Okyanus ötesinde silah sesleri yerini ağır bir siyasi ve ekonomik hesaba bıraktı. Sınır ötesindeki sıcak çatışmaların Amerikan rüyasına zarar verdiği ve sokağın nabzını tutan o dev araştırmayla gün yüzüne çıktı.
SAVAŞIN FATURASI AĞIR GELDİ
Anketin en çarpıcı verisi, doğrudan cebini ve ülkesinin geleceğini düşünen seçmenden geldi. Katılımcıların sadece yüzde 24'ünün Başkan Donald Trump yönetimindeki İran savaşının devasa maliyetine değdiğini savunduğu kaydedildi. Geri kalan kesim ise bu savaşın bedelinin ödenmeye değmeyeceğini açıkça ifade etti. İkinci başkanlık dönemine yüzde 47 gibi iddialı bir onay oranıyla başlayan Trump'ın, bu son krizle birlikte destek oranının yüzde 34'e kadar çakıldığı vurgulandı. Bu rakamın, en son nisan ayında görülen o dip seviyeyle aynı olduğuna dikkat çekildi.
ANLAŞMA BARIŞ GETİRECEK Mİ?
Cephedeki ateşkesin masada kalıcı bir barışa dönüşüp dönüşmeyeceği ise güven bunalımı yarattı. Halkın yüzde 63'ünün masadaki anlaşmanın iki ülke arasında kalıcı bir barış sağlamasını düşük bir ihtimal olarak gördüğü belirtildi. Parti tabanlarına inildiğinde tablonun daha da karamsar olduğu göze çarptı. Cumhuriyetçilerin yaklaşık yarısının, Demokratların ise tam yüzde 80'inin bu anlaşmadan umutsuz olduğu resmi verilere yansıdı. Kalıcı barış hayali kuranların oranı ise yüzde 18 gibi cılız bir seviyede kalırken, bu umudu taşıyanların oranının Demokratlarda yüzde 10, Cumhuriyetçilerde ise yüzde 34 olduğu aktarıldı.
EKONOMİK ÇÖKÜŞ KORKUSU
Dış politikadaki hamlelerin ABD'yi küresel arenada güçlendirip güçlendirmediği de büyük bir tartışma konusu oldu. Katılımcıların sadece yüzde 23'ünün ABD'nin İran karşısında savaş öncesine göre daha güçlü bir konuma geldiğini savunduğu, yüzde 35'inin ise ülkenin daha zayıf bir duruma düştüğünü dile getirdi