Ülke ekonomisi ile ilgili değerlendirmelerde birbirine taban tabana zıt iki görüş çarpışıyor denilebilir.
Birinci görüş umut tacirlerinin görüşü!
Onlar “zor günler geride kalıyor” tezini savunuyorlar.
İkinci görüş ise umut tacirlerine karşı çıkıyor.
Onlar da “zor günlerin kapıya dayandığı” görüşünü dile getiriyorlar!
“Zor günler” gerçekten de umut tacirlerinin savunduğu gibi geride mi kalıyor?
Yoksa bu görüşe karşı çıkanların dile getirdiği gibi kapıya mı dayandı?
Sizin aklınıza hangisi yatıyor?
Bizim ne düşündüğümüzü sorarsanız umut tacirleri tarafından söylenenlere hiç önem vermiyoruz.
Zira yıllardır hep aynı şeyi yapıyorlar!
Hep almış oldukları önlemler ile ekonominin düze çıkacağını iddia ediyorlar!
Ancak ekonomi bir türlü düze çıkamıyor!
Düze çıkmak bir yana bir de giderek durum daha da kaygı verici bir hâl alıyor!
Şimdi yaptıklarının geçmişte yaptıklarından bir farkı yok!
Ortada yine hiçbir iyileşme emaresi görülmüyor!
Ama onlar yine bir iki yıl sonra ekonominin düzeleceğini açıklamaya devam ediyorlar.
“Zor günlerin kapıya dayandığı” yolunda yapılan açıklamalar ise piyasanın gerçeklerine daha yakın!
Hangi esnafın kapısını çalsanız yana yakıla ağlayan biriyle karşılaşıyorsunuz.
Dükkânların kepenkleri zor açılıyor, zor kapanıyor.
Fiyat artışlarının önüne bir türlü geçilemiyor!
Zamların ardı arkası kesilmiyor!
Hâl böyle iken sokaktaki vatandaşlardan hâlâ sabretmesinin isteniyor olmasını hayra alâmet bir gelişme olarak kabul edemiyoruz.
Bütün bu gelişmelere bakarak zor günlerin bizi beklediğini söyleyenlere hak veriyoruz.
Zor günlerin geride kaldığı iddiasının ise umut tacirlerinin dilindeki bir tekerleme gibi görüyoruz.
Ülke ekonomisi öylesine kısır bir döngü içine girmiş durumdaki hangi tedbir alınırsa alınsın düzelme sağlanamıyor.
İsrafın önüne geçmeden, üretime ağırlık vermeden de ekonomide bir düzelme olacağına inanmıyoruz.