Gündem

"Ben başarısız bir öğrenciyim"

"Ben başarısız bir öğrenciyim"

Abone Ol

Karnelerin alındığı şu günlerde ebeveynler çocuklarıyla ilgili şikayetlerini çeşitli şekillerde dile getiriyorlar.

Çocuğun kırık notundan utandığı için yakınlarına yalan söyleyen, cezalandıran, tehditkar davranışlarda bulunan anne babalar hayattaki tek hedeflerinin ve tek başarı kaynağının kariyer olduğuna inandıklarından çocuklarına baskı yapıyorlar. Bu durumdan iyice bunalan çocuk ise, kendine olan inancını yitiriyor ve artık "ailemin beklentilerine cevap veremiyorum, ben başarısız bir öğrenciyim" düşüncesine kapılarak daha da başarısız oluyor...

Ebeveynlerinin beklentilerine cevap veremeyen çocuklar eve geldiklerinde karşılaşacakları sorunları düşünerek bir hafta öncesinden geriliyorlar ve anne babaya nasıl bir cevap verebilecekleri konusunda tıkanıyorlar. Ailenin bu tutumu çocuğu yalan söylemeye, evden kaçmaya ve bahaneler üretmeye iterek daha büyük sorunlara neden oluyor.. Bütün bunların sonucunda ise, çocuğun başarısı hepten düşüyor ve aile ilişkileri bozuluyor.

Günümüz insanının hayattan beklentileri değişti. Doğal olarak da bu kişilerin çocuklarıyla ilgili hayalleri buna paralel olarak şekilleniyor. Artık çocuğum iyi bir mümin olsun, vatanına milletine hayırlı işler yapsın, büyüklerini saysın küçüklerini sevsin diyen anne babalara pek rastlayamıyoruz. Bugünün anne babaları, daha ziyade, çocuğum iyi bir kariyer sahibi olsun, sınıftaki bütün çocukları geçsin, çok para kazansın türünden hayaller kuruyorlar. Kendileri için değil anne babanın hayallerini gerçekleştirebilmek için var güçleriyle çalışan çocuklar onların beklentilerine cevap veremediklerinde kendilerini değersiz hissediyorlar.

Anne babalar, çocuklarının geleceği için çeşitli hayaller kurulabilirler ve çocuklarının iyi bir kariyer sahibi olmasını isteyebilirler. Ancak, hayatta bundan başka şeylerin de olduğunu ve çocukların bu değerler noktasında da yetiştirilmeleri gerektiğini bilmelidirler. Yani, hayat sadece iş ve kariyerden ibaret değil bu nedenle çocuklarımızı, iyi bir kariyer sahibi olmaları için teşvik etmeliyiz ama bununla beraber, çalışkan, dürüst, değerlerine bağlı, kanaatkar bir Müslüman olması için de desteklemeliyiz,

Ne yazık ki, anne babalar çocukları kendi beklentilerinin kurbanı ediyorlar ve onların sorunlarına çözüm getirecekleri yerde değersizlik duygusu veriyorlar. Oysa bu hiçbir zaman sorunu çözmez. Elbette çocuğun karnesinde kırık notu varsa ve bazı derslerinde yardıma ihtiyaç duyuyorsa aile elinden geleni yapmalıdır. Ancak bunu kendisi için komleks haline getirmeden ve çocuğa baskı uygulamadan yapmalı ve çocuğa gerekli desteği sağlamalıdırlar.

Her şeyden önce anne babalar evde çocuklarıyla konuşmalı ve başarısızlığın nedenini anlamaya çalışmalıdırlar. Çocuğun ders çalışma metodunu yeniden gözden geçirmeli ve hangi yöntemle daha rahat anlayabiliyorsa bu yönteme göre çalıştırmalıdırlar. Çocuklarda merak duygusu uyandırmalı ve onlarla ortak çalışmalar yapmalıdırlar.

Aile içi eğitim

İnsan sorumluluk sahibidir

İnsan, kendiliğinden tesadüfen varolan bir varlık değildir, aksine o, Allah‘ın halifesi ve sorumluluk sahibi kişidir...

"Andolsun ki, biz insanı, (Adem‘i) kuru bir çamurdan yarattık" ( el-hicr 15-26)

"Hani Rabbin meleklere "Ben (yeryüzünde) kupkuru bir çamur)dan mesnun (tağyir ve tahvil ile özel bir şekilde yaratılmış) bir balçıktan bir beşer yaratacağım" demişti.

