Ebû Bekre (R.A.)den rivayete göre, Veda haccında okuduğu hutbesinde:
“Takvim düzeni açısından zaman, ALLAH Teâlâ’nın gökleri ve yeri yarattığı gündeki ilk durumuna dönmüştür. Artık sene on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Ve üçü peşi peşinedir ki, Zilkade, Zilhicce ve Muharremdir. Bir de Cemaziyel-âhir ile Şaban arasında yer alan Müdar’in Receb’idir.”1 buyuran Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz haram yani ALLAH Teâlâ katında hürmetli ayların: “Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb” ayları olduğunu belirtmiştir.
Âyet-i kerime ve hadis-i şerifte, ALLAH Teâlâ’nın kâinatta var ettiği düzene göre ayların sayısının on iki olduğu belirtilmiş, bunlardan dördünün özel hükümleri olduğu hatırlatılıp bu düzenlemeye aykırı davrananların kendilerine yazık etmiş olacaklarına dikkat çekilmiştir.
“Haram ay” ile ilgili Kur’an-ı Kerîm’de daha başka dört ayet-i kerime bulunmaktadır. Bunlardan:
“Haram ay, haram aya karşılıktır. Hürmetler, dokunulmazlıklar karşılıklıdır. Kim size saldırırsa siz de ona misilleme olacak kadar saldırın. ALLAH Teâlâ’dan korkun ve bilin ki ALLAH Teâlâ müttakîlerle beraberdir.” 2 Ayet-i kerimesinde haram ayın haram aya karşılık olduğu ifade edilmiştir.
“Haram ay”, savaş yapmanın yasak ve haram olduğu, diğer bir deyiş¬le barış dönemi olan ayları ifade eder.
Hicretin 6. yılında, Mekke Müşrikleri ile yapılan Hudeybiye anlaş¬masının ilk maddesi uyarınca yapılamayan umreyi Müslümanlar, ertesi yılın aynı haram ayında kaza ettiler. Böylece ayet-i kerimesindeki ifa¬desiyle “haram ayın karşılığı haram ay” oldu; yani 6. yılın haram ayında gerçek¬leşmeyen umre, 7. yılın haram ayında gerçekleşti.
Yine ayet-i kerimesinin hükmüne göre ha¬ram aylarda savaş yasağına uyup uymamak da karşı tarafın tutumuna bağlıydı. On¬ların bu yasağı ihlâl edip Müslümanlara karşı saldırıya geçmeleri, misliyle karşı¬lık verme hakkını doğuracaktı. Görüldüğü gibi bu ayet-i kerimede de “misliyle” kaydı ko¬nularak, Müslümanlar aşırıya sapmama konusunda uyarılmıştır. “ALLAH Teâlâ’dan korkun ve bilin ki ALLAH Teâlâ müttakîlerle beraberdir.” şeklinde¬ki ifadeler de aynı uyarıyı pekiştirmektedir.
“Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. İnsanları ALLAH Teâlâ’nın yolundan çevirmek, ALLAH Teâlâ’yı inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine mâni olmak ve halkını oradan çıkarmak ise ALLAH Teâlâ katında daha büyük günahtır. Fitne de adam öldürmekten daha büyük bir günahtır. Onlar eğer güçleri yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler. Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onların yaptıkları işler dünyada da ahirette de boşa gider. Onlar cehennemliktirler ve orada devamlı kalırlar.”3 ayet-i kerimesinde haram ayda savaşmanın büyük günah olduğu ifade edilmiştir.
Cahiliye döneminde haram aylarda ateşkes ilân edilip fiilî savaşa son verilirdi. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz hicretin 2. yılının Cemâziyelâhir ayının son günlerinde. Abdullah b. Cahş kumandasında sekiz kişi¬lik bir askerî birliği, Mekkeli müşriklere ait bir kervan üzerine sevk etmişti. Kervanın başında Amr b. Hadramî bulunuyordu. Birlik kervana hücum edip kervan başını öldürdü, iki kişiyi esir aldı ve ganimetlerle beraber Medine-i Münevvere’ye döndü. Bir¬liğin hareketi haram aylardan olan recebin birinci gününe tesadüf ettiği halde on¬lar henüz, önceki ayın son gününde olduklarını zannediyorlardı. Durum Kureyş’e intikal edince: “Haram aylarında savaş olur mu ” diyerek Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz ve Müslümanlar aleyhinde propaganda yapmaya başladılar.
Ayet-i kerimenin: “… İnsanları ALLAH Teâlâ’nın yolundan çevirmek, ALLAH Teâlâ’yı inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine mâni olmak ve halkını oradan çıkarmak ise ALLAH Teâlâ katında daha büyük günahtır…” ifadesiyle onlara cevap verilmiştir.
“Ey iman edenler! ALLAH Teâlâ’nın koyduğu, dinî işaretlerine, haram aya, ALLAH Teâlâ’ya hediye edilmiş kurbana, ondaki gerdanlıklara, Rablerinin lütuf ve rızasını arayarak Beyt-i Haram’a yönelmiş kimselere tecavüz ve saygısızlık etmeyin. İhramdan çıkınca avlanabilirsiniz. Mescid-i Haram’a girmenizi önledikleri için bir topluma karşı beslediğiniz kin sizi tecavüze sevketmesin! İyilik ve ALLAH Teâlâ’nın yasaklarından sakınma üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. ALLAH Teâlâ’dan korkun; çünkü ALLAH Teâlâ’nın cezası çetindir.”4 Ayet-i kerimesinde bu aya karşı saygısızlık edilmemesi gerektiği ifade edilmektedir.
1- Buhari, Tefsir:156, No:4385, 4/1712; Müslim, Kasame:29, Ebu Davud, Menasik:67
2- Bakara sûresi:194
3- Bakara sûresi:217
4- Mâide sûresi:2