Bismillahirrahmanirrahim;
Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenab-ı Allah’adır. Salâtımız ve selamımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.
Yarın yani 31 Mart Pazar günü seçmenler sandığa gidip yerel yöneticileri seçecekler. Kullanılan oylar ile büyükşehir, il, ilçe, belde belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, büyükşehir olmayan illerde il genel meclisi üyeleri, köy ve mahalle muhtarları seçilecek. Biz bu seçimlerin “adil bir seçim” olmasını istiyoruz. İstiyoruz da, bu seçimlerin adil koşullar ve imkânlar ile yapılmadığını da biliyoruz. Demokrasi diye ifade edilen; halkın yöneticilerini kendi hür iradeleri ile seçme imkânları ortadan kaldırılıyor. Seçmen; zorbaları, israfçıları, çalıp çırptığı aşikâr olan kimseleri yeniden seçmeleri için tehdit edilip zorlanıyorlar. Rakipler, aşağılanıyor, ihanet ile suçlanıyor. Algılar üretilerek siyah beyaz olarak, beyaz da siyah olarak gösteriliyor. Bunu kim yapıyor? Bunu devlet imkânlarını elinde bulunduran, AK Parti Genel Başkanı Erdoğan ile sırtını Erdoğan’a dayayan MHP Genel Başkanı Bahçeli yapıyor. Bunlar; birlikte üretip milletin başına bela ettikleri FETÖ’yü ve PKK’yı kullanarak, rakiplerini seçmen nezdinde itibarsızlaştırmaktan asla “ar” etmiyorlar. 92 milyon seçim yardımı yaptıkları HDP’yi karartıp, muhalefeti, özellikle Saadet Partisi’ni bu karanlıkta boğmak istiyorlar. Valileri, kaymakamları, daire amirlerini partili gibi çalıştırıp Cumhur İttifakı’na oy toplattırıyorlar. Kolluk kuvvetlerini, kendi kuvvetleriymiş gibi görüp, muhalefetin ve Saadet Partisi’nin üstüne salıyorlar. Ülkede satmadık fabrika bırakmayanlar, Saadet Partisi’ni “milleti satmakla” suçlamaktan utanmıyorlar. Bütün bunları, bu seçimi bir kez daha almak için yapıyorlar. Milletimiz; olup bitenleri görüyor, hayret ve ibretle seyrediyor. Erdoğan ve Bahçeli bu seçimi kazanabilecek mi? Seçim kazanmak, sayısal üstünlük sağlamak ise, belki zahiri kurtaracak kadar bir netice almaları mümkün olabilir. Bunu 1 Nisan sabahı birlikte göreceğiz. Seçimi kazanmak, “Allah’ın rızasını kazanmak, milletin duasını almak” ise Erdoğan ve Bahçeli bilmelidirler ki bu seçimi çoktan kaybettiler. Çünkü yaptıkları işin, gittikleri yolun Allah’ın rızası ile hiçbir ilgisinin olmadığını kendileri de biliyorlar. Allah’ın rızasını gözetenler; yalan konuşmazlar, masum insanlara iftira etmezler, devletin imkânlarını kendi imkânlarıymış gibi kullanmazlar, helali harama karıştırmazlar. Zalim değil, adil ve dürüst olurlar.
