Zincir Marketler Meselesi Üzerine…

Abone Ol

Ülkemiz özellikle son bir yılda yüksek enflasyon sorunu ile yüzleşmektedir. Son 1 yılda sürekli artış gösteren enflasyon, halkın alım gücünün sürekli olarak düşmesine neden olmuştur. Son olarak Kasım 2022 dönemi enflasyon rakamları TÜİK tarafından %84,39, bağımsız bir araştırma grubu olan ENAG tarafından %170,7 olarak açıklandı. Açıklanan enflasyon rakamları önceki dönemlerde açıklanan oranlara göre düşük görünse de bunun en önemli nedeninin baz etkisi olduğunu ifade etmek gerekir. Diğer yandan son açıklanan verilere göre gıda enflasyonu ise %102 seviyelerinde belirlendi. Enflasyon oranları bu kadar yüksek seviyelerde seyrederken seçimin de yaklaşıyor olması iktidar cenahı, ekonomik gidişatın ve halkın alım gücünün sürekli düşmesinin sorumluluğunu atacak bir adres arayışına girmektedir. Son 6 ayda birkaç defa sosyal medya üzerinden iktidar yanlısı troll’lerin kışkırtmaları ile indirim marketleri diye ifade edilen zincir marketler hedef alınmıştır. Son olarak iktidar ortağının genel başkanının bu marketleri hedef alan açıklamaları ve bu marketlerden birinin yönetim kurulu üyesinin açıklamaları ile ortam iyice gerildi. Sosyal medyada başlayan boykot çağrıları ile birlikte marketleri hedef alan eylemler başladı. Her ne kadar masum çocukların bile karıştırıldığı cinnet ortamı son günlerde yatışmış durumdaysa da iktidar cenahı, seçim yaklaştıkça bu konuyu kaşımaya devam edecek gibi görünmektedir.

Bu yazıyı yazarken amacım iktidarla aynı iktidar tarafından yol verilen, bu kadar kontrolsüz büyümelerinin önü açılan zincir marketler arasında taraf olmak değildir. Zira halka yansıyan pahalılık konusunda iki tarafın da masum olduğuna inanmıyorum. Bu konu ile ilgili başka bir boyuta değinmek istiyorum. Mesele ile ilgili aklıma takılan soruları buradan sormak istiyorum. Bugün sektördeki pazar payı %75’i aşmış olan bu zincir marketlerin bu şekilde kontrolsüz büyümelerine ve sektöre hâkim olmalarına göz yuman bu iktidar değil midir? Rekabet bakımından hukuki, ticari ve ahlaki olarak sakıncaları çok net bilinmesine rağmen bu zincir marketlerin on binlerle ifade edilen sayılarda mağaza sahibi olmasına imkân sağlayan bu iktidar değil midir? Özellikle esnaf odaları ve konfederasyonları tarafından talep edilen, bu zincir marketlerin sektör hâkimiyetini sınırlayacak perakende yasasının çıkarılmasını bu marketlerin lobilerinin, bağlantılarının baskıları ile yıllardır askıda tutan bu iktidar değil midir? Bu soruları çoğaltabiliriz. Ama açık olan bir şey var ki; birkaç holdinge ait sınırlı sayıda zincir marketin piyasaya bu kadar hâkim olmasına göz yumulmuş, başta gıda olmak üzere temel ihtiyaç malzemelerinin arzının yüzdesel olarak çok önemli bir bölümünü ellerinde tutmalarına olanak sağlanmıştır. Bu nedenle ortada söylendiği gibi fiyatların anlaşmalı yükseltilmesi, hayat pahalılığı karşısında her geçen gün daha fazla ezilen halkın sırtından vurgun yapma gibi bir suç varsa da ülkeyi yönetenler bu suçun ortağı konumundadır. Bu nedenle bugün gelinen noktada bu zincir marketleri suçlamak ve hedef göstermek iktidarı, oluşan tablonun sorumluluğundan kurtarmaz.

Konuya ilişkin üzerinde durulması gereken bir başka mesele daha vardır. İktidarın ekonomik durumun sorumluluğunu algısal olarak üzerinden atmaya çalışırken zincir marketleri hedef alması ülkenin zaten bıçak sırtında olan ekonomisi açısından tehlikeli bir durumdur. Ülkede özellikle son bir yılda ekonomik durumun sürekli olarak kötüye gitmesinin en önemli nedenlerinden birisi ülke ekonomisini yöneten akla, ekonomiye, serbest ticaret yapma ortamına vb. olan güvenin zedelenmiş olmasıdır. İktidarın kendi hatasından, göz yummasından dolayı kontrolsüz bir şekilde büyüyen bu zincir marketleri hedef alması ülkedeki ekonomik güven ortamına ilişkin algı bakımından oldukça tehlikelidir. Sağlıklı bir ekonominin en önemli koşulu olan güven ortamının ortadan kalktığı algısının yaygınlaşmasına neden olacak adımlar ekonomik olarak ülkeye çok ağır zararlar verebilir. Ayrıca temel ihtiyaç malzemelerinin arzının kayda değer bir kısmının bu zincir marketler tarafından sağlandığı düşünülürse bu marketlerin zarar görmesi, kapatılması vb. durumlarda oluşabilecek arz krizi ülke ekonomisi açısından yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Umarız ki ülkeyi yöneten kadrolarda bu sonuçları düşünerek itidalli ve çözüme yönelik adımlar atacak devlet aklı hâlâ mevcuttur.