Dilinde dua, atıyor kozaları kaynayan suya. 77 yıldır aynı dualar okunuyor ocak başında. Tek tek özenle yetiştirilen ipek kozaları odunlarla yakılan harlı ateşin üzerine konulan kazana atıldığında okumaya başlıyor Hasan usta.
Dilinde dua, atıyor kozaları kaynayan suya. 77 yıldır aynı dualar okunuyor ocak başında. Tek tek özenle yetiştirilen ipek kozaları odunlarla yakılan harlı ateşin üzerine konulan kazana atıldığında okumaya başlıyor Hasan usta. Allah‘ın adını düşürmüyor dilinden. Suyla kavuşan kozalar salıyor ipliklerini, çekiyor aynı dua dilinde iplikleri Hasan usta. Kaynayan suyun buharı arasında çok dikkatli bakarak görebiliyorsunuz yılların İpek Ustasının ellerini. Hızlı hızlı çalışıyor Hasan usta tek tek sudan çekip takıyor iplikleri makaraya. Her gün aynı tablo yaşanıyor Hatay‘da. Büyükaşık Ailesinin evinde dinmiyor makara sesi. Sarılıyor ipek makaraları şal, perde, eşarp olup dünyanın çeşitli ülkelerine gönderilebilmek için.
Hataylı Büyükaşık Ailesi 1900‘lerin başından beri koza yetiştiriciliği ve koza ipeği üretimi yapıyor. Dedesinin dedesinden kalma ipekçiliği kendi oğluna öğreterek altıncı nesle taşıyan 1934 doğumlu Hasan Büyükaşık, mesleği gelecek nesillere taşımak için canla başla çalışıyor.
Hataylı Büyükaşık Ailesinin diğer işletmelerden farkı kendi ürettiği ipek malzemelerin ham maddesini kendilerinin üretip kendilerinin işlemesi. Ektikleri Dut ağaçlarıyla besledikleri ipek böceklerinin kozalarını özenle işleyerek elde ettikleri iplikleri tahta tezgahlarda yine aile olarak işleyerek satışa sunmaları ailenin en önemli özelliği aslında.
Hayatında iki kere aşık olduğunu dilinden düşürmeyen 77 yaşındaki Hasan Büyükaşık aşkla ilk kez 7 yaşında tanışmış. 7 yaşında ipeğe âşık olduğunu aktaran Büyükaşık birde yıllar sonra eşine büyük bir aşkla bağlanmış.
Şal olup üşüyen omuzları örtüyor
7 yaşındayken köylerinde 150‘ye yakın olan ipek ocaklarına gidip izlediğini ve burada ipeğe aşık olduğunu aktaran Hasan Büyükaşık "O zamanlar köyde sayıları 150‘yi bulan çekme ocaklarının başındaki ustalara gider bakardım. Bir şeyler öğrenmek için. 10 yaşına geldiğimde biri bana teklif etti bu ocaklarda çalışmaya. 10 yaşındayken o ocağı ben ördüm ve ipek çektim. Fakat esas gelişmem ve kabiliyetim. Allah Nur içinde yatırsın Babamdan kaynaklandı. Babam çalışmış olduğum ipek çilelerinden her hangi birinde bir pürüz çıkarsa anlatırdı. Babamı dinledim ve dediklerini Allaha şükür kavradım. Bu mesleği ben babamdan öğrendim. Babamda babasından, babamın babası da kendi babasından bu mesleği öğrendi. Bende çocuklarıma öğrettim. Allaha şükür ki çocuklarım bu mesleği yaşatacak ve ben rahat öleceğim" dedi.
Hatay başta olma üzere ülke gebelinde unutulmaya yüz tutan meslekler arasında yer alan İpekçiliği yaşatmak için gece gündüz çalışan Büyükaşık ailesinin ipek mesaisi gece yarısı saat 02.00 sıralarında başlıyor. 77 yaşında olmasına rağmen gece 02 sıralarında kalkıp taş ocağı yakan ve suyu ağır ateşte kaynamaya bırakan Hasan usta sabah 05 sıralarında kozaları kaynayan suyla buluşturuyor.
Bu saatlerde mesaiye kalkan oğulları ipek kozalarından çıkan iplikleri sarmaya başlıyor. Sonra başlıyor avluda makara sesi. Sarılıyor iplikler özenle. Tahta tezgahta dokunmaya başlıyor kravat kumaşları, perdeler, peştamallar. Şal olup üşüyen omuzları örtüyor Hatay ipeği.