Zındık, cehennem ateşi gibidir

Abone Ol

Bundan önceki yazım çok dikkat çekmiş olmalı ki, okuyucularım telefonumu susturmadılar. Anladım ki, o yazının kahramanı tek değilmiş. Meğer nice masum ve mağdurlar varmış.

Öleceğine inandırılıp arabası yürütülen zata "saftorik" demiştim. Bu ifadeyi masum ve inandırılmaya müsait mânâda kullanmıştım. Başka mânâda anlayanlar olduğunu ifade edenler oldu. Böylece düzeltmiş oldum.

Yol, yolculuk, sefer, seferilik ve hele de şoförlük nice hatıralarla doludur. Bunlar ders olup tecrübe sahibi yapmalıdır okuyanları ve duyanları.

Ben, bunlardan birkaç tanesini daha arz edeyim.

Bir tarihte yanımda bir arkadaşla İstanbul dan Ankara ya bir gece yolculuğu yapıyorduk. Vasıta kendimizin ve ben de otomobilin şoförüyüm. Gece saat 03.00 de otobanda Düzce hizasına geldik. Bir de ne görelim. Yolun kenarında çırılçıplak bir adam çömelmiş sanki "yardım bekliyor"muş gibi duruyor. Görünce durmak istedim; yanımdaki arkadaş durmama mani oldu.

Kaynaşlı gişelerine geldiğimizde güvenlik güçleri böyle bir kişi olup olmadığını sordular. Olayı anlattık. Meğer bizden önce gelenler de orada durmamışlar. Gişelere geldiklerinde de polisi durumdan haberdar etmişler.

Netice ne oldu Biz de öğrenemedik. Öğrendiğimiz şey: Böylesi olayların yem olarak kullanıldığı, inananların da kapana sıkıştırıldığıdır. Allah (CC) şeytanlaşmışlardan hepimizi korusun ve kurtarsın...

*

Muhterem insan Recai Kutan beyefendi 12 Eylül 1980 ihtilâli münasebetiyle hapishanede geçirdiği hatıralarını "12 Eylül" adıyla yazdığı kitabında anlatır. Bu muhterem zatın hatıralarından şu anlattığı benim çok dikkatimi çekmiştir.

Hapishanede masum bir zat olarak tanıdığı kişiye sorar:

-Siz neden buradasınız

Cevap şudur:

-Geçen yılki Ramazan ayında iftar vaktine yakın iş yerimden ayrıldım. Evime yetişeyim diye vasıtamı süratle sürüyordum. İftar çok yaklaşmıştı. Yolun kenarında benim gideceğim istikamete gidecek biri bekliyordu. Sevap olsun diye adamı arabama aldım. Evime yakın bir yerde indi. Meğer adam kaçakçı imiş, o gece yakalanmış. Polis "Bu işi kiminle yapıyorsun " diye sıkıştırınca o da benim adımı ve arabamın da plakasını vermiş. Gece yarısı beni polisler aldı. Bir türlü masumiyetimi kabul ettiremedim. Çok işkence gördüm. Dayanamadım, kabul ettim. Üç yıl hapis cezası verdiler. Onun için buradayım, demiş.

Allah (CC) cümlemizi iftiranın her çeşidinden ve iftiracıların melanetinden korusun ve kurtarsın...

*

Adamın biri bir yerden başka bir yere atına binmiş gidiyormuş. Yolda cılız birine rastlamış. Gel demiş ve arkasına bindirmiş. Bir müddet gittikten sonra adamın ihtiyacı hasıl olmuş. Sonradan aldığı adama atının gemini verip:

-Bekle, ben bir abdest tazeleyim. Sonra yolumuza devam ederiz, deyip ihtiyacını gidermeye başlayınca atına aldığı adam ata bindiği gibi sahibini bırakıp dört nala oradan uzaklaşmış. Atın sahibi arkadan bağırıyormuş:

"-Yahu gitme. Atımı aldığın bir şey değil, iyilik duygularımı da çalıp götürüyorsun. Bundan sonra nasıl iyilik yapacağım " diye atı alarak kaçıp giden herife sesini duyurmaya çalışıyormuş. Ne yazık ki, duyuramamış.

*

İşte ahval böyle.

"On yılda 15 bin genç yarattık her yaştan" diyenlerin torunları güzelim iyilik duygularımızı iğfal ettiler. Bundan dolayı misafir kabul etmekten, yolda kalmışa yardımcı olmaktan, borçluyu sıkıntıdan kurtarmaktan, ihtiyaçlılara iyilikte bulunmaktan korkar hale geldik.

Allah (CC) zındıkları ıslah etsin; hepimizi hidayet üzere yaşamaya muvaffak kılsın...