Aldıkları biletlerle hayatlarını değiştiren insanların sonu ibret niteliğinde. Kimi kendini astı, kimi de evini ve ailesini terk etti. Yüklü para, gözü döndürdüğü için kavgalar yaşandı ve yuvalar dağıldı. "Büyük ikramiye"nin hayrını göremeyip işinden olanların yanı sıra, tek başına yaşam sürüp yoksulluk içerisinde donarak ölenler bile var.
Her sene olduğu gibi, bu sene de talih oyunları, dağıttığı kağıt parçalarıyla alıcısına trilyonlar vaat ediyor. Kimi geleceğini kurtarma, kimi sevdikleriyle rahat yaşamak, kimisi uçuk hayallerini gerçekleştirmek, kimisi de belirttiği üzere hayırseverlerini ortaya çıkarmak için Milli Piyango bileti alıyor. Bu güne kadar birçok kişiyi zengin eden bu ucuz biletler, aslında kazananın yaşamını kökten değiştiriyor. Bu şaşaalı yaşama bir türlü adapte olamayan talihliler ise, ailesini, dostunu, akrabalarını ve yaşamında önemli yere sahip insanları kaybettiği gibi kıt imkânlarla sağladığı mutluluğu da bir daha yakalayamıyor. Mutluluk ve huzurun parayla alınamayacağı gerçeğine kulağını kapatan şahıslar aldıkları biletler ve kazandıkları paralarla aslında sahte bir dünyanın bireyleri haline dönüşüyorlar.
Kötü ‘son‘a hazır olun
Gazete sayfalarında ve televizyon ekranlarında gördüğümüz ‘talihsiz talihli‘ haberleri bizlere çabuk kazanılan büyük paraların insanları yıkıma götürdüğü uyarısı yaparken, aynı gazete ve televizyon kanalları böyle bir yaşamın ‘olumlu‘ reklamını da yapıyor. Talihlerin her geçen gün arttığı ülkemizde sıradan yaşamlarını ellerine geçen milyonlar, milyarlar ve trilyonlarla değişen hayatlarını irdeledik. İntiharlar, boşanmalar, kavgalar, işten kopmalar, eskiye özlemler, huzursuzluk, yalnız ve yoksulluk içerisinde ölümlere kadar giden yaşamlar aslında bugünlerde trilyonları hayal eden insanlar içerisinde ders niteliği taşıyor.
Ahmet Bayram: Bir banyoda kendini kalorifer borusuna asmış halde bulunduğunda aslında onun 2005 yılında çeyrek biletine 1 milyon 250 bin TL‘nin vurduğu talihli olduğunu kimse tahmin edemezdi. Ahmet Bayram 9 çocuğu varken bu paraya kavuştuğunda ilk iş olarak bir peruk aldı. Ardından da karısını boşayıp, bir kadınla dost hayatı yaşamaya başladı. Kumara da merak salınca piyangodan kazandığı paralarla aldığı devre mülkler birer birer elinden gitti. Tekrar eski yaşamına dönmeye niyetlenerek eski eşinin kapısını çaldı. Eşinden oturdukları dairenin tapusunu istedi. Olumsuz yanıt alınca da kendini kalorifer borusuna astı.
Mustafa Salgan: Hayatı Ender Yeşildağ tarafından belgeseli çekilecek kadar ‘talihli‘ bir insandı. Önce 1979‘de 100 bin liralık ikramiyeyi kazandı. Ardından 1982‘de 30 milyon lira tutturdu. Yetmediğini düşünerek daha fazla oynadı. Bu seferde 1987‘de 2 milyon lira aldı. Hazıra dağ dayanmadı ve tüm kazandığı paraları harcayarak tüketti. Yanlış evlilikler yaptığını söyledi ve paraları bunun için kaybettiğini anlattı. "Kaybedebilme Kabiliyeti" adlı belgeseli çekildiğinde ayakkabı boyacılığı yapıyordu. Son açıklamasında ise, "Büyük ikramiye çıksa yemezdim. Hayattan büyük dersler aldım. Çok acı günler gördüm." ifadelerini kullandı.
