘geçerli‘? Milliyet gazetesinin tecrübeli eğitim yazarı Abbas Güçlü, 40 soruluk testin 17‘sinin cevaplarının burada anlatılan sistemle çözüldüğünü yazmış dün.
Abbas Güçlü bir de, cevap - seçenekleri zaten küçükten büyüğe doğru sıralı olan ve her seferinde de birinci seçenek olan a seçeneğinin doğru cevap olduğu 6 soruluk başka bir serinin daha olduğunu yazıyor. Ama kabul edersiniz ki, bu, ikincide aslında şifre yok.
Cevabı aranan büyük soru şu: Bu 17 soruluk ‘şifre‘ bu sınava kasıtlı olarak birileri haksız başarı elde etsiz diye mi konmuştur, yoksa çıkan bu sonuç tamamen tesadüf müdür?
Elbette yetkililer, ‘Bu tamamen tesadüf diyecekler, ‘İddia edilen şifre sadece 17 soruda çalışıyor. Katılımcılara sadece şifreyi vermek yetmez, hangi sorularda bu şifrenin geçerli olduğunu da söylemek gerekir, yoksa geri kalan 23 cevabı yanlış işaretlerler ve sınavdan not alamazlar‘ gibi gerekçeleri söyleyecekler.
Bu noktadan, yani dün sabah o manşetlerin çıktığı noktadan itibaren kimin ne dediğinin hiçbir önemi yok aslında. Çünkü insanların aklına bir kuşku düştü bir kere.
Ve beni esas korkutan şey de bu: Sorgulama alışkanlığımızı tümden yitirmemiz, bilgiyle hareket etmeye çalışmak, bilgiyi edinene kadar tarafsız kalmak yerine ‘Yapmıştır bunlar‘ veya ‘Asla yapmaz onlar‘ diyerek iman etmeye eğilimli olmamız yani. Yazık hepimize.
İsmet Berkan-HÜRRİYET





