Görüş
ABD askeri saldırılarla bir sonuç alamıyor. Bölge ülkelerine baskı tehdit diplomasisi uygulayarak İran’ı kuşatma siyasetlerini hızlandırmaya çalışıyor. Bölge ülkelerine konuşlandırdığı askeri üslerden fırlatılan füzeler, gönderilen SİHA’lara karşılık, İran da, bu üslere saldırı düzenliyor. Bu durum bölge halkları nezdinde de, İran saldırılarına meşruiyet kazandırıyor.
Tehdit ve tehlikelere karşı güvenlik kalkanı oluşturmak adına bölgeye gelen ABD askerleri kendilerini de koruyacak konumda değiller. Bu, hem ABD için hem de bölge ülkelerinde ciddi prestij kaybına yol açıyor.
Trump, Ankara’da İslamabad mutabakatının da geçersiz olduğunu bildirerek yeni bir saldırı başlattı. Bu saldırılarda istenilen hedeflere ulaşması da zor tabi ki. Fakat, saldırıyla birlikte şimdi bölge ülkelerine bir yandan baskı tehdit diplomasisini diğer yandan da ekonomik fırsatlar diyerek sunduğu yeni tür sömürge siyasetleri izlemeye başladığı gözüküyor.
Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara’ ile Ankara’da görüşen Trump, yaptırımları kaldırma, terör listesinden çıkarma vaadiyle Şara’ya etkisi altına almak istiyor. Bu etki alanı kapsamında Suriye’nin Lübnan’a müdahale etmesine bahane bulmaya çalışıyorlar.
Lübnan Cumhurbaşkanı Avun ise ABD’nin bölge temsilcisinden aldığı komutları yerine getirmeye çalışıyor. İşgal rejimi İsrail ile doğrudan görüşmeleri memnuiyet verici olarak nitelendirirken, işgal rejimi İsrailin işgal ettiği bölgelerden çekilmesini değil de, çerçeve anlaşması kapsamında adeta kalıcılığını sağlamaya çalışıyor. Pilot bölge diyerek adeta işgalin de meşruiyeti sağlanmak isteniyor.
Suudi Arabistan Veliahdı Muhammed Bin Salman ile telefon görüşmesi yaparak su yollarının güvenliği konusunda görüş alış verişi yaparak, bu yönde kendilerine yardımcı olunması ve Yemen’e saldırılar düzenleme baskısı uyguluyor. Muhammed bin Salman, Trump’ın aşağılayıcı sözlerini unutmuş olmalı ki, Yemen’e saldırılara başladı.
Irak’ta ise Hürriyet gazetesinden Abdulkadir Selvi'nin ifadesiyle Trump-Erdoğan ilişkilerinin sonucu olarak İran etkisinden uzak bir başbakan iş başına getirilmişti. Bu yeni ve genç başbakanı Beyaz Saray’da ağırlanarak Irak’ta yeni dönemin başlayacağının sözleri verildi . bu kapsamda, Eylül ayına kadar ABD askerleri ıraktan çekilecek. Çekilecek dediğime bakmayın, askeri danışman olarak binlerce ABD askeri yine bölgede kalacak, ırak petrolleri ve doğal gazı ise ABD şirketleri üzerinden ABD bankaları aracılığı ile satışı yapılacak.
Umman ise Hürmüz boğasının denetimi konusunda İran’la görüşmeler yaparken, Trump’un baskıları karşısında , boğazdan yeni rotalar için Trumpa sözler veriyor.
Katar, bölgedeki en büyük ABD üssünün topraklarından çekilmesi noktasında ABD yetkilileriyle görüşürken hala topraklarını İran saldırısı için kullandırmaya çalışıyor.
Pakistan, Katar ile birlikte müzakerelerde arabulucu oldu. Önemli roller üstlendi. Yürüttükleri diplomatik başarı gerçekten kaydedeğer. Fakat, Trump’un, Ankara’da İslamabad mutabakatını tanımadığını geçerliğini yitirdiğine dair açıklamasından sonra bir tepki vermediği gibi yeniden görüşmeler için adeta ne yapacağını bilemez halde.
Yeni tur görüşmelerde ne yapacağı bilinmeyen Pakistan’ın, Suudi Arabistan ile Yemen sınırında bulunduğu askeri birliklerin pozisyonu ise arabuluculuk konumunu tehlikeye atacak gibi.
Şimdi bölgenin görüntüsü bu şekilde. Bu görüntüler içinde askeri alanda kaybeden ABD’nin bölge ülkelerine karşı tehdit baskı diplomasini ile yeniden dizayn etmeye çalıştığı açık. Bu yeni dizayn da Türkiye’ye verilen misyon eğer Abdulkadir Selvi’nin ifadesiyle Trump Erdoğan yakınlaşmasının kazanımları olarak bakılırsa, bu kazanım olması mümkün olamaz. Tamamen, Trump’un, işgal rejimi İsrail in güvenliğini ve varlığına odaklanan bir siyasete hizmetten öteye gitmez.
Türkiye’nin ivedilikle bölge ülkeleriyle özellikle de İran’la yeni bir güvene dayalı siyaset izlenmesi gerekmektedir. ABD güveninden ziyade, bölge ülkeleri arasında güven oluşturma, bölgesel işbirliklerinin , bölgesel istikrarı ve bölgesel barışı sağlayacaktır.
Irak’ı işgal ederek ülkeyi tahrib eden ABD şimdi ülkeyi onarmaya geldiğini söylemektedir. Bölgedeki fitne siyasetleriyle bölgeyi güvensiz hale getirerek , bölgenin barışı inşa etmeye geldiğini söylemek ne kadar inandırıcı.
Hürmüz Boğazında yaşanan şartların sebebi bizzat ABD iken şimdilerde Boğazın geçişlerini sağlayarak geçen kargo gemilerinde %20 ücret alacağını söyleyen Trump adeta bölge ülkeleriyle alay ediyor. Aslına bakılırsa alay etmiyor. Emperyalist anlayışın dışa vurumunu yapıyor.
Askeri olarak yapılamayanlar siyasi , ekonomik, diplomatik yollarla yapılmaya çalışılıyor. İran’a askeri yollarla teslim alamayanlar şimdilerde bölge ülkelerine karşı yürüttükleri diplomatik ataklarla , iranı kuşatma ve çevreleme siyasetleri izliyorlar. Bu da yeni bir güvensizlik, yeni bir kaosa kapı aralayacak gibi
Her türlü fitneden uzak, bölgesel birliktelikte, bölgesel huzura doğru adım olması dileğiyle...
*M. Ali Bulut / İran



