Zilhicce ayında on gece: Bereket, ibadet ve teslimiyet

Abone Ol

Nesneler onu var edenin onlara atfettiği değer kadar kıymet taşır. Eşya, onu üretenin verdiği değer kadar mana taşır. Zaman ve mekân da bir eşyadır. Allah zamanın bazı dilimlerine manevi bir değer atfetmiştir. Kâbe’nin inşa edildiği taşlar, Allah buraya değer atfettiği için kutsaldır. Ramazan ayı, bir zaman dilimidir. Allah bu aya değer atfettiği için saygındır ve kutsaldır. Arafat da böyledir. Dinin sembolüdür. Ancak bu değerlilik, kendi gücünden değil, Allah’ın oraya manevi değer atfetmesindendir. Çünkü zamanı da mekânı da yaratan Allah’tır. Bunlara değeri veren, Allah’tır. Onun kıymet atfettiği zaman ve mekânlar, Müslümanlar için de hürmet edilmesi gereken şiarlardandır. Bunlara hürmet etmek, kalbin takvasını gösterir.

Zamanı var eden, ona anlam da yükleyebilendir!

Allah’ın değer verdiği zaman dilimlerinden birisi, Zilhicce ayının on gecesidir. Bu on gece, ibadet ve taat ayıdır. Bu on gecenin kıymeti, kitap ve sünnetle sabittir. Hz. Peygamber’den beri tüm Müslümanlar, bu günleri ve geceleri hayırla geçirmeyi yaşam tarzı haline getirmiştir. Müslümanların yaşantısı böyledir; gelenekleri de buna göre şekillenmiştir.

Mekke’de nazil olan ve iniş sıralamasında onuncu sırada yer alan Fecr Sûresi’nin ilk ayetleri Zilhicce ayının on gecesini anlatmaktadır. Bu nedenle sûrede “ve’l-fecri ve leyâlin aşrin ve’ş-şef’i ve’l-vetri” yani “Şafağa ve on geceye ve çifte ve teke yemin ederim” denilmiştir (Fecr 89/1-2). Müfessirlerin tamamına göre ayette geçen leyâlin aşr ifadesi on gece demek olup Zilhicce’nin on gecesini anlatmaktadır (Zeyd b. Ali, Mukâtil b. Süleyman). Dokuz gündüz ve on geceden oluşur. Onuncu gündüzü, Kurban Bayramı’dır.

İslam’da gün, geceden başlar. Bunu şu şekilde misallendirebiliriz: Perşembe günü akşam namazını kıldıktan sonra Cuma günü başlamış olmaktadır. Bu nedenle oruç tutacağımız günün bir gün öncesinde teravih namazı kılarız. Zira Ramazan ayı başlamıştır. İmam Mâlik, bu durumu şöyle izah etmiştir: “Gündüzler, geceyle birliktedir. Gece, gündüzden önce başlar. Bu kural, kameri (takvime yani ayın hareketlerine) göredir ve Allah ibadetler için bu hesabı belirleyici kılmıştır. Aynı şekilde Allah, günün geceden önceye yerleştirildiği güneş (takvimi) hesabına göre de geçim, vakfe gibi gelenek ve âdetleri düzene koymuştur.” Günün geceden başladığı kuralını İbn Âbidîn (ö. 1252/1836) “geceler, ardın sıra gelen gündüze tabidir” sözüyle anlatmıştır. Ona göre “Ramazan Bayramı’ndan bir gün önce de teravih kılmayız. Çünkü artık bayram günü başlamıştır. Bunun istisnası hac ibadeti sırasındadır. Arafat gecesi, Terviye gününe (Haccın rükünlerinden Arafat vakfesine çıkışın başlangıç vakti olan zilhicce ayının sekizinci günü) tabidir. Kurban Bayramı’nın ilk günü (yevm terviye) Arafat gününe tabidir.” (Reddü’l-muḥtâr, II, 220).

Zilhicce: Manevi bereket ayı!

Müfessirler, Zilhicce ayının değerini anlatan bu ayetteki kelimeleri detaylı olarak izah etmiştir. Marife olan el-Fecr kelimesine Zeyd b. Ali “gündüz” manası yüklemiştir. Mukâtil b. Süleyman’a göre “(hacıların Kurban Bayramı’nın birinci günü olan) yavm nahr günü(nde Arafat vakfesinden sonra Müzdelife’ye yani) Cem‘e indikleri sabahtır”. Mücâhid’e göre tüm sabahlar demek değildir. Bu, özel bir sabahı işaret etmekte olup “sadece Kurban bayram sabahı” demektir.[1] Müfessirlerin tamamına göre ayette bahsedilen on gece, Zilhicce ayının ilk on gecesidir (Zeyd b. Ali, Mukâtil b. Süleyman,). Dokuz gündüz ve on geceden oluşur. Onuncu gündüzü Kurban Bayramı’dır.

Zilhicce ve hac: İbadet ve cihad toplantısı

Zilhicce’nin kıymeti, barındırdığı hac ibadetiyle yakından ilişkilidir. Hac, Müslümanların yıllık toplantısıdır. Ümmetin buluştuğu; tevhid ve adalet üzere ahitleştiği mekândır.

