Zillet fotoğrafımız

Abone Ol

Ülkemizde, bölgemizde, bütün dünyada; “hayır, olmaz”, olamaz”, “bu da mı oldu, olacaktı” dedirten şaşırtıcı olaylara şahitlik ediyoruz… Kalpler, zihinler, saflar iç içe, karmakarışık… Arap yöneticileri ABD’nin, Siyonizm’in yanında; Azerbaycan İsrail’in yanında; Türkiye, Gazze’ye ekmek götüremiyor… vb.

İki kıblesi de yöneticileri de esir alınmış, Gazze’ye ekmek ulaştırmaktan bile aciz/zillet içinde iki milyarlık sayımızla hem insanlığımızı hem de Müslümanlığımızı sorgulamalı değil miyiz? Zilletimizin sebepleri bildirilmiştir: Özetle, Hayat Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in yolunu/ahlak ve hukukunu/hayat veren, şifa olan yasalarını, hükümlerini, ölçülerini, ilkelerini terk ettik (Enfal/24, İsra/82, Furkan/30, Hadid/5); yasaklanan yollara (Fatiha/5-7, Enam/153) girdik. Tefrika fitnesine/azabına (Al-i İmran/103) ve vehn/dünya serhoşluğuna müptela olduk. Yolumuzu doğrultmaya (Fatiha/5-7, Enam/153), Tevhid’de vahdete (Al-i İmran/103, Enfal/73) Toptan istiğfara, tevbeye (Nur/31, Hud/3); Hakk yolunda cihada (Tevbe/41), kendimizi değiştirmeye/düzeltmeye (Enfal/53, Rad/11), yeniden imana (Nisa/136), yeniden Müslümanlaşmaya (Bakara/208) muhtacız/ mecburuz.

 Bize ne oldu ki; Gazze’deki feryadlara/çığlıklara “sağır”, zulme/vahşete seyirci “dilsiz” ve “kör” olduk?! Bu konumumuzla, zalimlerin safında olduğumuzun farkında bile değiliz. Bu, Müslümanlıkta da yok, insanlıkta da...

İNGİLTERE'NİN KORKUSU

Britanya’nın yeni başbakanı Keir Starmer'in, bir İngiliz gazetesinde birkaç ay önce yayımlanan makalesinden alıntılar: "Bizim İslam toplumlarıyla ya da yöneticileriyle doğrudan bir sorunumuz yok. Çünkü bu rejimler, bizim yörüngemizde dönüyor; varlıklarını bize borçlular. Ve bizim ulusal güvenliğimize hizmet eden politikalar izliyorlar. Kendi ulusal çıkarları ne olursa olsun. İslam dünyasıyla asıl problemimiz, (İslam'ın bizzat kendisiyle ve İslam peygamberi Muhammed'le) ilgilidir...

Belki de hadis-i şerifte “Garkat” diye adlandırılan, Siyonistleri koruyan ağaçlar; Müslüman halkların başlarına, Siyonistlerce dikilen işbirlikçi/kukla yöneticilerdir?!

İslam; zamanımızda hem karşıtlarının hem de Müslümanların elinde esir/tutsaktır; özgürleştirilmesine, bütün insanlık muhtaçtır.

İnsan ile İslam arasındaki engeller; insanlık ve İslam düşmanı şeytanın emrindeki Siyonistler ile onların güdümündeki iş birlikçi yöneticiler ve bel’amlar değil midir?

İslam’ı istismar eden, doğru tebliğ ve temsilini engelleyen yönetici ve ilahiyatçılar, açık din düşmanlarından daha tehlikeli ve zararlı değil midir?

KARDEŞİM! Ümmet-i Muhammed'e (sav) dua ediyoruz da, nerde ümmet? Başsız, lidersiz "ümmet" olunmaz ki… Bu nedenle, "ümmet" yapması/olmamız için dua etmeliyiz... Ümmet, içi boş bir kavram değil... Yüzyıl önce, hilafetin ilgasıyla/kaldırılmasıyla başsız kaldık… Baş'a muhtaç değil miyiz?

Yaşadığımız bu zilletten kurtulmak için, bize; zalim küresel düzene meydan okuduğu için, ikna edilemeyen ve bedelini de ödeyen/canları karşılığında cenneti satın alanlar olarak inandığımız merhum Erbakan ve Muhsin Yazıcıoğlu gibi serdengeçtiler lazım. İşbirlikçiler değil... Elbet bir Talut, bir Davuo (as), bir Musa (as) gelecektir...

ZİLLETTEKİ MÜSLÜMANLARIN GÜNDEMİNDE; “VAHDET”, “ÜMMET”, “HİLAFET”, “CİHAD” olmalı, değil mi?

Güneş’in Batı’dan doğacağı nebevi (sav) müjdesinin işaretleri/ışıltıları var… Dünya, vahiy güneşine yeniden gebe...

Güneş’in doğuşunu kim engelleyebilir ki? Nebevi müjde var: “Kıyamet öncesinde ikinci asr-ı saadet yaşanacak, inşaallah…