Erbakan Hocamızın da tabir ettiği gibi Milli Görüş bir “Cihat Teşkilatı” Hakk’ın hakimiyeti için gayret gösteren, Milli Görüş teşkilatına bağlı kadın, erkek her kişi de “Cihat Eri”dir.
Bu satırların yazarı bu günlerde 75 yaşına basan kardeşiniz, şükürler olsun, 40’ı fiili olmak üzere 50 yıldır Milli Görüş teşkilatına bağlı olarak cihat etme niyeti ile gayret göstermektedir.
Son 22 yılı bu maratonun en zor, en çetin, en yaralayıcı, devresi olduğunu söyleyebiliriz. Bu yolda mücadele veren her kardeşimin başına benzer zorluklar musallat olmuştur. Biz bir iki tanesini burada saymak isteriz ki, kardeşlerimize de tercüman olmuş olalım.
Kur’an’ı Kerim’de “Kavli Leyyin” ile gideceğimiz muhataplar bizi fazla uğraştırıp oyalamadılar. Söylediklerimizi kabul etmemiş olsalar bile, bir şiddet gösterisinde bulunmadılar. Birçoğu dediklerimizi de kabul ettiler.
Asıl zorluk ve yollarımızda diken olarak ayaklarımıza batanlar “Kavli Leyyin” ile gidilecek muhataplar değil, “Biz” kavramının içinde bulunması gereken muhataplar oldu. O kadar “Biz” ki, üçüncü dereceden, ikinci dereceden, hatta birinci dereceden akrabalarımız, kapı bir komşumuz, can ciğer arkadaşımız yolumuza diken oldu. “Milli Görüş” ü hatırlattığımız anamız, babamız, ya da kardeşimiz, evladımız, yahut kapı komşumuz, 20-30 yıllık mücadele arkadaşımızdan yüzde 95’i, ayaklarımıza diken oldular. Cihat çalışmalarımızda Kur’an diyecek olsanız, “Kur’an’ı Kerim’i bu işe karıştırma!” lider diyecek olsanız, “lideri istismar etme, çünkü bu hareketi gizliden lider dediğiniz kişi kurdu” türünden karşılık vermekle kalmıyor, “bozguncusunuz, nifakçısınız, Milli Görüş düşmanısınız!” şeklinde cevap aldığınızda moraliniz sıfıra indiği gibi, “kavli leyyin” kaidesini hatırlayıp, dişlerinizi kıracak kadar sıkmak zorunda kalıyorsunuz. Bir de bunların hakaret ve küfürleri ile karşılaştığınızda, belki de cihat hayatınızın en zor saniyelerini yaşamak zorunda kalıyorsunuz. Kaç mücahit kardeşimiz buna tahammül edebilir ki? “Katillere yardım ve destek, zina, domuz, eşcinsel, fuhuş, kumar, faiz, ahlaksızlık, eğitim bozukluğu, kul hakkı, rüşvet, vurgun, soygun, israf, borç, açlık, sömürü, BOP gibi kelimelerle yaklaştığınızda karşılığında bir sopa yemediğiniz kalıyor. Dudaklarınızı kemirmekten belki ağzınız kan doluyor ama sabretmek zorunda kalıyorsunuz. Bir de bu doğruları ve fecaatları gündeme getirip düzelmesi için gayret gösterdikçe, oy oranınızın düşmesi insanı kahretmiyor olabilir mi?
“Söylemlerinizden dolayı oyunuz gittikçe düşüyor” ithamı ile size söz söyleyenlere, “ne yani falancalarının oyunun artması söylemlerindeki yalanlarından, iftiralarından, edepsizliklerinden dolayı mı oluyor?” şeklinde cevap verdiğinizde sadece bir homurtu ile karşılık verilmesi sizi de yaralamıyor mu?
Cihat etmeye çalışmamız sebebiyle başta en yakınlarımızdan olmak üzere linç girişimlerine maruz kalmamız, yaklaşık 20 yıldır ne büyük zorluklarla çalıştığımızın ispatı değil mi? Bir örnek vermek gerekirse bize “aklımızı yemiş ve aldatılmış olmak” teşhisi koyarak, evladımız ve akrabalarımızla bir araya gelip, nasıl kurtaralım, diye planlar yaptıklarını duyduğumuzda, onlar gelirse ne tepki vereceğimizi düşünmekten beynimizin zonkladığını hatırlıyoruz.
Bir eski arkadaşımız, soyadı “Kara” ama kendisini “Ak” olarak tavsif ederek bize geldi.
-Ekrem’ciğim yetmez mi boşa kürek salladığın, bak bize nereden nereye geldiğimizi gör. Sen Reis’in en yakın adamı idin, neden aramıza gelmiyorsun, diye cazip tekliflerle geldiğinde:
-... Kara kardeşim, seni severim. Yaşadığınız hayatın da farkındayım, ama bir ufak problemim var, beni sizin yanınıza gelmemi engelliyor.
-Çözelim abi, sen bizim en sevdiğimiz arkadaşımızsın. Nedir problem?
-… Kara kardeşim, biliyorsun biz seninle RP döneminde çok zekat topladık, davamız için cihat faslından kullandık. Şimdi o zekat verenlerden birisi önümüze çıkıp da “Yazıklar olsun sana. Bizim zekatlarımızı bu sistemi kurmak için mi toplamıştınız. Hani cihat için diyerek toplamıştın!” demiş olsa; ne cevap vereceğiz, bana yardımcı ol!
… Kara homurdayarak bizden uzaklaştı. Ne “parlak” tekliflerle yaklaşıldı, elhamdülillah pabuç bırakmadık.
Kaç cihat eri, bu zorluklarla karşılaşıp, üstelik bu “parlak” tekliflere muhatap olduğunda sabır sebat gösterip yoluna devam edebilir?
Ne demiştik, “Son 22 yıl bu maratonun en zor, en çetin, en yaralayıcı, devresi oldu” İnşaallah karşılığını da en güzel şekilde göreceğiz.
Ama son günlerde faizin astronomik boyutlara getirilmesi, ahlaksızlığın toplumu teslim alması, kumarın en zirveye tırmanması, İsrail ile ilişkilerin herkesi irkiltici boyutlara getirilmesi, vıttırı vızzık çevrelerden para dilenmeye başlanılması, enflasyonun yeniden zirvelere taşınması, nass ile alay eder gibi uygulamaların yapılması, eğitimdeki karmaşanın düzeltilemez boyutlara taşınması, en kritik ve stratejik toprakların satışındaki rekorların kırılması, israfın dizginlenmemesi, üstüne üstlük şeytanların planı olan “İklim düzenlemelerinin” oldubittiye getirilmek istenmesi, mafyatik ilişkilerin açığa çıkması, bazı kardeşlerimizin uyanmaya başlamasına vesile oldu. Onları da “kavli leyyin” kaidesi uyarınca 20 yıldır bize çektirdiklerini hatırlatmadan tebessümle karşılamak borcundayız. Zorluklarımız maalesef devam ediyor.
Görelim Mevlam neyler, gidiş nereye evrilir?
ŞEHİT ATALARIMIZ
Cihad çağrısı geldiği anda Emir’den,
Hazır atlara biner biner giderlerdi;
Şehitlik anı geldiği anda, hep birden,
Yüksek katlara, biner biner giderlerdi.