Zorba

Abone Ol

ABD’nin yeni başkanının vazifeyi devralır almaz yaptığı ilk açıklamalardan biri şöyleydi: “Irak’ın bütün petrolünü almalıydık.” Bu söz, zorbalığın, eşkıyalığın, şergadalığın dobra dobra telaffuz edilmesiydi. Öncekiler de soygunculuk yapıyorlardı, ama “eller yukarı bu bir soygundur!” demiyorlardı. “Saddam’ın kimyasal silahları var, onun için geldik”, “Size demokrasi getirdik!” vs. diyorlardı. Körfez savaşı için, “Bu bir Haçlı seferidir” diyenleri paylıyor, “Sus, münasebetsiz! Müslümanları uyandıracaksın!” diye ağzını kapatıyorlardı. Anlaşılan o ki, ABD’nin bu yeni başkanının ağzını kapatsalar ayağı ile işaret eder. Tıpkı şu fıkradaki kel kovboy gibi: Kel kovboy berbere girmiş, koltuğa oturmuş. Daha oturur oturmaz, dükkândaki papağan başlamış konuşmaya; “Kel kovboy! Kel kovboy!” Kovboy silahını çekmiş kuşu vuracak, berber, “yapma, etme! O bir kuş, siz ona uymayın!” demiş. Kovboy silahı yerine koymuş, papağan yine aynı sözleri tekrarlamış. Kovboy yine silahına davranmış. Berber, bakmış olmayacak, papağının ağzını bağlamış. Kovboy koltuğa oturmuş, ancak birazdan aniden yine tabancasını çıkarıp papağana ateş etmiş. Berber, niçin böyle yaptığını sorunca, “Aynadan gördüm, ayağıyla başımı işaret ediyordu!” demiş. 

Bizimkisi kel kovboy değil, sırma saçlı kovboy. Irak’taki askerî güçlerini çekmelerinin hata olduğunu, Irak’ın bütün petrolüne el koymaları gerektiğini söylüyor. Gerçekte, Batılıların son 150 yıllık zorbalığını, soygunculuğunu kamuoyuna açıklıyor. Amerika, son çeyrek asırda, en az dört defa yüzde yüz iflas etmişken, Müslümanların servetine el koyarak durumunu kurtarmıştır. (Birinci ve İkinci Körfez Savaşlarıyla Irak petrolünün büyük kısmına el koymuş, Körfez ülkelerini ve Suûdî Arabistan’ı haraca bağlamıştır. Suûdî Arabistan bu ülkeye iki defa toplam 500 milyar dolar hibe etmiştir. Amerika, bu aldıklarıyla yetinmemiştir. Bu ülkenin teröre yardım ve yataklık ettiği yalanını ileri sürerek Amerikan bankalarındaki 750 milyar dolarının üzerine yatmaya çalışmaktadır. Libya’nın en az 200 milyar dolarını gasp etmiş, bunu ört bas etmek için, yolsuzluklarının ortaya çıkmaması için yangın çıkaranlar gibi bu ülkeyi yangın yerine çevirmişlerdir. Suriye’ye girişlerinin bir sebebi de yine soygundur. Ârif olana bu kadar işaret yeter, diyerek kaldığımız yerden devam edelim.)

Amerika bu şekilde zorbalığı ve Müslümanların vâridatını yağmalamayı bir zamanlar kendi topraklarını da işgal etmiş olan İngiltere’den öğrenmiştir. Aslında dünyanın en büyük soyguncusu İngiltere’dir. Yalnızca Hindistan’dan alıp götürdüğü, altın, elmas ve diğer değerli taş ve madenlerin tutarı yüz milyarlarca sterlin tutar. Basit bir misal verelim: Kraliçe’nin tacındaki 195 kratlık elmasın değeri 100 milyon sterlindir. Yani, yaklaşık 450 milyon TL. Bu elmas, 13. yüzyılda Hindistan’ın Güneydoğusundaki Golconda madeninde bulunmuştu. Son olarak Babür Şah’ı Nasireddin Muhammed Hümayun Şah’ın türbesindeki avizenin son tırnağında bulunuyordu. İngilizler bu elması aldı. Daha doğrusu çaldı. (Çalındı denilen elmas, bir müddet sonra kraliçenin tacında ortaya çıkacaktı.)

Son iki asırdır dünyanın baş belası bu zorbalar, eşkıya hikâyelerindeki gibi; “Ya paranı, ya canını!” demiyor. “Hem paranı, hem canını!” diyor. Yalnızca Irak’ta öldürdükleri Müslümanların sayısı yaklaşık iki milyon… Diğer İslâm ülkelerindekini de alt alta koyup topladığımızda ortaya yaklaşık beş milyon gibi korkunç bir rakam çıkar. Aldıkları, daha doğrusu çaldıkları gasp ettikleri, yağmaladıkları (Irak’ın müzelerini, hazinesini, bankalarını soydular, Libya’nın 50 ton altınını gasp ettiler.) trilyonlarca doları saymıyoruz. O paralar başlarını yesin. Kaybolan o kadar canların, viran olan yuvaların, milyonlarca öksüz, yetim ve dulun çektiği acıların telâfisi mümkün mü? 

Sarışın kovboy şimdi, yarınlarda kanını içecekleri ahmaklara, “Size devlet kurduracağım! Musul, Kerkük sizin! Rakka sizin! Şurası sizin!” diyor. Irak’ın ve Ortadoğu’nun petrolünün son damlasına kadar almak için “son kaleyi” içerdeki hâinlerle yıkmak istiyor. Ancak, “Zulm ile âbâd olmak isteyenlerin her zaman kahr ile berbad olup gittikleri gerçeğini unutuyor.