Zorunlu muhbirliğin başlangıcı

Abone Ol

Geçen haftaki “Gönüllü muhbirliğin sonu” başlıklı yazımızda, aslında hepimizin farkında olduğu ama tuzaklanmaktan kendimizi kurtaramadığımız teknolojik kafeslemeye tabi tutuluşumuza dikkat çekerek, gerçek düşmanlarımıza kendi mahremimizin gönüllü muhbirliğini bizatihi yaptığımıza değinmiştik. Bunun sebebinin ise dünyevileşmek, davadan uzaklaşmak, mücahededen geri durmak olduğunu hatırlatmış, izzet ve aydınlığın ancak cihad ile mümkün olacağını, bunun hâlihazırda küresel sistemin karşısında kaya gibi sapasağlam duran Filistin direnişi tarafından ispat edildiğini dile getirmeye çalışmıştık.

Bugün ise kafesleme yapanların, diğer bir ifade ile tezgâhın başındakilerin ya da oyun kurucuların gayri iradi “zorunlu muhbirlik” haline değinmeye çalışacağım. Ama öncesinde bir uyarı yapma ihtiyacı hissediyorum. Zira zahiren güçlü ve önde görünen tarafın eleştirisi, tribün/klavye eşrafından mağlupların çoğunluğunca teselli kabilinde sayılıyor. Bırakın bu “züğürt tesellisini” deniyor. Onun için baştan belirtelim. Kelime oyunlarına düşmek, duygusal değerlendirmeler ile gönül avutmak vs. kabilinden saiklerle bu değerlendirmelerin yapılmadığı bilinmelidir. Cepheyi teslim alan, düşmanın gücü değil karşısındakinin acziyeti ve içine düştüğü atalet halidir.

İnananlar için korkuya yer yoktur. “Gerçek şu ki, onlar hileli-düzenler kurdular. Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa, Allah katında onlara hazırlanmış düzen (kötü bir karşılık) vardır. (İbrahim Suresi 46-47)” ayetine inanan müminler için elbette yeis yoktur. Aksine bu müjdeye erişebilmek için cehdü gayret heyecanı vardır.

Konumuza dönersek, peki Siyonizm gerçekten zorunlu muhbirlik yapmaya mı başladı?

Evet, her ne kadar zahiri planda küresel sistemi elinde bulundurduğu düşünülse de, artık Siyonist şebeke gayri iradi bir şekilde kendisini tüm dünyaya ihbar ediyor. Sahte sanılan, komplo teorisi diye yaftalanan ne varsa hepsinin hakikatin parçaları olduğunu bizatihi ispatlıyor.

Asırlardır, mason ayinlerinde olduğu gibi, maskelerle kendini görünmez kılan Siyonist şebeke, silah olarak kullandığı şeffaflaşmanın bir ironisi olarak bugün tüm çirkinliğini ifşa ediyor.

Niçin böyle olmaya başladı?

Çünkü maskeleme yolu ile düşmanlarını, yani bizleri, uzunca süredir dünyevi arzuların peşinde koşan gönüllü muhbir haline getirerek kendisine hizmet ettirirken bugün Filistin direnişinin yaşattığı şoklarla öyle bir telaşa kapılmış duruma geldi ki, kendi eliyle maskesini indirmek zorunda kaldı!

Dünya genelinden Filistin topraklarına taşıdığı on binlerce lejyonere ve tüm savunma teknolojisine karşın işgal rejimi, Filistin direnişinin azmi karşısında on binlerce askerinin öldürülmesinin ve neredeyse 1 milyon işgalcinin yerinden edilmesinin şokunu yaşıyor.

Bugünlerde Nasrallah’ın şehadetini konuşuyoruz. Şu kesin olarak bilinmelidir ki; Heniyye’nin ve son olarak Nasrallah’ın şehadeti müminler için yeise sebebiyet verecek bir durum olamaz. Aksine toprağa düşen her bir şehit, nihai zaferin müjdeleyicisi olacaktır.

Bununla birlikte şu gerçeği dile getirmemiz gerekir. İşgal rejimi Nasrallah’a neden bundan bir, beş ya da on yıl önce değil de bugün meşum saldırıyı gerçekleştirdi? Saldırının gerçekleştirildiği Beyrut’un Dahiye semtinin Hizbullah’ın idari merkezi olduğu bir sır değildi ki! Hizbullah’ın İsrail’i perişan ettiği 2006 yılında dahi Dahiye’nin bombalandığını biliyoruz.

Bugün olan değişiklik, İsrail rejiminin köşeye sıkışmışlığıyla ilgilidir. 7 Ekim’den beri bozulan imajını ve kaybettiği psikolojik üstünlüğü yeniden kazanmak için bugün bu saldırıyı yapmak zorunda kalmıştır. Dolayısıyla işgal rejimi, mücahedenin azmi karşısında tüm perdelerini, maskelerini indirmek mecburiyetinde kalmaktadır.

Maske düştükçe Siyonist şiddet belirginleşmektedir. Korkulacak bir durum yoktur. Aksine şiddeti belirginleştiren bu şeffaflık, tarafsız gözükmeye çalışanlara, normalleşme hayali kuranlara açıkça bir mesaj vermektedir.

Başta Türkiye ve bölge ülkeleri olmak üzere tüm dünya ya bu Siyonist şiddet ile yüzleşecek ve karşısına geçip direnişin/mücahedenin bir parçası olacak ya da kurban edileceği günü bekleyecek!