İmam Mâtüridi’nin Fecr Sûresi’nin ilk ayetleriyle Zilhicce ayının bağlantısına getirdiği izah, uzunca alıntı yapılması gereken kıymetli bir değerlendirmedir. Mâtüridi şöyle demektedir: “Arapların şöyle bir geleneği vardı: Bir şeyi güzel ve değerli gördüklerinde ona hürmet ederlerdi. Hürmet ettiklerinde de yemin ederken onun adıyla yemin ederlerdi. Binaenaleyh Yüce Allah, hac ibadetine ve haccın gerçekleştiği zaman dilimlerine lâtif hikmetler ve harika planlar yerleştirdi.

* Bu hikmetlerden ve planlardan biri şudur: Hac ibadetinin yapılacağı mekânı, mahlûkat için güvenli bir sığınak (me’men) haline getirdi. Öyle ki emniyet bahşettiği varlıklar, buradaki güvenin nasıl kurulduğunu anlayamıyorlar.

*İkincisi şudur: Allah mahlûkatı birbirine ısındırdı. Öyle ki aralarındaki soğukluğa ve düşmanlığa rağmen, orada toplanmayı arzuluyorlar ve aralarındaki bu ülfetin nasıl kurulduğunu kavrayamıyorlar.

*Üçüncüsü şudur: Allah, Mekke halkının yeryüzünde güven içinde dolaşmasını lütfetti. Hatta bu konuda Hz. Peygamber’e “(Putperest Arap) kâfirlerin (konfor, servet ve emniyet içinde) diyar diyar dolaşması seni aldatmasın!” (Al-i İmran 3/196) demiştir.

* Dördüncüsü şudur: Diğer bölgelerdeki insanlara, Mekke halkına ihtiyaç duydukları azık, erzak ve diğer şeyleri taşımalarını sağlamıştır. Onları, hac amacıyla Mekke'ye ulaşmak için büyük bir meşakkat çekmeleri gerekmesine rağmen oraya gelmeyi arzu edecek hale getirdi. Tüm bu meşakkatler hac için yola çıkmalarına engel olmadı.

Bütün bu saydıklarımızla, Mekke hareminde, onların gücünün ve planlamasının ötesinde anlamlar ve incelikler olduğu ortaya çıktı. Bu yüzden bunların zikredilmesi, öldükten sonra dirilişin gücüne olan inancı zorunlu kıldı ve (müşrik Arapların) bu konudaki şüphelerini ortadan kaldırdı. Böylece o, bu zamanların ve günlerin büyüklüğüne yemin etti; çünkü bunlar hac zamanlarıdır ve hac ibadetinin rükünleri bu günlerde yerine getirilir. Arapların babalarına, dedelerine ve putlarına yemin etmeleri âdetti; çünkü bunlar Araplar için çok değerli şeylerdi. (Hac vakitleri de) onlar için çok değerliydi, bu yüzden Kur’an’da Arapların âdetlerine uygun olarak bunlara yemin edildi. Bu hac zamanlarına, eş-şef’ (çift) ile el-vetr (tek) günler ve el-fecr (şafak vakti) dâhildir. Bu yüzden Araplar şöyle derdi: “{Çift gün} Kurban Bayramı'nın birinci günüdür. Zira (Zilhicce ayının) onuncu günüdür. {Tek gün} ise Arefe günüdür. Zira Zilhicce ayının dokuzuncu günüdür.”[2]

Arefe: Günahların temizlendiği gün

Ashâb, Zilhicce’nin on günü ibadetin yoğunlaştırırdı. Hacı olmayanların arefe günü oruç tutması sünnettir. Hz. Âişe’nin çok sıcak bir arefe gününde oruçlu olduğunu gördüler. Sıcağın etkisini kırmak için başından aşağıya su döküyordu. Çevresindekiler bu kadar zorluğa neden tahammül ettiğini sordular. “Bugün tutulan orucun ne kadar faziletli olduğunu bilseydiniz orucumu bozmamı önermezdiniz. Çünkü Resulullah, “Arefe günü, önceki yılın arefesiyle arasında geçen günahlara kefarettir” buyurmuştur” dedi.

Her vakit namazı cemaatle kılınması makbul olan bu günlerin sonu, kurban keserek ve teşrik tekbirleriyle haccın ruhunu yaşayarak tamamlanır. Sonu bu dünyada saadet; ahirette dar-ı saadet olur. Bayramınız mübarek olsun.


[1] Ebû Muhammed Abdurrahmân b. Muhammed b. İdrîs er-Râzî İbn Ebî Hâtim, Tefsîru’l-Kur’âni’l-‘azîm, thk. Es‘âd Muhammed et-Tayyib (Riyad: Mektebetu Nizâr Mustafa el-Bâz, 1997), 10/3423.

[2] Ebû Mansûr Muhammed b. Muhammed b. Mahmûd es-Semerkandî el-Mâtürîdî, Teʾvîlâtü’l-Ḳurʾân, thk. Ahmet Vanlıoğlu (İstanbul: Mizan Yayınevi, 2010), 17/187-188.