"O halde O‘nun yarattığını tamamlayıp tam bir insan suretine getirip ona ruhumdan üflediğim zaman siz derhal onun için secdeye kapanın" ( el-Hicr 15-28)

"Andolsun ki, biz sizi (babalarınızın sülbünden) yarattık sonra da (analarınızın rahminden size süret verdik)" (el-Araf 7-11)

Batılı bilim adamları, insanı tamamlayan ve kendine özgü kılan bütünlüğünü parçalayarak, özünden koparmaya ve maddi alana indirgemeye çalışmışlardır. Onlar insanı sadece haz odaklı bir varlık olarak tanımlarken, onun, bir takım faziletlerinin olduğunu göz ardı etmişlerdir. Bu kimselerin yaslandığı modern algı ise, insanı bir takım geleneklerin tesiriyle şekillenen ve cemiyetlerin reflekslerini ifade eden bir varlık olarak basite indirgediler. Oysa onun evrende yüksek bir sorumluluğu vardı ve hayattaki değeri bununla ölçülüyordu.

Bilindiği üzere insanın varlık alemi içindeki üstünlüğü onun sorumluluğu nedeniyledir. Sorumluluk sahibi olmak kulluğu gerektirir... Kul olmak ise birinci hedefimizdir...

Allah insanı zengin donanımlarla yaratmış ve dünyaya gelinceye kadar ana rahminde beslemiş, büyütmüş ve korumuştur. Rabbimiz, ister kadın olsun ister erkek olsun hiçbir ırk, millet gözetmeksizin, koruma ve kollama işini bütün insanlığa bahşetmiştir. Doğduktan sonra ise, İslam, kişinin canını, malını, ırzını, hürriyetini korunmuş ve İslamın ışığında ona değerli olduğunu hissettirmiştir.

Bedenen oldukça zayıf olan insan, ruhsal olarak oldukça güçlü ve dinamik bir yapıya sahiptir. O bu yönüyle hayatta karşılaşacağı bütün engelleri dikkate alarak emaneti taşımaya ve bu sorumluluğu almaya karar vermiştir. İslam insana insanlığını bahşeder ve ona özel bir değer biçer. Buna göre insan, sorumluluklarını yerine getirdiği takdirde, dili, ırkı, cinsiyeti, ekonomik durumu, kariyeri ne olursa olsun Allah‘ın rızasına ulaşmakta ve ahiret yurdunda iyi bir geleceğe sahip olmaktadır.

Allah, insanın bu sorumluluğunu yerine getirebilmesi için onu aciz bırakmamış ve ilim irade ve akılla destekleyerek yaratılmışların en üstünü kılmıştır. Bütün bunlar insanı üstün kılan ve diğer varlıklardan ayıran özellikleridir. Yani, akıl ve idrak sahibi olması, yeryüzünde Allah‘ın halifesi olarak yaşamaya gayret göstermesi insanın kulluğunun ve seçilmiş bir varlık olduğunun göstergesidir...

Efendimiz (sav) "her doğan çocuk İslam fıtratı üzerine doğar" buyurmuştur. Yani saf ve temiz duygularla dünyaya gelen kişi, Allah‘ın kendisine verdiği yetkileri kullanarak İslamı yaşama kabiliyetine sahip olabiliyor. Ancak aile onu, fıtratına uygun olmayan alanlara yönlendirir ve bu şekilde beslerse çocuğu kökleriyle olan bağlardan uzaklaştırabiliyor. Bu nedenle dinimiz çocuk eğitimine büyük önem vermekte ve çocuklarımıza küçük yaştan itibaren sağlıklı bir eğitim vermeyi tavsiye etmektedir. İnsan, yaratılıştan gelen değerli özelliklere sahipken, aile ve çevre çocuğu ters istikamete yönlendirebiliyor. Ancak kişi kendisine verilen akıl ve iradeyi doğru şekilde kullandığında, kendisine dayatılanlara rağmen gerçeğe ulaşabiliyor. Kişi nasıl bir ailede ya da toplumda büyürse büyüsün Allah insana aklını kullanmayı emrediyor. Bizler de bu konuda sorumluluğumuzu yerine getirdiğimiz taktirde çocuklarla ilgili riskleri azaltabiliriz. Bilindiği üzere her meyve kendi ağacının altına düşer. Bizler nasıl bir aileye sahipsek çocuklarımız da bu ailenin renklerini taşıyacaktır.....

Birkaç söz

Dil bir anlaşma aracıdır

Çocuklarınızla sağlıklı iletişim kurabilmek için onlarla konuşabilirsiniz

Günün belli saatlerinde birlikte oyunlar oynayabilirsiniz

Çocuğa soru sorarak duygularını aktarmasını sağlayabilirsiniz

Gece yatmadan ona masal okuyabilirsiniz ve okuduğunuz masalla ilgili sorular sorabilirsiniz.

Dil önemli bir anlaşma aracıdır, çocuklarınızla konuşmaya ve onların kalplerini güzel sözlerle keşfetmeye gayret gösterirseniz, ileride aynı şekilde kendi çocuklarını dinleyen ebeveynlerin yetişmesine vesile olursunuz.