Zinadan ve iftirasından sakının

Abone Ol

Çiçeğin açması için toprağına, gübresine, suyuna dikkat edip rasgele her toprağı kullanmadığımız gibi, tertemiz eşler evlenince yiyip içtikleri, giyip kullandıkları mallara da dikkat edecekler. Haram ve pis olanları yemeyecekler ve kullanmayacaklar.

Rabbimiz, Hz. İsa’nın (A.S.) annesi Meryem’in (R.A.) çocukluğunu anlatırken:

“Allah, O’nu güzel bir bitki gibi yetiştirdi” buyurur. (Al-i  İmran Suresi, ayet: 37).

Rabbimiz bütün insanlığa hitap ederek:

“Ey insanlar yeryüzündekilerden helal ve temiz olarak yiyin” buyurur. (Bakara Suresi, ayet: 167).

Rabbimizin yasakladığı uyuşturucuyu alan sarhoş kişi yolda sallanarak gittiği, arabayı devirdiği gibi, haramla beslenenler de kendi yuvalarını darmadağın ederler.

Cennet köşelerinden biri olan mutlu yuvalarında yaşayan eşlere, hain gözlerin izinin olmamasını isteyen Rabbimiz, erkeklerin ve kadınların gözlerine hâkim olup harama bakmamalarını emreder. (Nur Suresi,  ayet: 30-31).

Yüzünde göz izi dahi olmayan kadın ve erkeklerin isimlerinin de lekelenmemelerini, onlara “iffetsizlik” iftirasında bulunulmamasını emreder ve iffetli Müslümanlara zina iftirasında bulunduktan sonra ispat edemeyenlere hem bu dünyada hem de ahirette büyük ceza olduğunu haber verir:

“İffetli, (her şeyden) habersiz kadınlara (zina iftirası) atanlar, dünyada da, âhirette de lanetlenmişlerdir. Onlar için büyük bir azap vardır.”

“O gün dilleri, elleri ve ayakları yaptıkları hakkında aleyhlerinde şahitlik edecektir.”

“O gün Allah onlara gerçek cezalarını tam olarak verir ve bilirler ki Allah, apaçık Hakk’ın ta kendisidir.” (Nur Suresi, ayet: 4, 11, 23, 24, 25).

Hucurat Suresi’nin on birinci ayetinde de kötü isim ve kötü lakap takmayı yasaklamıştır.

Adı temiz, alnı temiz, geçmişi ve geleceği temiz eşler ister dinimiz. Ve temizliğin korunması için evlerin mahremiyetine önem verir.

“Ey iman edenler, kendi evinizden başka evlere izin almadan ve ev halkına selam vermeden girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır. Umulur ki öğüt alırsınız.”

“Eğer oralarda (başka evlerde) hiçbir kimse bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oralara girmeyin. Eğer size, ‘Geri dönün’ denirse hemen dönün. Bu sizin için daha temizdir. Allah, yaptıklarınızı çok iyi bilir.” (Nur Suresi, ayet: 27, 28).

Ananızın, babanızın, kardeşinizin, oğlunuzun, kızınızın evine bile girerken önce izin almayı, sonra selam vermeyi emreden İslâm dini nerede, kadınları ve erkekleri hayvan alır satar gibi alıp satan, onlarla yatan, yattıklarının filmini çeken, onu şeytanın kullarıyla birlikte seyreden, o filmlerden de para kazanan Batı medeniyetinin zakkum meyveleri nerede!

Bu Nur Suresi, müminler arasında fuhşun yayılmasını isteyenlerin yaptıkları iftiralara inanmamamızı isterken, iftiraya katılanların suçunun büyük olduğunu ifade ettikten sonra bu iftiraya bilgisizce katılanlara yardım ediyorsanız, o yardımı kesmemeyi de nasihat eder.

Hz. Ebubekir’in kızı ve Sevgili Peygamberimizin hanımı, bizim de annemiz olan Hz. Aişe’ye iftira eden münafıkların iftirasına katılan fakir sahabelere Hz. Ebubekir’in yaptığı yardımı kesmemesini isteyen ayet müsamahanın zirvesini bize öğretir:

“Sizden fazilet ve servet sahibi olanlar, yakınlara, fakirlere ve Allah yolunda hicret edenlere (bir şey) vermemeye yemin etmesinler. Afvetsinler ve (iftiralarını) görmezlikten gelsinler. Allah’ın sizi afvetmesini sevmez misiniz? Allah Ğafur’dur, Rahîm’dir.” (Nur Suresi, ayet: 22).

İftiralara katılmadığımız gibi, İslâm hukukuna göre suçu sabit olan insanların yaptığı suçları bile tekrar etmeyeceğiz. Çünkü suçların tekrarlanması yayılmasına yardım eder. Rabbimiz buyurur:

“Müminler arasında fuhşun yayılmasını isteyenlere dünyada da, âhirette de acıklı azap vardır. Allah her şeyi bilir, siz bilemezsiniz.” (Nur Suresi, ayet: 19).

Not: Bu ayetlerin açıklamasını “Şifa Tefsiri”nden bir okuyuverin.

İsteme telefonu: 0212 511 10 85 Cantaş Yayınevi.