Gündem

Amiral gemisi batan donanma savaşı kaybeder

Amiral gemisi batan donanma savaşı kaybeder

Abone Ol

Telekom‘un yüzde 55 hissesini satıp yönetimini yabancı bir şirkete hemen devretme karşılığında ele geçen para, kuruluşun altı aylık kârı kadar.

Oysa, bu satışı unutun, bu kazanç temposuyla Telekom, kamuya sadece 10 yılda en az 25 milyar kâr getirir. - Özelleştirme; IMF ve Dünya Bankası emriyle yürütülen, bir yoksullaştırma ve bağımlı kılma operasyonudur. Türkiye‘nin bağımsızlığına karşı açılan bir savaştır. Deniz savaşlarında amiral gemisinin batması ile savaş biter. Amiral gemisi batan donanma savaşı kaybeder. Özelleştirme operasyonlarında da şu andaki hedef Amiral Gemisidir. Yani; Türk Telekom‘dur. Türk Telekom‘un kısaca bir hikayesine göz atalım. Temmuz 1881‘de İstanbul Soğukçeşme‘deki Posta ve Telgraf Nezareti binasıyla Yeni Cami‘deki postane arasında tek telli bir telefon çekildi. 23 Mayıs 1909‘da İlk manuel telefon santralı, İstanbul Büyük Postane binasında 50 hatlık olarak tesis edildi. 6 Mayıs 1911‘de İstanbul ve çevresinin telefon imtiyazı  Herbert Lows Webb‘e verildi. Webb, İstanbul Telefon Anonim Şirketi adıyla bir şirket kurdu. Hükümet, Birinci Dünya Savaşı başlayınca  14 Mart 1915‘de şirkete el koydu. 28 Ağustos 1919‘da şirket eski sahiplerine iade edildi. Aynı yıllarda İzmir‘in telefon işletmesi yetkisi de bir Fransız şirkete verildi. 9 Nisan 1936‘da İstanbul Telefon Şirketi , 24 Ocak 1938‘de ise İzmir Telefon İşletmesi bedelleri ödenerek devletleştirildi. Yani; bugün yapılanın tam tersi yapıldı. Ve o günden bu yana Türk Telekom, Başkent İktisatçılar Derneği‘nin yaptığı araştırmaya göre;

Mühendisinin, işçisinin, memurunun emeği ile atılım üzerine atılım yaptı.

Ülkeyi dört baştan, önce kurşun, sonra bakır daha sonra da Fiber Kablolarla döşedi

Çok yüksek bir sayısallaşma oranına ulaştı,

Kazancıyla uzaya uydular attı, onları işletti,

Dünyanın 13. Büyük Sabit Telefon Operatörü olmayı başardı. Şimdilerde Türk Telekom‘un özelleştirilmesini savunanlar, yalanlara sığınıyorlar. Uydurdukları yalanlar ne peki?

Türk Telekom, sektörün liberalleşmesine, dolayısıyla fiyatların düşmesine engel oluyor.

Türk Telekom‘da personel sayısı çok fazla, bu da fiyatlara yansıyor.

Tüm dünyada telekom sektörü özelleştirilmiştir.

Verilen hizmet stratejik değildir. Dolayısıyla yabancılara satış doğaldır. Türk Telekom‘da personel sayısının fazla olduğu bir yalandır. Yani; Türk Telekom, İspanyol Telekom dışındaki  ülkelerdeki telekom şirketlerine göre daha az personelle hizmet vermektedir. Üstelik, bu ülkelerin;

Arazisi Türkiye kadar engebeli değildir.

Kırsal yerleşim sayısı Türkiye‘nin çok altındadır.

Terör belasına muhatap olmadıklarından, devletleri güvenlik görevlisi istihdam etme mükellefiyeti yüklememiştir.