GÖRÜNEN KÖY
Adalet mülkün temelidir. İktidar, adalet ile ayakta durabilir. Siyasette iki mecra vardır. Biricisi “iyilik, adalet, dürüstlük, hizmet ve takva” mecrasıdır. İkincisi ise “günah, haksızlık, zulüm ve düşmanlık” mecrasıdır. Ülkemizde bu iki mecranın da temsilcileri vardır. Bir teşhis yapacak olursak, Erdoğan ve arkadaşları 17 yıllık iktidarında siyasette “günah, haksızlık, zulüm ve düşmanlık” mecrasını benimsemişler ve icraatlarını bu mecranın usullerine göre yapmışlardır. Erbakan Hocamız, bunu bildiği için, “Beni niçin AK Parti’nin günahlarına ortak etmek istiyorsunuz?” deme ihtiyacını duymuştur. Çünkü Erbakan Hocamız Maide Suresi’nin 2. ayetinde bildirilen, “…İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir” esasını kendisine şiar edinmiştir. Erdoğan ve arkadaşları, genel yönetimde sosyal politikalarda “Kur’an ahlakı yerine batı ahlakını” ikame ederek iş görmüş, aile yapımız bozulmuş, nesillerimiz ifsat edilmiş, gıdalarımız haram şeyler ile kirletilmiştir. Erdoğan ve arkadaşları ekonomide “faizci kapitalist düzeni” yürüterek fakiri daha fakir, zengini daha zengin hale getirmiştir. Faizin ve düzeninin “Allah ve Resulüne açılmış bir savaş olduğunu” bildikleri halde, böyle bir düzeni yürütmekle “Allah ve Resulü ile savaş halinde” olmayı göze almışlardır. Bu milleti “faiz ve düzeni” ile ezmişler, elde ettikleri imkânları “ırkçı emperyalizme” aktarmaktan çekinmemişlerdir. 2019 yılı bütçesine koydukları 117 milyar faiz gideri bunun en açık delilidir. Erdoğan ve arkadaşları, 17 yıllık iktidarları döneminde yaklaşık 300 milyar dolar faize para ödemişlerdir. Bu gerçek ordayken bugün “Erdoğan ve arkadaşlarının kurduğu organize günahlar düzeni” devam etsin diye, destek açıklaması yarışana girenler, bunun hangi makul ve makbul imana ve fıkha göre yaptıklarını açıklamak zorundadırlar. Toplumu “hak söze benzer beyanlar ile yanlışa yönlendirmek” şerre hizmettir ve bunu yapanlar, yaptıklarının altında kalacaklarını bilmelidirler. Erdoğan ve arkadaşları yerelde ise “rant, israf ve yolsuzluk belediyeciliğini” esas almışlar, yönettikleri şehirleri yaşanmaz hale getirmişlerdir. Görünen köy, kılavuz istemez. Eserleri ortadadır.
SAADET BELEDİYECİLİĞİ
Vakit uyanma ve Saadet’te bütünleşme zamanıdır. Çünkü Saadet Partisi; siyasetin “iyilik, adalet, dürüstlük, hizmet ve takva” mecrasını temsil etmektedir. Milli Görüş sıradan bir iddia değil, insana kimlik ve kişilik kazandıran bir manadır. Milli Görüşçü; kendisini bu görüşün benimsediği esaslar ile inşa eden kimsedir. Ve bu kimselerin tek partisi ise Saadet Partisi’dir. Önümüzdeki seçimlere Saadet Partisi Milli Görüş ilkelerine göre hazırlanmış ve 1389 seçim çevresinin tamamında, milletimizin önüne “emanet ehli emin adaylar” ile çıkmıştır. Saadet Partisi; benimsediği Milli Görüş ilkeleri sebebiyle kin ve nefreti değil, sevgi ve şefkati, hizmet belediyeciliğini esas aldığından milletimizin tamamını kucaklamayı bir görev olarak görmektedir. Saadet Partisi’ni “mazisinden kopmuş, ilkelerini terk etmiş, yoldan çıkmış” olmakla itham edenler, Erbakan Hocamızın ifadesiyle Siyonizm’in maskaralığını yapan “palyaçolar” gibidirler. Milletimiz bilmelidir ki, her seçimde olduğu gibi bu seçimde de tek doğru istikamet Saadet Partisi’dir. Saadet Partisi’ne oy verenler, adaylarının seçilmesine katkıda bulunup Milli Görüş belediyeciliğini iktidar yapanlar, bu seçimin de tek kazananı ve galibi olacaktır. Bu seçimin kazananı, zorbalar ve zalimler değil, dürüstler ve bereket belediyeciliğini savunanlar olacaktır. İnanıyoruz ki, bir toplum nasıl ise öyle yönetilir. Selam hidayete tabi olanlara…