Gündem

Beni ben yapan nedir

Beni ben yapan nedir?

Abone Ol

Bilinen efsaneye göre, Kazaklar, su kuyularına ve otlaklıklarına göz diken, juan juanlar olarak bilinen bir toplulukla sık sık çarpışma yaparlardı. Bu çatışmalar neticesinde çoğu zaman baskınlara maruz kalırlardı.Bazen Kazaklar bazen de juan juanlar galip gelirlerdi. Juan Juanlar savaşı kazandıklarında yanlarında götürdükleri esirlerin kimilerini başka kabilelere satarlardı. Ancak çok kuvvetli olanlarını, kendilerine göre bir işkence yöntemiyle etkisiz hale getirirlerdi. Efsaneye göre esirin başını önce tıraş ediyorlar sonra da, yeni kesilen bir devenin derisini esirin başına sıkıca sarıyorlardı. Cengiz Aytmotov bu deri başlığı yüzme sporuyla uğraşan kişilerin başlarına taktıkları başlığa benzetir. Bu süreden sonra esirin işkencesi başlar. Kimileri acılara katlanamaz ve ölür, ölmeyenlerin başına bir boyunduruk takılır ve esirin çığlıkları duyulmasın diye ıssız bir yere terk edilir. Ancak deri güneşte kurudukça, esirin başı sıkışır, küçülür ve büyük bir acı verir. Saçlar dışarıya doğru büyüyemediğinden içeri doğru büyür ve büyük bir ızdıraba neden olur. Bir süre sonra esir aklını kaçırır ve hafızası tamamen silinir. Bu süreden sonra juan juanlar esiri alırlar ve başındaki deriyi çıkartılar ve yiyecek bir şeyler verirler bedenen toparlanmasını sağlarlar. Ve artık bu kişi bir mankurttur. Onu köle pazarlarında satarlar. Mankurt, anne babasını, kültürünü, çocukluğunu kim olduğunu hatırlayamaz silik ve edilgen bir hale gelir. Efendisine itaat eder adeta evcil bir hayvana benzer. Sadece içgüdüsel olarak acıktığında ekmek susadığında su ister. Efendisinin emir ve komutlarına bağlıdır. Bu kimselere en ağır işkenceler yapılmış ve hafızasını yitirmesine sebep olunmuştur. Yani kişi artık, kimliğini unutmuştur. Efsanede de olduğu gibi kimliğini kaybeden her şeyini kaybeder. Çünkü kimlik kişinin ben kimim sorusuna verdiği cevaptır.

Günümüz insanının yaşadığı en büyük tehlike ne yazık ki kimlik kargaşasıdır. Yani bugünün insanı, kendisi olamamakta, başka kültürlerin, başka toplumların yaşamlarına özenerek, kimlik bütünlüğünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Oysa kimliğimiz bizim kim ve ne olduğumuzu hangi değerlere sahip oluğumuzu ifade eder. Dolayısıyla kimliğimize sahip çıkamadığımızda, silik ve çelimsiz kalacak, kendimiz olmayı başaramayacağız. Yaşadığımız dünyada, dış güçler tarafından ciddi anlamda bir kimlik dayatması yapılıyor. Bunun sonucunda ise batılı olmayan toplumlar, kimliksizleştirme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorlar. Bizler gündelik hayatımızda alt kimliklerimizle hareket ederiz ancak bütün hizmet alanlarımız bizi kul kimliğimize götürür. Kültürel ve kişisel kimliklerin anaforu içinde, gerçek kimliğimizi korumalı ve onunla var olmalıyız.