Günümüz dünyasında babalar çeşitli sebeplere bağlı olarak eşlerine ve çocuklarına vakit ayıramıyorlar. Akşama kadar oyuncaklarıyla oyalanan çocuklar neredeyse babasız büyüyor. Baba çocuğun eğitimine yeterince vakit ayıramadığından buradaki açığı kapatmak anneye düşüyor.
Yaşadığımız hayat şartları, ağır iş koşulları aileleri fiziksel ve ruhsal yorgunluğa sürüklüyor ve bu durum ailelerin çocuklarına yeterince vakit ayıramamalarına neden oluyor. Ancak, çocukların babalarıyla yeterince vakit geçirememeleri babaların biraz da kendilerini bu işten beri görmeleriyle ilgili bir durum. Eğer baba, televizyon seyretmeye, maça gitmeye, arkadaşlarıyla vakit geçirmeye, tatile çıkmaya vakit ayırabiliyorsa işten geldiğinde çocuğuna ayırabileceği birkaç dakikalık zamanı da bulabilir.
Babaların çocuğun eğitimiyle ilgili durumlarda kendilerini geri çekmelerinin nedeni daha ziyade, öğrenilmiş çarpık düşüncelerinin bir ürünü olarak ortaya çıkıyor. Zira toplumumuzda baba genellikle para kazanan ve evin geçimiyle ilgilenen, sevgisini göstermeyen, sert mizaçlı biri olarak tanımlanır. Oysa çocuğun ihtiyaçları sadece maddiyatla ilgili değildir aynı zamanda onun sevgi ve ilgi ihtiyacı da vardır. Ayrıca babanın ona doğru örnek olma sorumluluğu da vardır.
Araştırmaların sonucu, babayla iyi ilişkiler kuran çocuğun çevresindeki insanlarla ve arkadaşlarıyla da iyi ilişkiler kurduğu yönündedir. Anne ve babanın uyum içinde olması, çocuğun sorunlarına ortak çözümler getirmesi, işbirliği yapması çocuğun, ileride kendisiyle barışık olmasına ve çevresindeki insanlarla iyi ilişkiler kurmasına yardımcı olacaktır.
Babaların büyük bir çoğunluğu kendilerini sadece eve para getirmekle yükümlü görüyorlar. Oysa babanın çocuğuna ve aile bireylerine sevgi ve güven vermek, onlara vakit ayırmak ve İslam‘ın güzelliklerini anlatmak, doğru model olmak gibi bazı sorumlulukları da var.
Eşler birbirlerinin destekçisidir
Bir okurumuz, "Hanımının iyi bir işinin olduğunu ve kendisini hiçbir şekilde adam yerine koymadığını aksine rakip olarak gördüğünü belirtmiş ve aile içinde yaşadığı sorunların üstesinden gelemediğini o yüzden ayrılmayı düşündüğünü ifade etmiş. Günümüz kadınlarının büyük bir çoğunluğu çalışıyor ve ailenin geçimine katkı sağlıyor. İslami ölçüler ihlal edilmediği sürece kadının evin geçimine katkı sağlaması güzel bir davranış. Ancak çalışan kadının kocasını bir eş olarak değil, rakip olarak görmesi çocuklarını ve evdeki sorumluluklarını ihmal etmesi, eşini sürekli aşağılamaya kalkması çalışan kadınlarla ilgili önyargıları besliyor ve aile içinde çeşitli sorunların ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor. Bu nedenle kadın kadın olarak erkek erkek olarak rolünü benimsemeli, dış dünyada çalışsalar da birlik ve beraberlik içinde olmalıdırlar.
Birkaç söz
Herkes kendine özgüdür
İnsanlar, aynı yolda yürürler, aynı iş yerinde çalışırlar ve aynı coğrafyada yaşarlar. Birbirine yapışmış üzüm taneleri gibidirler ama her tanenin ayrı olduğu gibi her birey de kendine özgüdür. Yani, insanlar aynı havayı solurlar aynı toprak parçasında yaşarlar ancak her birinin kendine has özelliği vardır ve her insan biriciktir. Muhammed İkbal bunu şu dizeleriyle ifade eder:
"Aynı gökte uçarlar ama kuzgunun dünyası başka, şahinin dünyası başkadır."




