Gündem

29 asker hakkında yakalama kararı

29 asker hakkında yakalama kararı

Abone Ol

Balyoz davasında 163 sanık hakkında tutuklama kararı verilirken, duruşmaya katılan 133 muvazzaf ve emekli asker tutuklandı.

Eski 1. Ordu komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Orgeneral Ergin Saygun ve Korgeneral Nejat Bek‘in de aralarında bulunduğu 29 asker hakkında ise yakalama emri çıkarıldı. Tutuklama kararının başka bir davadan tutuklu olan ve duruşmada bulunmayan Albay Dursun Çiçek‘in yüzüne okunması kararlaştırıldı

"Balyoz Darbe Planı" davasında duruşmaya katılan 133 muvazzaf ve emekli asker tutuklandı. Aralarında eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Orgeneral Ergin Saygun ve Korgeneral Nejat Bek‘in de bulunduğu 29 asker hakkında ise yakalama emri çıkarıldı. Tutuklama kararının başka bir davadan tutuklu olan ve duruşmada bulunmayan Albay Dursun Çiçek‘in yüzüne okunması kararlaştırıldı.

"Balyoz Darbe Planı" davasında üye hakim Ali Efendi Peksak, 50 generalin de aralarında bulunduğu 163 sanığın "kuvvetli suç şüphesi, delillerin henüz tam olarak toplanamamış olması, sanıkların konumları itibariyle delillere etki yapma ihtimali, adli kontrol hükümlerinin suç şüphesi olmayacağı" gerekçesiyle tutuklanmasına karar verildiğini açıkladı.Yapılan açıklama üzerine mahkeme salonunda  bulunan sanık yakınları, "Adalet istiyoruz" diye bağırdı. Salondaki tepkiler üzerine Mahkeme Başkanı Ömer Diken, salonun boşaltılmasını isteyerek, basın mensuplarını salondan çıkardı.  Mahkeme ayrıca, gazeteci Abdurrahman Dilipak, Hamza Türkmen, Rıdvan Kaya, Abdurrahman Koçoğlu, Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği ile Hukukçular Derneği‘nin suçlamadan doğrudan zarar görme ihtimalleri nedeniyle davaya müdahil olma taleplerini kabul etti.

Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu, Kara Harp Akademisi Komutanı Tümgeneral Ahmet Yavuz, 6. Kolordu Komutanı Nejat Bek, İbrahim Fırtına, Özden Örnek, Çetin Doğan, Engin Alan, Ergin Saygun, Tuncay Çakan, Bekir Memiş, Gürbüz Kaya, Ali Rıza Sözen, Fuat Pakdil, Metin Yavuz Yalçın, Hayri Güner Fikri Karadağ ve Kadir Sağdıç adlı askerler hakkında ise tutuklama ve yakalama emri çıkarıldı.

Çetin Doğan‘ın Avukatı Ersöz: "İçinde bulunduğumuz durumu hukuk kuralları ile açıklamak mümkün değil"

Mahkemenin kararını değerlendiren eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan‘ın avukatı Hüseyin Ersöz, "Biraz önce duruşmadan çıktım, istemediğimiz ve beklemediğimiz bir takım gelişmelerle karşı karşıya kaldık. Ne yazık ki ben bir hukuk adamı olarak karşınızda bulunuyorum. Çetin Doğan‘ın avukatı olarak karşınızda bulunuyorum. Fakat içinde bulunduğumuz durumu hukuk kuralları ile açıklamak, bunlara bir açıklama getirmek ne yazık ki mümkün değil" dedi.

Mahkemenin taleplerini reddettiğini ifade eden Ersöz, "İçerideki yaşananlara, bizlerin yaşadığı drama hukukçuların bir anlamdaki çaresizliğine sizler de şahit oldunuz. Savcılık makamı müvekkilimizle beraber 163 kişi hakkında yakalama ve tutuklama talebinde bulundu. Normalde usul kuralları çerçevesinde bu konu ile ilgili olarak tarafımıza söz verilmesi gerekirdi ve biz de mahkeme heyetinden bu konuda bir talepte bulunduk. Ancak ne yazık ki mahkeme bu taleplerimizi reddetti ve usule aykırı bir şekilde, hukuka aykırı diye nitelendirebileceğim bir şekilde yakalama ve tutuklama kararına imza attı" diye konuştu.