Salih Bahtiyar: 1985 ve 1997‘de büyük ikramiyeyi kazanacak kadar şanslıydı. İkramiyeyi kazanmadan önce mesleği olan kasaplık yapıyordu. Rekor miktarda para kazanınca belki doğru belki yalandı ama devamlı ‘mafya tarafından rahatsız edildiğini söylüyordu.‘ Bu korkuyla beraber, evden çıkamaz hale geldi. Psikolojisi bozulduğu ve bunalıma girdiği haberleri geldi. Devamlı ‘Mafya beni bulacak‘ diye sayıklıyordu.
Ayhan Yalçınkaya: Devlet memuru Ayhan Yalçınkaya 1995‘in talihlisiydi. 40 yaşındaydı. Para vurduğunda memuriyete veda edip kazandığı paralarla ticarete atıldı. Önce aile bireyleriyle arası açılmaya başladı. Daha sonra ise hiç tanımadığı akrabalar ortaya çıktı. Bütün dostların kaybettiği gibi huzuru kaçtı. Parası bittiğinde ise çevresinde kimseleri bulamadı. Öyle ki doktora gidecek parasını dahi denkleştiremeyecek hale geldi. Yaptığı söyleşilerinden birinde, "Eskiden daha güzel bir hayatım vardı. Dostlarımı kaybettim. Devlet memurluğuna devam etseydim param olmayacaktı, ama huzurum olacaktı. O zaman çok mutluydum." ifadelerini kullandı.
Salih Gümüşçay: Çevresindekiler tarafından Salih dede olarak bilinirdi. 1989‘da dudak uçuklatan servetin sahibi oldu. Artık zengindi. Tedavi gördüğü İzmir Devlet Hastanesi‘nde tanıştığı bir hemşireyle de evlendi. Ama mutluluğu fazla sürmedi. Zenginliğin keyfini sadece bir sene sürebildi. Öldüğünde cenazesi paylaşılamadı. Mirastan pay almak isteyenler akraba testi yaptırdı. Yetmedi. Ölümünden 5 yıl sonra bile bu amaçla mezarı kazıldı. Bulgular neticesinde ‘talihli‘nin parası yeniden paylaşıldı.
Mehmet Sarıoğlu: Denizli‘nin Sarayköy ilçesine bağlı Tırkaz köyünde yaşarken ‘talih‘i döndü ve milyonların sahibi oldu. Bir anda zengin olan Sarıoğlu, köyünde bir ev yaptı ancak, zamanla parası kalmayınca ona komşuları bakmaya başladı. Yeşil kart sahibi Sarıoğlu, devletten aldığı yaşlılık maaşıyla geçimini sürdürürken kısa bir süre önce evi yandı. Köylüler aralarında topladıkları paralarla evi tamir ettirdi. Kimsesi olmayan Sarıoğlu‘nun Sarayköy Devlet Hastanesi‘nde yapılan otopside donarak öldüğü belirlendi.
Hasan Özcan: İşportacı Hasan Özcan 1993‘ün piyango talihlisiydi. Kazandığı parayı faize yatırıp evlendi. Parasını gezilerde ve tatillerde harcadı. Parası hızla tükenince kimse yüzüne bakmaz oldu. Hasan Özcan geçini sağlayabilmek için en son tornacılık yapıyordu.
Cem Postacı: Milli Piyango‘nun 1990 yılbaşı çekilişinde 1 milyar 250 milyon lira kazanan Adanalı Cem Postacı, paranın kendisine aradığı huzuru getirmediğini söyledi. 1996‘da da oğlunu trafik kazasında kaybedince, "Talih kuşu bize huzur değil, felaket getirdi. Oğlunu kaybettikten sonra bir daha bilet almamaya karar verdim." açıklamasında bulundu.
Necati Yıldırım: 2004 çekilişi yapıldığında 10 trilyonluk ikramiyenin 4‘te birini aldı. Hayatının daha da güzelleşeceğini sanırken öz oğlu tarafından boğazından bıçaklandı. Kavga sırasında diğer aile bireyleri de bıçak darbelerinden nasibini aldı. Aile büyük bir kavgaya girdiği gibi Necati Yıldırım‘ın ‘talihli‘ yaşamı hastanede devam ediyordu.