Diğer ülkelerde, devletin ana operatörün yönetiminde söz sahibi olmadığı,

Sektörün stratejik olmadığı, yabancı sermayeye satışın doğal olduğu, yalandır. Bir Amerikan telekom şirketi olan Voice Stream‘i, Alman Telekom Şirketi ele geçirmek istedi ve 24 milyar dolar teklif etti. Ancak; Globalleşmenin babası ABD Hükümeti bu satışa karşı çıktı! Çünkü yasalara göre bir ABD Telekom Şirketi‘nin yabancılara satışı yasaktı! Fakir ülkelere globalleşme adı altında özelleştirmeyi dayatan Amerika‘da yasa aynen şöyle diyor: "Hiçbir yabancı hükümete veya temsilcisine ABD‘de telekom işletme ruhsatı verilemez." Telekomünikasyon hizmeti stratejik değilse; - Hemen hemen dünyanın tüm ciddi ülkeleri, telekomünikasyon sektöründe yabancı sermaye sahipliğine neden sınırlama getirmişlerdir? - Yunan Telekom Şirketi OTE neden Türkiye‘nin etrafındaki ülkelerin (Moldavya, Romanya, Gürcistan, Ermenistan,Ukrayna) Telekom şirketlerini satın almıştır? Bu gelişme üzerine MGK neden Türk Telekom‘a komşu ülkelerin Telekom Şirketlerinin özelleştirme ihalelerine katılma tavsiyesinde bulunmuştur? Ve neden Türk Telekom Bulgaristan ve Arnavutluk Telekom ihalelerine katılmıştır?

Anayasa Mahkemesi: "Türk Telekom Stratejiktir"

Anayasa Mahkemesinin 1994/45 sayılı kararında; "Kalkınmayı hızlandırmak için, elbette, dış borçlanma, yabancı sermaye, yabancı ortaklıklardan yararlanmak gerekir; ancak, özelleştirme yoluyla giderek yabancıların nüfuzuna yol açılması ülke bağımsızlığı yönünden kabul edilemez. Bu gerçek, özelleştirme politikası uygulayan gelişmiş kimi ülkeleri bile önlem almak zorunda bırakmıştır" denilerek, ulusal varlıklarımızın yabancılaştırılması konusuna dikkat çekilmiştir. Mahkeme aynı kararında; "Telekomünikasyon ve elektrik gibi stratejik öneme sahip kamu hizmetlerinin yabancılaşması, ülke savunması, güvenliği ve bağımsızlığı yönünden sakıncalıdır" görüşüne yer vererek, Türk Telekom‘un Stratejik olduğunu vurgulamaktadır. Türk Telekom‘un stratejik önemi yoktur diyenler, Ya; - "Muhaberesiz Muharebe Olmaz" sözünün ne anlama geldiğini bilmeyenlerdir. - 20 milyon ailenin, her türlü bilgisinin; ilişkilerinin, Kamu kuruluşlarının telefon aramaların (kim kimi ne zaman vb) kontrol edilmesinin sonuçlarını değerlendiremeyenlerdir. - Nato ve Tafics projelerinin, Silahlı Kuvvetlerin kullandığı, kiraladığı özel devrelerin güzergahlarının taşıdığı anlamı kavrayamayanlardır. - E-posta iletişimlerinin, hangi web sitesinin kim tarafından ziyaret edildiğinin kontrol edilebildiğini dikkate almayanlardır. - Bütün bu bilgilerin başka ülkeler adına veya kişisel santaj malzemesi olarak kullanılma ihtimalini düşünemeyenlerdir. Ya da; - Bunları çok iyi bildikleri halde; bağımsızlık, ulusal çıkar, ulus devlet kavramlarına inanmayanlardır. Türk Telekom‘un  - 21.500.000 Hatlık Santral Kapasitesine, - 80.000 Ankesörlü Telefona, - 19.500.000 Sabit Telefon,   - 250.000 TT Net, - 750.000 ADSL, - Yüzbinlerce, kiralık Devre, F/R, Turpak, ISDN/PRI, ISDN/BA, NMT müşterisine, 850 işyerine, 3000 Telekom bayisine, 35  milyon km‘yi bulan bakır kablo şebekesine, 100 bin km F/O kabloya, AVEA‘nın yüzde 40 hissesine, sahip olduğunu, belki biliyorsunuz. Ama Türk Telekom‘un - Dış veya iç kredi kullanmayan, borcu bulunmayan, tamamen özkaynaklarıyla yetinen, dünyadaki nadir Telekom operatörlerinden biri olduğunu, - Hiç SSK ve vergi borcu bulunmadığını, - Son 5 yılda personel sayısında 15.000 azaltma gerçekleştirdiğini, Üstelik bu başarıya - Yatırımların kısıtlanmasına, - Hazine Müsteşarlığı‘nın, Rekabet Kurulu ve Telekomünikasyon Kurumu‘nun engellemelerine, - Kamu İhale Kanunu‘nun kısıtlamalarına, - Yalnızca 1700 mühendisle hizmet vermesine, - Finans, Pazarlama ve İşletme konusunda uzman eleman sayısının çok sınırlı olmasına, - Politik Yönlendirmelere, - Personelinin 10 yıldır, özelleştirme stresi altında hizmet vermesine, - GSM firmaları ile Türk Telekom aleyhine yapılan-yaptırılan ara bağlantı anlaşmalarına, - Gerek sahip oldukları, gerekse büyük reklam bütçeleri ile yönlendirdikleri medya kuruluşları aracılığı ile Türk Telekom aleyhine baskı unsuru oluşturan rakiplerine rağmen ulaştığını gözardı etmeyelim. Özelleşmeyi savunanlara göre Türk Telekom‘un özelleşmesi; - Fiyatların düşmesine, - Hizmet kalitesinin artmasına, - Sektörün büyümesine ve sektördeki istihdamın artmasına, - Devletin vergi gelirlerinin artmasına, - Yatırımların artmasına, - Hepsinden önemlisi yabancı sermaye girişine, neden olacaktır. Ama bunların tamamı, iyi niyetli birer temenni olmaktan başka bir anlam ifade etmemektedir.