Duygusal anlar yaşandı

Mahkeme salonunda duygusal anlar yaşandığını belirten Ersöz, "İçerden çıkarken tabii aileler eşlerine sarılmıştı, duygusal anlar yaşanıldı. Bu süreci, buna benzer sahneleri biz ne yazık ki soruşturma ve kovuşturma sürecinde birkaç defa daha yaşadık. Müvekkilimiz daha önce 3 defa tutuklandı, hakkında bir defa yakalama kararı çıkartıldı ve bu süreç içerisinde de uzunca bir süre özgürlüğünden mahrum bırakıldı. Bu hem kendisi açısından hem ailesi açısından birçok mağduriyeti de beraberinde getirdi" şeklinde konuştu.

Ersöz, bundan sonraki sürece ilişkin olarak ise, "Şimdi bundan sonraki süreçte artık nöbetçi mahkemelere başvurmak gibi bir imkan söz konusu değil. Çünkü artık kovuşturma aşaması başladı ve 10. Ağır Ceza Mahkemesi müvekkilimizin tutukluluk durumunu inceleyecek ama 10. Ağır Ceza Mahkemesi‘nin vermiş olduğu kararlara da 11. Ağır Caza Mahkemesi‘nde bundan sonraki süreçte itiraz etme imkanımız olacak. Yani süreç bundan sonra 10. Ağır Ceza Mahkemesi ve 11. Ağır Ceza Mahkemesi arasında gerçekleşecek. Bundan sonraki aşamada yapacağımız şey; bugün verilmiş olan tutuklama kararına ya da müvekkilimiz hakkındaki yakalama kararına karşı 7 gün içerisinde 11. Ağır Ceza Mahkemesi‘ne itiraz etmek yönünde olacak. 11. Ağır Ceza Mahkemesi bu husustaki talebimizi karara bağlayacak ve artık takdir ederse yakalama kararının kaldırılmasına ya da müvekkilimizin ifade ettiğim gibi özgürlüğünün kısıtlanmasına karar verecek" dedi.

Mahkeme heyeti, duruşmanın 14-15, 17-18, 21-22 ve 24-25 Mart tarihlerinde Silivri ‘de görülmesine karar verdi.

Müdahillik talepleri kabul edildi

Balyoz davasında, sanıklar tarafından yapılması planlandığı ileri sürülen darbe sonrasında ilk kapatılacak kurumlar veya ilk gözaltına alınacak 30 kişi arasında isimleri bulunduğunu ileri sürülen Hukukçular Derneği, ÖZGÜR-DER, Abdurrahman Dilipak, Hamza Türkmen, Rıdvan Kaya ve Abdurrahman Koçoğlu‘nun suçtan zarar görme ihtimalleri bulunduğu gerekçesiyle davaya müdahil olarak katılmalarına karar verildi.

İstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesi‘nde görülen Balyoz davasının bugün görülen 13. duruşmasında mahkeme heyeti, duruşma sonunda davaya müdahil olarak katılmak isteyen bazı sivil kuruluşlar ile sivil kişilerin taleplerini de kabul etti. Kararda, dava konusu darbe suçunun gerçekleşmesi halinde Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği (ÖZGÜR-DER) Genel Başkanı Rıdvan Kaya, Gazeteci-Yazar Abdurrahman Dilipak, ÖZGÜR-DER yöneticisi Hamza Türkmen, eski İstanbul Vali yardımcısı ve halen Ödemiş Kaymakamı olan Abdurrahman Koçoğlu, ÖZGÜR-DER ile Hukukçular Derneği‘nin suçtan doğrudan zarar görme ihtimalleri bulunduğundan davaya katılma taleplerinin kabul edildiği açıklandı.

Bu arada, duruşma sonunda tutuklanmalarına ya da haklarında arama kararı çıkarılmasına karar verilen toplan 133 sanığın çeşitli rütbelerde subay oldukları, haklarında tutuklama kararı çıkarılmayan 33 sanığın ise astsubay rütbesinde olduğu öğrenildi. Karar dün saat 20.36‘da açıklanmasına rağmen sanıkların, "Aramızda Korgeneral ve Koramiral rütbesinde muvazzaf subay var. Onlardan üst rütbeli bir subay tarafından alınabilirler. Onları vermeyeceğiz" şeklindeki tepkileri nedeniyle durumun İstanbul bölge komutanlığı‘na bildirildiği ileri sürüldü. Şu saat itibariyle sanıklar, duruşma salonunda beklemeye devam ediyor.

Tutuklama kararı verilen emekli asker sanıklar, Silivri Cezaevi‘ne konuldu

"Balyoz planı" davasının dünkü  duruşmasında haklarında tutuklama kararı verilen emekli asker sanıklar, Silivri Cezaevine konuldu. Aralarında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına ile eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek‘in de bulunduğu emekli asker sanıklar, saat 00.30 sıralarında sağlık kontrolü için Silivri Devlet Hastanesine götürüldü. Sağlık kontrolleri yaklaşık 5 saatte tamamlanan emekli asker sanıklar, daha sonra Silivri Cezaevine gönderildi.

