Gündem

Biyolojik silah uzmanı 90 bin Rus uzman kayıp

Biyolojik silah uzmanı 90 bin Rus uzman kayıp

Abone Ol

Prof. Dr. Mehmet Doğanay, ‘‘Rusya‘da biyolojik silah konusunda yetişmiş 100 binin üzerindeki teknik eleman dünyaya dağıldı. Ancak, bunların sadece 8-10 bininin nerede çalıştığını biliyorlar‘‘ dedi.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Doğanay, ‘‘Rusya‘da biyolojik silah konusunda yetişmiş 100 binin üzerindeki teknik eleman dünyaya dağıldı. Ancak, bunların sadece 8-10 bininin nerede çalıştığını biliyorlar‘‘ dedi.

Doğanay, son yıllarda yaşanan olaylar sonucu ‘‘biyoterör eylemlerinin‘‘ gündeme oturduğunu söyledi. Bütün sağlık, hukuk ve emniyet kurumlarının, afet planı ile uğraşan yöneticilerin biyoterör konusunu çok iyi bilmesi gerektiğini vurgulayan Doğanay, ülkelerin biyolojik silah programlarına 1800‘lü yıllarda başladıklarını hatırlattı. Bu programların 1900‘lü yıllarda hızlandığını ve gelişerek devam ettiğini dile getiren Prof. Dr. Doğanay, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘‘1972 yılında itibaren biyolojik silah programları yasaklandı ama bu silahların ortadan kaldırılması 2000‘li yılları buldu. Hâlâ bu yasağa rağmen bazı ülkelerin biyolojik silah programlarına devam ettiği konusunda bilgiler vardır. Rusya‘nın biyolojik silah programıyla uğraşan, özellikle viral etkenleri silahlaştırmak için uğraşan bir merkezi vardı. Burayı kapatarak, ilaç teknolojilerine yönlendirdiler. Bakteriyel etkenlerle, özellikle de şarbonla uğraşan bir başka laboratuvarlarını da kapattılar. Yalnız 100 binin üzerinde yetişmiş teknik elemanları dünyaya dağıldı. Bunların 8-10 binin nerede çalıştığını biliyorlar, ama kalanların nerede çalıştığına dair hiçbir bilgiye sahip değiller.‘‘ Biyoterör eylemlerinin sadece insanlara karşı yapılmadığını dile getiren Doğanay, bu eylemlerin hayvanlara karşı yapıldığında hayvancılığı, bitkilere yönelik yapıldığında ziraati çökerteceğini anlattı.

"Biyoterör korkusu eylemden daha etkili"

Prof. Dr. Mehmet Doğanay, biyoterör eylemlerinin söylentisinin de önemli olduğunu vurgulayarak, şu bilgileri verdi: ‘‘2001‘deki şarbonlu mektup olayından sonra İtalya‘da şarbon laboratuvarı kuruldu. 250 binin üzerinde zarfı açarak, (bacillus anthracis) sporu aradılar. Dolayısıyla bir eylemin illa ölümle sonuçlanması şart değil. Korkusunun yayılmış olması önemli. Biyoterörde hedef sivil ve korunmasız toplumdur. Biyolojik savaşta ise hedef askeri toplumlardır. Ancak, mikroorganizmaların hedefini her zaman belirleyemezsiniz. Hastalık oluşmaya başladığı zaman bütün sivil topluma da yayılabilme olasılığı vardır.‘‘