İlk kurulum maliyeti 200 milyar $

Türk Telekom‘un giderleri içinde büyük pay tutan ve fiilen zarar eden Uydu İşletmeciliği Türk Telekom‘dan ayrıldığı için, Türk Telekom‘un giderlerinde önemli azalma olacaktır.

GSM işletmecileriyle yaşanan ara bağlantı sorunu tam çözülmese de 2004 yılında Türk Telekom Lehine iyileştirildiği için, 2005 ve sonrasında Türk Telekom‘un gelirlerinde önemli bir artış gerçekleşecektir.

Türkiye‘de Kurumlar Vergisi Oranı çok yüksek olduğu için, Telekom‘u alan firma Kurumlar Vergisi ödememek için tüm yatırımlarını, gerekli teçhizatı yurtdışında vergi oranları düşük bir ülkede kuracağı bir şirket  üzerinden alarak gerçekleştirecek, böylece kârını yurtdışına aktaracaktır.

Bunun sonucunda;

Türkiye yıllarca kurumlar vergisi tahsil edemeyecektir.

Türk Telekom‘a teçhizat satan yerli sanayii çökecek, kablo fabrikaları kapanacak, bu firmalarda çalışan binlerce işçi işsiz kalacaktır.

16.06.2005 tarih ve 5369 Sayılı Evrensel Hizmetin sağlanması hakkındaki Kanuna göre, bir yerde hizmet sunulması ekonomik değilse, bu yatırımların mali külfeti "Evrensel Hizmet Fonu"ndan karşılanacaktır. Türkiye‘de tüm kırsal alan yatırım ve bakım hizmetleri ekonomik değildir. Türk Telekom‘un ekonomik olmayan yörelere yaptığı bakım ve yatırım harcamaları yılda 500 milyon dolar civarında olduğu tahmin edilmektedir. Kısacası Türk Telekom‘a özelleştirme sonrası Fon‘dan, yani kamu kaynaklarından yılda 500 milyon dolar kaynak aktarılacaktır.

Onbinlerce Türk Telekom Çalışanı uzmanlık sahalarıyla ilgili olmayan kamu kurumlarına aktarılacak, çoğu bankamatik memur olarak görev yapacak, üreticiden tüketiciye dönüşecek, hazineye 1 milyar dolara yakın bir külfet yüklenecek, aktarıldıkları kuruluşların personelinden daha yüksek ücret alacaklarından aktarıldıkları kuruluşlardaki iş barışı bozulacaktır.

Türk Telekom‘da kalacak işçilerin önemli bir bölümü işten çıkarılacak, binlerce işçi işsiz kalacaktır.

Oluşan Personel açığı, taşeronlaştırma yoluyla kapatılmaya çalışılacak; arıza ve bakım işlemleri işin uzmanı olmayan taşeronlar vasıtasıyla yapılacağından hizmet kalitesi düşecektir.

Kısacası, Telekom‘un özelleştirilmesi ucuzluğu değil yoksulluk ve eşitsizliği arttıracaktır.

Ayrıca devlet;

Yılda 1 milyar dolar Kurumlar Vergisinden, 1 milyar dolar kâr payından mahrum kalacak, Fon aracılığı ile Türk Telekom‘a yılda 500 milyon dolar kaynak aktaracak, Türk Telekom‘dan diğer kamu kurumlarına aktarılacak personele de 1 milyar dolar ödeyecektir. Bir başka ifadeyle Türk Telekom‘un özelleştirilmesi hazineye yılda 3.5 milyar dolar ek yük getirecektir.