Muvazzaf subaylar, Hasdal Cezaevi‘nde

"Balyoz planı" davasının dünkü duruşmasında tutuklanan muvazzaf subaylar Hasdal Cezaevine gönderildi.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza ve İnfaz Kurumu Yerleşkesindeki salonda dün görülen 13. duruşmada, mahkeme heyetinin tutuklanmalarına karar verdiği sanıklardan muvazzaf subaylar, duruşma salonundan jandarmaya ait otobüs ve minibüslerle ayrıldı.

Eskort eşliğinde Harbiye Orduevine getirilen ve aralarında Koramiral Kadir Sağdıç ile Kuzey Deniz Saha Komutanı Mehmet Otuzbiroğlu‘nun da bulunduğu sanıklar, burada yaklaşık 2 saat kaldıktan sonra tekrar otobüslere bindirilerek Hasdal Askeri Cezaevine gönderildi. Bu arada, sanıkların orduevine gelişi sırasında kapıda bekleyen yakınları ve arkadaşlarının alkışladıkları görüldü.

Kılıçdaroğlu:

Davanın siyasallaştığı başından belliydi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Balyoz darbe planı davasında mahkemenin 163 sanığın tutuklanması yönünde verdiği kararla ilgili Hükümeti suçladı. Kılıçdaroğlu, "Deliller toplandıysa tutuklanmalarına gerek yok. Ama deliller toplanmadı ve gerçekten ciddi bulgular varsa kamuoyunu tatmin edici açıklamalar yapılmalı. Bu davanın siyasallaştığı ta başından belliydi. Sayın başbakanın bu davada savcı gibi davrandığı başından itibaren belliydi." dedi.

Adana‘ya hareketinden önce Atatürk Havalimanı‘nda basın mensuplarına açıklama yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi‘nin 163 Balyoz sanığının tutuklanması yönünde verdiği kararı değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, "Referandum sürecinde yargının siyasallaşmasının doğurabileceği tehlikeleri bütün ayrıntılarıyla anlatmıştık. Kararın çoğu kez siyasal mekanizmalar tarafından alınacağını, yargının da alınan bu kararları yargı kararıymış gibi onaylayacağını ve ortaya çıkacak böyle bir durumun da Türkiye‘de demokrasi ve özgürlükler açısından son derece risk oluşturacağını söylemiştik. İşin gerçeği şu; yargı siyasallaştığı ölçüde Türkiye bedel ödeyecektir, insanlar bedel ödeyecektir. İnsanlar oraya kendileri geldiler. Deliller toplandıysa tutuklanmalarına gerek yok. Ama deliller toplanmadı ve gerçekten ciddi bulgular varsa kamuoyunu tatmin edici açıklamalar yapılmalı. Bu davanın siyasallaştığı ta başından belliydi. Sayın başbakanın bu davada savcı gibi davrandığı başından itibaren belliydi. Bakınız, bir Deniz Fener davası var. Daha dava bile açılmadı Türkiye‘de. 2 yıl zaman geçti ne oldu bu davaya? Herkes elini kolunu sallayarak geziyor." şeklinde konuştu.

Biz de olayları dikkatle ve kaygıyla izliyoruz

Kılıçdaroğlu, ilk defa emekli kuvvet komutanlarının tutuklandığının hatırlatılması üzerine, "Önemli bir süreç. Biz de olayları dikkatle ve kaygıyla izliyoruz. Kişilerin toplantıya katıldıkları iddia edilen tarihte yurt dışında oldukları belli. İşin ilginç tarafı şu; bir davada kendinizin beklentilerine uygun cevaplar verecek yargıçları atama yaparsanız, kamuoyuna da böyle bir imaj verirseniz bu durum her zaman tartışmalı olur. Yargıçların değiştirilmesi gerçekten kamuoyunu tatmin etmiş değil. En azından bizi tatmin etmiş değil. Hangi gerekçeyle ve niçin yargıçları değiştiriyorsunuz? Biz bu ülkede demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü istiyoruz. Onlar sa ‘hukukun üstünlüğünü istiyoruz‘ diye meydanlarda bağırıyorlar ama kendi hukuklarını oluşturuyorlar. Üstünlerin, güçlülerin hukuku oluşturuluyor şu anda. Yargılama süreci objektif olduğu sürece buna saygımız var. Yargılama süreci siyasallaştığı sürece de kaygımız var." ifadelerini kullandı.