Gündem

Arıkan, derinleşen sefaleti gözler önüne serdi: “Türkiye, sefalet endeksinde dünyada üçüncü sırada”

Meclis grup toplantısında konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan, derinleşen sefalete dikkat çekti. Türkiye’nin dünya sefalet endeksi içinde üçüncü sırada olduğunu vurgulayan Arıkan, “İktidara bir kez daha sesleniyorum, o şatafatlı koltuklarınızdan kalkın; Çarşıya çıkın. Esnafın defterine bakın. Köylünün perişanlığını görün, Vatandaşın banka hesabına bakın. İşte orada bu sefaleti göreceksiniz” dedi.

Abone Ol

/ Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM’deki grup toplantısında gündemin öne çıkan konu başlıkları hakkında değerlendirmelerde bulundu.

“KİMSE TÜRKİYE’YE YÖN BELİRLEYEMEZ”

Sözlerine dış politika gündemi ile başlayan Arıkan, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’ye yönelik haddi aşan sözlerine tepki gösterdi. Arıkan, “Ülkemizi Rusya ve Çin ile birlikte ‘Avrupa için’ tehdit olarak görüyormuş. Türkiye’nin Avrupa için birçok konuda hayati bir önemde olduğunu bilmesine rağmen; Sarf ettiği sözler, bizden ziyade Avrupa’nın geleceği için düşündürücü ve üzücüdür. Leyen şunu bilmelidir; Türkiye bu coğrafyada bin yıllık tarih boyunca, Avrupa’ya ihtiyaç duymadan, kendi gücü ve imkânları ile ayakta kalmıştır! Türkiye tarihin her döneminde; Kefenin bir tarafında denge unsuru değil, bizzat terazinin kendisi olmuştur. Türkiye’nin nerede konumlandığına da dış politikasını da ne ABD sefirleri ne de AB komiserleri belirleyemez, hadleri de değildir. Bundan dolayı ne Leyen ne de başka biri; Türkiye'ye yer göstermeye ülkemize yön belirlemeye kalkışmasın!” dedi.

“KİMSE TÜRK KESİMİNİ YOK SAYARAK DOĞU AKDENİZ’E GELEMEZ”

Kıbrıs’a yönelik bir kuşatma hazırlığı içinde olunduğunu da dikkat çeken Arıkan, “Geçtiğimiz hafta; Fransa’nın, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile bir anlaşma yapmaya hazırlandığı, Rum kesiminde asker bulunduracağı, bu varlığı da kalıcı hâle getireceği gündeme geldi. Kıbrıs’ta ne işiniz var ne yapmaya bölgeye geliyorsunuz? Doğu Akdeniz’e barış aramak için gelmeyeceğinizi dünya âlem biliyor! Şunu artık kabul edin: Kıbrıs meselesi, Rum yönetimi ve Yunanistan’ın tek başına karar vereceği bir mesele değildir. Hiç kimse Türk kesimini yok sayarak, Türkiye’nin garantörlük haklarını hiçe sayarak Doğu Akdeniz’e askerî yığınak yapamaz. Fransız’ların ve Rum’ların bu hamlesi; Kıbrıs meselesini çözüm masasından alıp, İsrail’e destek amacı güden askerî hesapların masasına koyma girişimidir” değerlendirmesinde bulundu.

“İKTİDAR TARİHİ SORUMLULUĞA UYGUN DAVRANMALI”

Tüm bu gelişmelere karşı iktidarın neler yapması gerektiğine dikkat çeken Arıkan, şunları kaydetti: “İlk olarak; Avrupa’ya şu gerçek en yüksek perdeden açıklanmalıdır: Kıbrıs; Güney Kıbrıs’tan ibaret değildir. İkincisi; Kıbrıs’ta Türk kesimin rızası olmadan yapılan her askerî anlaşmanın, ada barışını zedeleyeceği, sonuçlarının ağır olacağı dünya kamuoyuna açık açık anlatılmalıdır. Üçüncüsü; Hiç vakit kaybetmeden KKTC’nin uluslararası görünürlüğünü artıracak yeni bir programa başlanmalıdır. Dördüncüsü; Doğu Akdeniz ve Kıbrıs özelinde yeni bir güvenlik politikası ve askerî strateji oluşturulmalıdır. Bu strateji günlük tepkilere bağlı olmamalı; kalıcı, kurumsal ve çok boyutlu olmalıdır. Bilinmelidir ki; Kıbrıs bizim için “Milli” bir davadır. Şehit kanıyla, mücadeleyle, sabırla yoğrulmuş bir emanettir. Bu emanete sahip çıkmak, öncelikle iktidarın, sonra bütün milletimizin tarihî sorumluluğudur. Buradan İktidarı, bu tarihi sorumluğa uygun davranmaya davet ediyorum!”

“O DOSYALARI AÇMAK İÇİN BUGÜNE KADAR NE BEKLEDİNİZ?”

İç politika ile konuşmasını sürdüren Arıkan, son dönemlerde Gülistan Doku dosyasının yeniden açılmasının bir başlangıç olmasını ve karanlıkta kalan dosyaların tekrar açılması çağrısında bulundu.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, geçtiğimiz günlerde yaptığı, “75 ildeki 638 dosya ve 693 maktule ilişkin kapsamlı inceleme başlattık” açıklamasına atıfta bulunan Arıkan, “Bu 693 canın akıbetinin aydınlatılması için, O raflarda bekletilen klasörlerin indirilmesi için; İlla bakanın mı değişmesi gerekiyordu? Düne kadar bu dosyalar neden raflarda bekletildi? Kimse kusura bakmasın! Adalet; iktidarın ihtiyaç duyduğu anda raftan indireceği bir araç değildir!” ifadelerini kullandı.

