Ali Abdurrazık Mısır da Seyyid Bey in muadilidir. İkisi

de hilafetin tarihselliğini ortaya koymaya çalışan çalışmalar yürütmüşlerdir.

Ali Abdurrazık, oryantalistlerin ayartmasıyla harekete geçmiştir. Daha doğrusu

oryantalist teoriye hizmet etmiştir. Ali Abdurrazık ın El İslam ve Ulusu l Hükm

(İslam da Yönetim Biçimi) adlı eserin arkasında iki ismin bulunduğu

varsayılıyor. Bunlardan birisi, Mısır bedeninde Fransız kafası taşıyan Taha

Hüseyin ikincisi de Yahudi asıllı İngiliz oryantalist David S. Margoliouth dur.

Ali Abdurrazık ın bu kitabı Kemalist teoriye destek vermek için kurgulanmış

oryantalist bir projedir. Kitabın 1925 yılında yayınlanması teorik zeminde

Mısır da, Kemalist proje ve inkılâplara ve hilafetin kaldırılmasına yapılan bir

katkıdır. Zira Mısır da da bu inkılâplara öykünen ve onu taklit etmek

isteyenler var hatta bol olmuştur. Ali Abdurrazık ın o dönem Ankara daki

karşılığı ise usülü fıkıhçı Seyyid Bey dir. Her ikisinde de temel tez,

hilafetin tarihselliğidir. Onun ötesinde nazarlarında İslam birliği ve

ittihadının hayal olmasıdır. İlginçtir, Ali Abdurrazık öyle ileri gider ki

hilafetin dışındaki bütün yönetim biçimlerini İslam a uygun bulur ve tezkiyeden

geçirir. İslam a göre tek bidat idare tarzı ona göre hilafet modelidir. Hilafet

Peygamber devleti değil ona göre mücerret ve ne olduğu belirsiz bir devlet

biçimidir. Kur an ayetlerine rağmen şura sistemini bir yana iten Ali

Abdurrazık, Hazreti Ebubekir i, İslam da ilk halife değil, ilk kral olarak

tanımlamaktadır (El İslam ve Usulu l Hükm, Et Tekvin Yayınları, s: 119).

Hâlbuki meşhur hadisedir ki, Hazreti Ömer kendisinin kral mı yoksa halife mi

olduğunu sorar. Sahabeler ölçülü yani Kur an ve Sünnet ile mukayyet davrandığı

ve davranması gerektiği için kendisinin kral değil, halife olduğunu söylerler.

***

  Ali Abdurrazık

başta Hazreti Ebubekir olmak üzere sahabelerin hilafına İslam da idari anlayışı

müteşerri vasfından arındırıp `hilafetten başka ne olursa İslami sayılır

anlayışına gelmiş ve bunu temsil etmektedir. Bu kadar kendinden geçmenin ve

hakikati tersyüz etmenin nedeni cehalet midir Kesinlikle hayır. Bu işler cahil

adamın harcı değildir. Bu kitap ve Seyyid Bey in Hilafetin Mahiyeti Şeriyyesi

gibi kitaplar düzmece, ısmarlama ve onun ötesinde proje kitaplardır. Arkasında

oryantalist anlayış ve kafa yatmaktadır. Bugün Ali Abdurrazık neye tekabül

ediyor Ulusalcılığa ve onun ötesinde siyasal İslam düşmanlığına. Bugün

sömürgeciliğin bir hediyesi ve tortusu olan ulusal devletlerin dini anlayışı,

siyasal İslam kisvesi ve karalaması altında Müslümanların birliğine ve

ittihad-ı İslam fikrine karşı çıkmaktadır. Avrupa Birliği Hıristiyan kökleri üzerine

birlikler inşa ederken Müslümanların bu arayışı İslam adına çürütülüyor ve

tezyif ediliyor! Bu bir psikolojik ve onun ötesinde Müslümanlara yönelik manevi

bir savaştır. Topsuz tanksız bir kimliksizleştirme savaşıdır.  Maalesef Körfez de mainstream media denilen

ana akım medya iki de bir siyasal İslam ı diline dolamaktadır. Bütün savaşı

onadır ama bir gün altında kalacaktır. Sürekli olarak siyasal İslam a karşı

taarruz halindedir. Özellikle de Müslüman Kardeşler eksenini ve anlayışını

siyasal İslam ın belkemiği ve merkezi olarak telakki ediyor. Varlıklarının

panzehiri sayıyor.

***

 Siyasal İslam

karşıtları Ali Abdurrazık ın bıraktığı yerden yollarına devam ediyorlar.  Batılılar gibi Körfez basını da sürekli

olarak siyasal İslam ın iflasını tebşir ediyor ve müjdeliyor. Böylece

Gazali nin elbette bu anlamı kastetmeyen bir ifadesini tekrarlamış oluyorlar.

Leyse bilimkan ahsene mimma kane. Daha iyisini bulmak kabil ve elde değil.

Onların derdi siyasal İslam ı kötüleyerek kendi modellerini ne pahasına olursa

olsun -çürüme pahasına da olsa- ayakta tutmaktır. Sonuç itibarıyla, siyasal

İslam karşıtları Ali Abdurrazık ve Seyyid Bey in bıraktığı yerden yollarına

devam ediyorlar. Körfez deki bu anlayışa ve temsilcilerine rahatlıkla Ali

Abdurrazık ın çocukları diyebiliriz. Bunların Ali Abdurrazık tan önceki

atalarından birisi de Rıfaa Rafii Tahtavi dir. Fransız yazar Guy Sorman o ve

akımının hikâyesini Rifaa nın Çocukları-Müslüman Modernler kitabında anlatıyor.