Ve büyük satış

Gazeteler Türk Telekom Özelleştirmesini, "Rekor Fiyat", "Türkiye Zor Engeli Aştı", "Özelleştirmede Rekor Büyüklük", "En Büyük Özelleştirme" başlıkları ile verdiler.

"Türk Telekom‘un değeri 2 milyar doları geçmez", "Türk Telekom değerini kaybetti" diye şartlanan kafalar için, Türk Telekom‘un yüzde 55‘i için verilen 6.5 milyar dolar "Rekor Fiyat" tır.

Ya gerçek

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Avea‘nın Türk Telekom‘un küçük bir iştiraki olduğunu belirterek, "İhaleden çekilenler, Avea‘yı bahane ediyor" dedi." Avea‘daki yüzde 40 Türk Telekom payının değerinin, lisans bedelleri, yapılan yatırımlar ve Türk Telekom‘un nakit aktarımı dikkate alındığında asgari 2 milyar dolar olduğu, bu payın da Ulaştırma Bakanı tarafından ihaleyi etkilemeyecek kadar önemsiz bir iştirak olarak tanımlandığı dikkate alındığında, Telekom‘a verilen fiyatın değerinin çok altında olduğu ortaya çıkar.

Türk Telekom ihalesinden 10 gün önce, 5 milyon aboneli, 500 milyon dolar kâr eden Pakistan Telekom‘un yüzde 26‘sının 2,6 milyar dolara satıldığı, yani tamamına 10 milyar dolar değer biçildiği dikkate alındığında, gerek abone sayısı gerekse kârı Pakistan Telekom‘un 4 katı olanTürk Telekom‘un toplam değerinin 40 milyar dolar yüzde 55‘inin de 22 milyar dolar etmesi gerekir.

Türk Telekom‘u yeniden oluşturmaya çalışsanız;- Yer altı Şebekeleri,

Santralleri,

Gayrimenkulleri,

Yeraltı kazı ruhsat bedelleri, kamulaştırma bedelleri,

Abone edinim maliyeti,

Personel eğitim gideri vb... ile ilk tesis maliyetinin 200 milyar doları bile geçeceği ifade edilmektedir.

Soru işaretleri

İhale‘den önce Başbakan Erdoğan‘ın Saudi Oger‘in sahibi, Hariri‘nin varisi, Mahdum Hariri ile ‘baş başa‘ sohbeti

İtalyan TIM, AVEA‘nın ‘yönetim, ortaklık, hisse‘ meselesi çözülmezse ‘ihaleye girmeyeceğini, Türkiye‘den çekileceğini, Uluslararası tahkime gideceğini‘ ilan edip, tehdit etmesi,

Bilahare Saudi Oger ile İtalyan TIM‘in aynı konsorsiyumda yer almaları ve  ihaleyi kazanmaları,

İhaleden bir gün önce Telekomünikasyon Kurumu‘nun Türk Telekom‘a CDMA-WLL kullanımı için frekans tahsis etmesi, ihaleye şaibe düşüren gelişmelerdir.

Özet olarak

Türk Telekom‘un Blok Satış Yöntemiyle Özelleştirilmesi

Kamu çıkarına aykırıdır.

Mali açıdan getirisi az, götürüsü fazladır.

Çalışma barışını bozacaktır.

İşsizliği artıracaktır,

Kamu kaynaklarının yurtdışına aktarılmasına neden olacaktır.

Milli Güvenliğimiz için tehlike oluşturma ihtimali çok güçlüdür.

Ancak Türk Telekom‘un şu anki haliyle devamı da;

Politik baskı ve yönlendirmeler,

Riski göze almayan yönetim anlayışı,

Yatırımların gerekli hızla yapılamaması,

Ağır İşleyen Bürokratik Yapı,

Gerekli yapısal değişimin gerçekleştirilememesi,

Türk Telekom‘a yabancı Yönetim Kurulu,

Motivasyonunu kaybetmiş personeli, nedeniyle, blok satış kadar sakıncalıdır.

Çözüm

Yönetim kurulunda çalışanların da  temsil edilmesi,

Unvan, yükselme ve atamaların, tahsil, çalışma süresi, ölçülebilir başarı kriterleri gibi esaslara bağlandıktan sonra; yönetimin özerkleştirilmesi,

Ve halka arz yöntemiyle özelleştirme.