Gündem

Bari bu yüzyılı kaybetmeyelim

Bari bu yüzyılı kaybetmeyelim

Abone Ol

Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan, ‘‘Eğer eğitime yeterince önem verilmezse 21. yüzyılı da ıskalama tehlikesi ile karşı karşıya kalırız‘‘ dedi. Ayhan, Rektörlük Mimar Kemaleddin Salonu‘nda düzenlenen ‘‘Prof. Dr. Mümtaz Turhan Sempozyumu‘‘nda yaptığı konuşmada, gelişmek ve kalkınmak için eğitime özel önem verilmek zorunda olunduğunu söyledi.

Türkiye‘nin hala gelişmekte olan ülkeler kategorisinde yer almasınında en büyük etkenin, eğitim ve kalkınmada yeterli gelişmenin sağlanamamasından kaynaklandığını ifade eden Ayhan, 20. yüzyılın başlarında Cumhuriyetin kurulmasını iyi bir hamle olarak gördüklerini belirtti. Sempozyumun Prof. Dr. Mümtaz Turhan‘ın anısına düzenlendiğini, vefatının üzerinden 40 yıl geçtiğini belirten Ayhan, Turhan‘ın eserleriyle döneme ışık tutan yapısı olduğunu, Turhan‘ın özellikle eğitime çok büyük önem verdiğini anımsattı. Prof. Dr. Turhan‘ın eserlerinin genç bilim adamları tarafından yeterince dikkate alınmamasını eleştiren Ayhan, ‘‘Garplılaşmanın neresindeyiz?‘‘ adlı eserinin ABD‘de İngilizceye çevrilerek eğitim fakültelerinde seminer dersi olarak okutulduğunu bildirdi. 1950‘lerde Kore‘nin Afrika ülkeleriyle kıyaslanacak bir seviyede kalkınmışlık düzeyine sahip olduğunu ifade eden Ayhan, şunları kaydetti: ‘‘Onlar bir şey yaptı. Biz o bir şeyi ihmal ettik. Eğitime yatırım yaptılar. Daha önce Japonya‘nın bugün Çin‘in yaptığını yaptı. Eğer eğitime yeterince önem verilmezse 21. yüzyılı da ıskalama tehlikesi ile karşı karşıya kalırız. Kore şimdi geldiği noktada iktisadi anlamda dünyaya yön veren ülkeler arasında geliyor. Prof. Dr. Turhan da eserlerinde bunu vurgulayarak, eğitim hamlesine dikkati çekmiştir.‘‘ Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağatay Özdemir de Prof. Dr. Mümtaz Turhan‘ın üniversitelerinin vizyon ve misyonuna uygun şekilde yetişmiş büyük bir bilim adamı olduğunu belirterek, aralarında ayrılışının 40. yılında düzenlenen sempozyumla andıklarını söyledi. 1908 yılında Erzurum‘un Horosan-Akçataş Köyü‘nde doğan Turhan‘ın, 1961‘de Tecrübi Psikoloji Enstitüsü‘nü kurduğunu, Almanca, İngilizce ve Fransızca bildiğini ifade eden Özdemir, Turhan‘ın makalelerinden kesitler sundu.

Eğitime önem vermek...

Eğitime önem vermenin ‘‘her yere üniversite açma anlamına gelemeyeceğinin‘‘ altını çizen Ayhan, Türkiye‘de nüfusun yüzde 20‘sinin üniversitede eğitim öğretim gördüğünü söyledi. Avrupa Birliğinin ‘‘Türkiye‘nin olmazsa olmazı‘‘ tarzında bir konumu var ise üniversitede okuyan öğrenci sayısını yüzde 20‘den Avrupa ülkelerindeki oran olan yüzde 35‘lere çıkarmak gerektiğini vurgulayan Ayhan, ‘‘Bu kadar üniversite açıyoruz, bir dizi de işsiz var diyerek, üniversitelerin önünü tıkamak yanlıştır. Üniversiteler iş bulma kurumu değildir. Siyasi otorite ve iktidarın işidir bu iş. Her ile üniversite açmak sosyalleşmeyi sağladığı gibi Türkiye‘nin geleceği açısından önemlidir‘‘ diye konuştu. Türk gencini okutmak ve eğitmek gerektiğine işaret eden Ayhan, ‘‘Üniversite kapılarında 1 milyonu aşkın genci bırakılmamalıyız. İyi eğitimli gençler yetiştirerek, iş bulacak ve iş kuracak konuma getirmeliyiz. Onların iyi yetişmeleri için de üniversitelere destek olmalı, önünü tıkamamalıyız‘‘ dedi.

1000 saat okul, 1500 saat TV

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi Mehmet Dadak, Türkiye‘de ortaöğretim çağında bir çocuğun yılda 1000 saatini okulda, 1500 saatini ise televizyon ve internet karşısında geçirdiğini söyledi. Dadak, RTÜK ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından Şanlıurfa‘da düzenlenen ‘‘İzleme Birimleri Personeli Eğitim Semineri‘‘nin açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye‘nin dünyada televizyon izleme oranının en fazla olduğu ikinci ülke olduğunu belirtti. ABD‘de ortalama televizyon izleme oranının günlük 5 saat, Türkiye‘de ise 4.5 saat civarında olduğunu ifade eden Dadak, bu kadar televizyon yayınına muhatap olup da bundan etkilenmemenin mümkün olmadığını bildirdi.

Bu kadar çok televizyon izlenen bir toplumda her sunulanın alınması yerine seçici olunması gerektiğini bildiren Dadak, şunları kaydetti: ‘‘Bu durum bize medya okur yazarlığı tercihinin ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. Bunu yalnızca öğrencilere değil ebeveynlere de tavsiye ediyorum. Yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye‘de ortaöğretim çağında bir çocuk yılda 1000 saatini okulda, 1500 saatini ise televizyon ve internet karşısında geçiriyor. Buna karşılık Fransa‘da 3 yaşın altındaki çocukların televizyon izlemesi yasaklandı. Belli yaşa kadar da ebeveynlerinin rızasıyla izleyebiliyorlar.