Gündem

Bir şiirden Muhammed Dayf’ı okumak: Hoca, şiir ve şehit!

Kassam Genelkurmay Başkanı Muhammed Dayf’ın şehit olduktan sonra yayınlanan videosunda askeri üniforma giydiği ve Arapça bir şiir okuduğu görülüyordu.

Abone Ol

Doç. Dr. Harun Bekiroğlu 1

Giriş

Muhammed Dayf’ın hayatını şekillendiren kişilerin başında Prof. Dr. Nizar Reyyan (ş. 2009) gelir. Askalanlı bir hadis âlimi olan Nizar, şehit olduğunda Gazze İslam Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde İslam hukuk metodolojisi hocasıydı. Fakültedeki dersleri dışında

Dersleri dinleyenlerde ilim, fikir, zikir ve cihad şuuru oluşurdu. Sünneti öğrenen gençler, bu doğrultuda hayatlarına çekidüzen verirdi. Örneğin Gazze’de “camide itikâf sünneti”ni ilk kez Nizar Reyyan başlatmıştı. Bu sünnetin ihyasından sonra Gazze’de itikâfa durulmayan bir cami kalmamıştı. Cami, 12 Kasım 2023 tarihinde İsrail uçakları tarafından harabeye çevrildi.

HAMAS’ın önde gelen manevi liderlerinden olan Nizar ile Dayf’ın hoca-talebe ilişkisinden öte çok yakın bir dostlukları vardı. Dayf’ın İsrail tarafından arandığı dönemlerde saklandığı güvenli evlerden biri, Nizar’ın eviydi. Akademisyen olan Nizar, Dayf’ın hem dini hem de siyasi ve kültürel kimliğinin inşasında belirgin olan en önemli kişilerden biridir.

Dayf’ın Nizar’a olan sevgisini ve bağlığını gösteren örneklerden biri, Dayf’ın şahsiyetini simgeleyen “şiir okuma” görüntüsüdür. Dayf, 24 Ocak 2025 tarihinde ilk kez el-Cezire’de yayınlanan görüntüsünde kameraya dönerek bir şiir okumuştu.Görüntü yayınlandığında henüz Dayf’ın şehit olduğu bilinmiyordu. Üstelik Dayf, İsrail ordusunun o güne kadar iddia ettiği gibi ayakları kopmuş ya da felç ve yatalak da değildi. Ayaktaydı ve oldukça sağlıklıydı. Komuta merkezinde kurmaylarıyla toplantı halindeydi. Arka planda dev bir Mescid-i Aksa tablosu vardı. Dayf, “Senin şurada duruşun gibi” mısraını söylerken eliyle Mescid-i Aksa’ya işaret ediyordu.

Dayf’ın okuduğu bu şiir, Prof. Dr. Nizar Reyyan’a aitti. Dayf, bu şiiri 1994 yılında Filistin Camii'nde Nizar Reyyan'dan dinleyip ezberlemişti. Dayf, bu şiiri Filistin’in zafer gününde okumak için saklıyordu. O gün şiiri okurken arka planında Kudüs'ün büyük bir duvar resmi olacaktı. O zamana kadar da çekilen bu videonun yayımlanmamasını istemişti. Gerçekten de video yayınlandığında Dayf, Kudüs posterinin önünde şiiri okuyordu. Bu, onun “büyük zaferi” kazandığının bir işaretiydi.

Sonradan anlaşıldı ki Dayf’ın dünyasında “büyük zafer”, toprak fethetmek değil, Kudüs uğrunda cenneti kazanmak imiş. Videoyu izleyen dostları bu öyküyü bildiği için Dayf’ın şehadete erdiğini de anladılar. Dayf’ın bu hali bana, Bi’rimaûne hadisesinde ilk şehit düşen sahâbî olan Harâm b. Milhân’ı (ö. 4/625) çağrıştırıyor. Âmir b. Tufeyl’in emrindeki kâfirlerden biri ansızın Harâm’ı sırtından mızrakladı. Mızrak, göğsünden çıktı. Harâm o an şöyle bağırdı: “Allahu Ekber! Kâbe’nin Rabbine yemin ederim ki ben kazandım!” (Buhârî, Meğâzî, 28. Hadis No: 4091)

Şiiri bir kimlik; içeriğini de bir görev olarak gören Dayf, bizzat kendi el yazısıyla şiiri kâğıda aktarmış ve üzerini imzalayarak Bilal’e teslim etmişti. Dayf’ın el yazısı ve şiirin okunuşu şöyledir:

محمد الضَّيْف

[توقيع]

كَما أنْتِ هُنا

مَزْرُوعٌ أنَا،

ولِــــي فِـي هذِهِ الْأرْضِ

آلَافُ الْــبُذُورِ.

