Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde büyük bir hükümdar, iki hizmetçisini huzuruna çağırdı. Her ikisine 24‘er altın verdi. Onlara dedi ki; "Buradan iki ay uzaklıkta bir çiftlik var. Bu güzel çiftlikte kalmanız için ikinizi gönderiyorum. Elimdeki şu para ile yol masrafı yapın.
Ama unutmayın, bir günlük dinlenme zamanınız var. Bu paraya göre yolculuğunuzu yapın.
İki hizmetçi bu talimatı aldıktan sonra, yola çıktı... Ancak ikisinin huyu farklıydı.
Birinin huyu iyiydi. Üstelik akıllıydı. Uzun yola çıkmadan önce o parayı kârlı bir ticarete yatırdı. Efendisinin bu çok hoşuna gitti.
Diğeri mutsuz ve huzursuzdu. Serserilik etmeyi severdi. Gideceği yere kadar elindeki parayı kumara ve eğlenceye harcadı. Daha yolculuğa çıkmadan elindeki parayı tüketti...
Ertesi gün ikisi yola çıkmak için buluştu... Ancak kumara parasını yatıran adamın sadece tek bir kuruşu kalmıştı. Mutlu ve huzurlu adam ona, şöyle dedi:
"Bari şu kalan son paranı yolculuk için bir bilete ver. Yol uzun aç kalmayasın. Hem bizim hükümdarımız büyüktür, senin bu perişan halini affedebilir."
Adam düşündü. Elinde kalan tek kuruşu kumara mı verse, yoksa uzun bir yolculuk için tek bir bilete mi ayırsa? Kumar veya geçici lezzete harcasa yine kaybeden kendisi olacak, zarar edecek ve üstelik meteliksiz kalacaktı..
Elindeki tek kuruşu uzun yol için bilete harcasa ne olurdu? Belki hükümdar affeder, onun bu pişmanlığından dolayı ödüllendirebilirdi de... Yani, bilet almasa, akılsızlık edeceğini anladı.
Gitti bilet aldı. Bilete şöyle bir baktı. Sonra kafasında şimşekler çaktı.
"Şimdi anladım" dedi mutsuz adam. Hükümdar aslında bize birşeyler anlatmak istiyor dedi gözleri parlayarak.
"Bize 24 altın verdi. Aslında 24 saat bir gün... Bu her gün bir ömür... Ben o 23 altını harcadım. Aslında günümden 23 saati boşa harcamışım."
"Eee?" dedi arkadaşı.
"Elimdeki bu bilet, diğer kalan bir saati ibadete harcamak için namaz olmasın?"
"Ya o çiftlik?"
"Bana göre bir cenneti işaret ediyor" dedi.
Arkadaşı, "Ee. Başka?"
"Uzun yol ise bundan sonraki hayat yolculuğumuz... Yani hükümdarımız bizim hayatımızın düzenli olmasını istiyor ve yaşadığımız şu uzun hayat yolculuğunda çok dikkatli olmamızı istiyor" dedi.
İyi adam gülümseyerek, "Çünkü namazda ruhun, kalbin ve aklın huzuru var. Hem o kadar ağır bir iş değil. Bütün sermayeni ahirete yönlendirebiliriz"
"Tabii ki, çok haklısın. Hükümdarımız bizi düşündüğü için bize iyilik yapıyor, ben de farkedememişim."
"Yani?"
"Yanisi şu: Elimdeki şu bileti çok iyi harcamalıyım." dedi
gülümseyerek.
Artık her ikisi çiftliğe ulaştıklarında mutlu ve huzurluydu. Çünkü hükümdarın istediği gibi hem ticaret ettiler hem kâr ettiler. Hem de hükümdarın memnuniyetini kazandılar.
Sevgili çocuklar,
Her 24 saatinizi çok iyi kullanın. Ömür sermayesini çarçur etmeyin ve 24 saatten bir saatini ibadetinize ayırın olmaz mı?
Gözlerimizdeki nur hiç sönmesin, Allah‘a emanet olun.
Demirhan Abi‘den ramazan masalları
Bu gün de ON‘uncu gün,
Nasıl da çabuk geçti,
Tutan tutmayan da bir,
Tutanlar sınıf geçti.