Fotoğraf çekmeme izin vermedi.
Başım dumanlı dedi.
Bu gün kapalıyım dedi.
Dışa kapalı içe açık günlerindeydi.
Kapısında bekledim. Saatlerce beklememe rağmen yüzünü
dahi göstermedi.
Alabalık ikram etti ama kapısını açmadı.
İşi vardır dedim.
Onun işi benimkinden fazla. Yardıma muhtaçlara yardım
için hazırlık yaptığına inandığımdan yüzünü göstermediği için üzülmedim,
gücenmedim.
On binlerce çocuğun, ihtiyarın, hastanın, sağın,
sağlığıyla ilgili hazırlık yaptığını biliyordum.
Onun için yüzünü dahi göstermediğine alınmadım.
Bu yaşıma geldim, hiçbir müdürün, kaymakamın, valinin,
bakanın, başbakanın, cumhurbaşkanının kapısında beklemedim ama bunun kapısında
bekledim.
Niğde de konferans salonunda, Anadolu İmam Hatip
Lisesi nin konferans salonunda binlerce nur yüzlü insanların yüzünü görüp
gönlümü güzelleştirmeme rağmen bunun bana yüzünü göstermemesi beni üzmesi
gerekirken, Vardır bir mazereti diyerek üzülmedim.
İkram ettiği buz gibi suyunu içtim.
Çevresinde bulunmanın hazzını aldım.
Ayaklarının dibinde durmanın lezzetini tattım.
Göğsüm kabardı.
Eteklerindeki kiraz dallarının beyaz çiçeklerle
donatıldığı, tepesinde bembeyaz karların su deposu gibi durduğu, binbir çiçekli
Demirkazık dağından bahsediyorum.
Yanakların kan kırmızısı Yörük çobanı ve koyunlarını
gördüm, fotoğrafını çektim ama dağ, başının dumanlı olması nedeniyle geçit
vermedi. Başka zaman gelmemi işaret etti.
Demirkazık dağının zirvesi 3557 metre imiş.
Otlarıyla binbir derde deva olurken, oksijeniyle
sıhhatlilerin sıhhatini devam ettiriyor, hastaların devası oluyor.
Kurt ile kuzuyu, tavşanla domuzu, ayıyla geyiği,
kaplumbağayla kartalı bağrına basan ve hiç ayırım yapmayan Demirkazık dağı bizi
de eğitmeye devam ediyor.
Durduğu yerden dünyanın dengesini sağlıyor.
1927 yılında zirvesine çıkan yapancı dağcılara, Veli
Çavuş öncülük etmiş dağın zirvesine dağcıları çıkarmış.
O yabancılar, dünya dağcıları listesinde yerini almış ama
Veli Çavuş un adı dağcıların kılavuzu olarak geçmiş hiçbir zaman dağcı
sayılmamış.
Dağda mahsur kalan dağcıları dağ köylüleri kurtarırlar,
köylülerin adı Dağcı olarak geçmez, Dağlı denir.
Siz, zirvedekilere değil, onu zirveye çıkaranlara değer
verin.
Siz, size ikram olarak uzanan kaşığa değil, kaşığı tutana
teşekkür edin, dağı, kaşığı, kaşığı tutanı yaratana da hamd edin.