وَمْهْمَا حَاوَلَ الطُّغَاةُ

قَلْعَنَا، سَتُنْبُتُ البُذُورُ.

أنا هُنَا، فِــي أرْضِـــــي الْحَبِيبَةِ،

الكَــثِـيـرَةِ الْعَطَاءِ وَمِثْلُها عَطَاؤُنَا

يُواصِلُ الطَّرِيقُ،

لا يُوقَفُ الْـمَسِيرُ

En üstte Muhammed Dayf’ın adı ve imzası. Kendi el yazısıyla kaleme aldığı şiir.

Şiir

 

Dayf’ın Nizar’a olan bağlılığı, fikir ve düşünce dünyasında da kendisini göstermektedir. Dava yolunda hem metot olarak hem de eylem olarak hocasının çizdiği doğrultudan ayrılmamıştır. Dayf’ın ölüm haberini aldığında, “Bugün babamı iki kez kaybettim” diyen Bilal, bu konuda Dayf ile aralarında geçen bir hatırayı şöyle anlatmaktadır:

“Ailem şehit olduktan sonra bize sahip çıkıp himaye etmek için elinden geleni yaptı. Bize yakın davranırdı. Bize karşı iyi, samimi ve cömert idi. Ne iyi bir kardeşmiş, yemin ederim. Hatırlıyorum da bir gün ona "Babamla ne zaman tanıştınız?" diye sormuştum. Dayf şöyle cevap verdi: “Babanı, seksenli yılların başlarında tanıdım. O zamanlar baban Usuluddin Fakültesi’nde öğretim üyesiydi; ben de fen fakültesinde öğrenciydim. En çok dikkatimi çeken, üniversiteden başlayarak o zamanlar işgal güçlerinin Gazze'deki ana karargâhı olan Sarâyâ’ya doğru yürüyüşe öncülük ederken gösterdiği cesaret ve büyük yiğitlikti.

Kurşunlar üzerimize yağmur gibi yağıyordu. Baban ise safların en önünde duraksamadan ilerliyordu. O gün kendi kendime “Profesör Nizar, bu gösteriden canlı çıkamayacak!” demiştim. Ama o, bu mitingden sonra onlarca yıl Siyonistlere direnerek ve cihat ederek yaşadı. Ta ki Allah, ona uzun bir ömür nasip edip güzel çalışmalar yaptıktan sonra şehadeti takdir edene kadar!”

Dayf’ın hocasının cesaretini anlattığı bu cümleler, genç bir üniversite öğrencisi olarak kendisinin de hocasının davasına katılarak fedakârlık yaptığını göstermektedir.

Hocasının Dayf’a emaneti: Bir şiir ve bir dava

Dayf’ın hocasının bir emaneti olarak aldığı şiirin mısraları, onun hayatı boyunca Kudüs için verdiği mücadelenin özünü taşıyordu. Direnişin kararlılığı, davanın sadakati, Kudüs’ün destanı onda gizliydi:

Muhammed ed-Dayf

(imzası)

[Mescid-i Aksa!] Tıpkı şurada duruşun gibi toprağa ekilmişim ben!

Bu topraklarda binlerce tohumum var!

Zalimler her ne zaman bizi söküp atmaya çalışsalar da o tohumlar yeşerecek!

Buradayım ben! Sevgili yurdumdayım!

Özgürlük uğrunda çok bedeller ödeyen vatanımda!

Ben de onun gibiyim!

Ödediklerim yolunu açacak! Yürüyüş tamamlanacak!

Sonuç

Dayf’ın gençleri, onun kendilerine nasıl bir değer verdiğini, bu mısralardan anlarlar. Dayf, bu gençleri özenerek yetiştirmiş ve onlarla Aksa Tufanı’nı gerçekleştirmiştir. Kendisini onlardan ayrı görmemiş ve bu uğurda birlikte şehit düşmüşlerdir. Onlar bombalar altındayken lüks binalarda veya sahillerde dolaşmamış; kendi canını kurtarmak için tünellerde saklanmamıştır.

İslami çalışmalar yaparken gençlerimiz, onların geleceğin özgür dünyasını kuracak tohumlar olduğuna inandığımızı görmelidirler. Onlara, bu kavganın asıl kahramanının onlar olduğuna inandığımızı göstermeliyiz. Sözlerimiz bunu söylemeli, davranışlarımız bunu yansıtmalıdır. Yüreğimiz onlarla atmalı, kavgamız onlarla anlam bulmalıdır. 22.02.2025 günü şiddetli yağmurun altında gerçekleşen esir takasında Kassam mücahitlerinin arkasında duran bir genç, şöyle bir pankart taşıyordu:

“Gözün arkada kalmasın Dayf! Tohum yeşerdi!”


İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Tefsir), harunbekiroglu@hotmail.com

 https://www.youtube.com/watch?v=GTvsWLVC9QU