Gündem

Batan geminin fabrikaları bunlarrrr!...

Batan geminin fabrikaları bunlarrrr!...

Abone Ol

Tüpraş, Seydişehir Alüminyum, Erdemir... Gündemi tepki toplayan bu özelleştirmeler meşgul ederken, satılmak istenen tesislerin bulunduğu şehir halkları da endişeli bekleyişini sürdürüyor. Ancak tek dertli şehirler bu büyük tesislerin bulunduğu şehirler değil. Kamuoyunun gündemine gelmese de, irili ufaklı özelleştirmeler dolayısıyla birçok şehir de aynı sıkıntıyı yaşıyor.Bu illerden birisi de Manisa...Manisa Et Balık Kurumu nun özelleştirilmesi üzerinde durulması gereken çok ciddi şaiyaları da bereberinde getirmiş... İddiaların en önemlisi bu tesisin çok önemli bir bakanın yakını bir işadamına satılmış olması. Üstelik de neredeyse arsa fiyatına. Zira Vestel fabrikasının yakınlarındaki tesisin arsası çok kıymetli imiş. Hatta tesisten çıkan tonlarca demir hurdası bile önemli bir meblağ tutuyormuş. Koca tesis; arsasıyla, hurdasıyla 2 milyon doları bile bulmayan bir paraya satılmış. Oysa Hollandalılar Manisa da sadece tavuk kesimi yapan bir tesisi 40 milyon dolara kurmuş.. Manisalıların büyük çoğunluğu bu özelleştirmeden dolayı hem AKP milletvekillerine hem de Meclis Başkanları Bülent Arınç a fazlasıyla içerlemiş.. "Kim Manisa ya sahip çıkacak?" diye soruyorlar. Şimdi çoğunuzun ?Manisa Et-Balık ı hangi bakanın yakını-ahbabı almış olabilir diye sorduğunuzu duyar gibiyiz. Bu, şimdilik bize mahsus kalsın. Zaten bu yazımızda akılda kalması gereken ?ülkenin fabrikaları neden satılıyor, niçin peşkeş çekiliyor sorusudur.... Öyle ki, bir et-balık tesisinin satışında bile bu kadar şaiya ayyuka çıkınca küresel sermayenin iştahını kabartan dünya devi TÜPRAŞ, ERDEMİR ve SEYDİŞEHİR in perde arkasında neler olabileceğini düşünmek bile can yakıyor...Refah Partisi ve   Hüseyin Akekmek in  yeni takım elbisesi...Olay 1990 lı yılların başılarında bir seçim çalışması sırasında geçer.Yer Burdur-Yeşilova ya bağlı Salda kasabasıdır..Refah Partisi Isparta Merkez İlçe Teşkilatı  da bu kasabadaki seçim çalışmalarına destek olmaktadır. Isparta da RP nin ne kadar bayrak ve pankartı varsa meydanların süslenmesi için Salda ya önceden gönderilir. Ertesi gün teşkilat mensupları kasabaya gelir, ancak bayrak ve pankartların merdiven bulunamadığı için asılmadığı görülür. Bunun üzerine Mustafa Köylü (Isparta eski Milletvekili), hemen Isparta dan birlikte geldiği arkadaşlarına döner ve birkaç kişiyi birden sırtlayabilecek cüssedeki Recep Tunca dan merdivenin ilk basamağı olmasını ister...Ardından da, Hüseyin Akekmek e "ceketini çıkart" der... Hüseyin Akekmek, o gün yeni bir takım elbise almış ve kasabaya gelirken de yol arkadaşlarına yeni lacivert takımının havasını esprili bir şekilde atmıştır.. Mustafa Köylü de elbisenin kirlenmemesi için ?çıkart demiştir.. Fakat Hüseyin Akekmek ten ibretlik bir cevap gelir:- Sen ne diyorsun Mustafa abi!... O arkadaşın ceketimdeki ayak izi benim için rütbedir; ahirette bana şahitlik edecek...Akekmek, ceketini çıkarmadan merdivenin ikinci basamağı olur. Rahmetli Ertan Sadık Yurdusevimli de Hüseyin Akmek in omuzlarına basarak, Refah Partisi bayrak ve pankartlarını asılması gereken yere asar...