“SİYASİ CİNAYETLERİ DE AYDINLATACAK MISINIZ?”

Üzerindeki soru işaretleri giderilmeyen siyasi cinayetlerin de üzerine gidilip gidilmeyeceğini soran Arıkan, şunları söyledi: “Mesela; Hala soru işaretleri, tam anlamıyla aydınlatılamayan Muhsin Yazıcıoğlu dosyasını raftan indirebilecek misiniz? Diyarbakır’ın göbeğinde cinayete kurban giden Tahir Elçi dosyasını raftan indirip üzerine gidebilecek misiniz? Türkiye’nin hafızasında hâlâ açık bir yara olarak duran, Uğur Mumcu suikastının üzerindeki sis perdesini kaldırmak için bu dosyayı yeniden ele alabilecek misiniz? Binlerce insanın mağdur olduğu THODEX dosyasında, “bir kişi öldü, dosya kapandı” kolaycılığına sığınmadan, bu vurgunun arkasındaki bütün ilişkiler ağını ortaya çıkarabilecek misiniz?”

“BİZİ BU TABLOYA KİM MAHKUM ETTİ?”

Ekonomide yaşanan sorunları ile ilgili de konuşan Arıkan, Dünya Sefalet Endeksi’nin son verileri üzerinden ekonominin durumuna dikkat çekti. Arıkan, “Şu tabloya bakar mısınız: 1. Venezuela. 2. Sudan. 3. Türkiye. 4. İran. 5. Arjantin. 9. sırada Lübnan var. Türkiye’yi bu listeye kim soktu? Bu milleti Venezuela’yla, Sudan’la aynı ekonomik kader tablosuna kim mahkûm etti? Yaparsa AK Parti yapardı, yine AK Parti yaptı! İktidara bir kez daha sesleniyorum, o şatafatlı koltuklarınızdan kalkın; Çarşıya çıkın. Esnafın defterine bakın. Köylünün perişanlığını görün, Vatandaşın banka hesabına bakın. İşte orada bu sefaleti göreceksiniz. Türkiye’de 32 Milyon 200 bin hesap ‘eksi hesap’ olarak bilinen Kredili Mevduat Hesabını kullanıyor. Yani Türkiye’nin 3’te biri olmayan bir parayı harcıyor” dedi.

“EMEKLİNİN BU BAYRAM YÜZÜ GÜLSÜN”

Ekonomide yaşanan sorunun en ağır bedelini emeklilerin ödediğini vurgulayan Arıkan, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi iktidara şu çağrıda bulundu: “Şimdi, bugün buradan ilan ediyorum: Kurban Bayramı’nda emeklilerimize bir maaş ikramiye verilmesi için kanun teklifimizi bir kez daha Meclis Başkanlığı’na sunacağız. Haydi bakalım gerçekten emeklimizi düşünüyorsanız, Kurban Bayramı’na bir ay kala, emekliye bir maaş ikramiyeyi kanunlaştıralım. Emeklimiz, tıpkı eski günlerde olduğu gibi Kurban Pazarında, pazarlık yapsın, kurbanını alsın bu sefer bayram, gerçekten bayram olsun!”

“MAĞDURU DEĞİL MAĞDUR EDENİ MUHATAP ALIYORLAR”

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü vesilesiyle madenci eylemleri ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Arıkan, sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı: “İşte biz, geçtiğimiz bir hafta, Bakanlığın önünde “Türkiye Gerçeğini” izledik. Ne var o gerçekte; Bir mağdur var bir de mağdur eden… Mağdur; 1 yıldır maaş almamış, çocuğunun bursu ile geçiniyor ve derdini anlatacak birini arıyor. Bunun için yollara düşmüş! Devlet, uzunca bir süre mağduru muhatap almıyor! Bilakis, devlet; mağdur eden patronu muhatap alıyor!

“15 GÜNLÜK SÜRE YENİ BİR SORUMSUZLUĞA DÖNÜŞMESİN”

Buna Ahbap-Çavuş ekonomisi derler! İşte Türkiye Yüzyılının, AK Parti iktidarının iş tutuşu tam olarak burada görülüyor! İktidar baktı ki, algı istedikleri gibi değil; ancak o zaman mağduru da muhatap almak zorunda kaldı! Emekçilerimizin, geç de olsa muhatap alınmasını ücretlerinin ödenmeye başlanmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Ancak 15 günlük sürenin, yeni bir sorumsuzluğa dönüşmesine asla izin verilmemelidir.”

DAVUTOĞLU: “MADEM UZLAŞI OLACAKTI BU ZÜLMÜ NİYE YAPTINIZ?”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da yaptığı konuşmada madencilerin hak arayışına ve varılan uzlaşıya dikkat çekerek, “Anlaşma sağlandı. Kim sağladığı anlaşmayı? İçişleri Bakanlığı, Enerji Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı. Madem bu işçileri haklı bulacaktınız, bir uzlaşı için işçilerle emek sömürücüsü işveren arasında bir anlaşma zemini bulacaktınız bu vatana, bu millete bu zulmü niye yaptınız?” diye sordu.

BABACAN: “EMEK VAR KARŞLIĞI YOK”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise derinleşen yoksulluk ile ilgili konuştu. Babacan, “İnsanlar çalışıyor ama geçinemiyor. Emek var, karşılığı yok. Pazara çıkan vatandaş fiyat etiketlerine bakıp dönüyor. Emeklimizin maaşı ayın ortasında tükeniyor. Gençler hayal kurmak yerine yarınlarla ilgili büyük kaygılar yaşıyor. Bu kötü yönetim, bu iş bilmez kadro ülkeyi gerçekten perişan etti” dedi.