*Aslında Milli Görüş ün mazisinde böyle binlerce yaşanmış ibretlik olay var.Milli Görüş ün ruhunu yansıtan ve dava misyonuna ayna tutan bu derslik olaylar ne kadar çok olursa inanın Milli Görüş de o kadar hızlı tırmanacaktır başarı merdivenlerini... Bu davanın, gömleğini çıkaranların değil, cekitindeki izi rütbe sayanların davası olduğunu hiç unutmayalım. Bayraklar, pankartlar her zaman bir şekilde asılır. Ama önemli olan onu Hüseyin Akekmek gibi bir inançla, imanla asmaktır... İnancımızı sağlam tutar ve ne yaparsak kalpten yaparsak başarıyı hiçbir güç engelleyemez. Tıpkı eskiden olduğu gibi...Mühürlenen kilise ertesi gün açılmış ama!Dikkatli bir okurumuz gönderdi. Şu ev kiliseleri ile ilgili. Özellikle İsa Karataş ın değerlendirmeleri ilginç. İsa Karataş, Türkiye Protestanlar Birliği Basın Sözcüsü. Karataş ın Türkiye Protestanları nın resmi web adresinde yer alan değerlendirmesi şöyle:"Özal döneminde ?Kendinize yer kiralayın, valiliğe bildirin; sorun yaşamayacaksınız dendi. Böyle de oldu hakikaten. Ancak üç-dört sene önce misyonerlik söylentileri başladı ve 2001 de valiliklere izin verilmemesi yönünde yazılar gitti! Kiliseler, İmar Kanunu na aykırı olduğu gerekçesiyle kapatıldı."Burada ara verelim ve 2001 de iktidarda Ecevit Hükümeti nin olduğunu hatırlatalım.Ve İsa Karataş ın değerlendirmesine kaldığımız yerden devam edelim, "...Geçenlerde Bodrum daki kilisemiz mühürlendi. Ancak hükümete başvurduk ve ertesi gün açıldı. AKP zannediyorum bizi daha iyi anlıyor" AKP nin kiliseler konusundaki bu anlayışını anlıyoruz. Geçen gün Millî Gazete de bir haber vardı. Arkadaşımız Ebubekir Gülüm ün bu haberine göre; Türkiye de şu anda 3025 Kur an Kursu kapalı.  Bodrum da mühürlenerek kapatılan kiliseyi ertesi gün açtıranlar, acaba neden 2.5 yıldır kapalı olan Kur an Kursları için bir adım atmaz. İşte bunu anlamayız.Paşa torunu vekil, dedesinin kafasının peşinde!Türkiye ile Avusturya arasında mini bir "Kafatası Krizi" yaşanıyor.Avusturya nın iddiasına göre1688 de Belgrad ta bir mezar bulunuyor. Ve bu mezarın "Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ya ait" olduğu söyleniyor. Mezar açılıyor ve içindeki kafa Habsburg Hanedanı na hediye ediliyor. Çünkü Avusturyalılarda kafatası savaş ganimeti sayılıyor. Hanedan da kafayı Viyana Belediyesi ne veriyor. 100 yıl önce Viyana Müzesi kurulunca sergilenmek üzere müzeye getiriliyor. Türkiye ise kafatasının Merzifonlu ya ait olduğunu kabul etmiyor. Tartışma da burada çıkıyor. Çünkü Viyana Müzesi  kafatasını gömmeye hazırlanıyor. Türkiye kabul etmediği için de "Kimsesizler mezarlığına!" gömülecek.Tarihimizin en önemli şahsiyetlerinden biriyle ilgili bu tartışma elbette hepimizi hüzünlendiriyor. Ama bir kişiyi çok daha fazla derinden etkilemiş durumda. O da AKP Bursa Milletvekili Altan Karapaşaoğlu! Çünkü O; Merzifonlu Kara Mustafa Paşa nın öz be öz torunu. Kendisini aradık, konuştuk; "Merzifonlu Viyana bozgunundan sorumlu tutularak padişah IV. Mehmed in emriyle Belgrad da idam edildikten sonra ailesi ve yakın akrabaları İstanbul, Samsun, Bursa ve Isparta illerine dağıtılıyor. Altan Karapaşaoğlu nun dedeleri Bursa ya gönderilenlerden.  Aile lakapları soyadı kanununa kadar Karapaşaoğulları olarak biliniyor. Ancak soyadı kanunuyle birlikte "Paşa-Bey" gibi ünvanlar yasaklanınca, aileye "Karasoy" soyadı veriliyor. Altan Karapaşaoğlu nun amcalarından tanınmış Profesör Mehmet Karasoy da bu aileden. 1980 li yıllarda soyadı kanunundaki yasaklar kaldırılınca, Altan bey hemen mahkemeye başvuruyor. Tek celsede Dedesi Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ya atfen; "Karapaşaoğlu" soyadını alıyor.Tartışmaları soruyoruz. Ne de olsa O nun dedesinin başı. Tarihçilerle konuşacağını söyledi. Çıkacak sonuca göre de Dışişleri Bakanlığı nı harekete geçirecek. Umarız bu tartışma aydınlanır. Çünkü eğer iddia doğruysa bir zamanlar dünyayı titreten Osmanlı Ordusu na komutanlık eden Merzifonlu nun, kimsesizler mezarlığında yalnızlığa terkedilmesi hepimizi üzer.