Zihinlerdeki paslı çivi

Abone Ol

Özel televizyonların hayatımıza girdiği ilk günden beri,

sosyal hayatımıza çakılan en önemli paslı çivilerin başında diziler

gelmektedir. Diziler, insanlarımızın ilgisine mazhar olabilmek için türlü

entrikaları, maraz unsurları, farklı algıları içinde barındıran, her hafta daha

çok izleyici devşirebilmek için psikolojik eşiklerini yükselten, aile yapımızda

deformasyonlar oluşturabilecek her türlü rezilliği içinde barındıran kurgularla

hazırlanmaktadır. Daha çok izlenmek, daha çok izlenmek Reyting, dizi

sektörünün gıdasıdır Bir dizi, ilk üç hafta içinde belirli bir seyirci

kitlesini bünyesine alamazsa, anında yayından kaldırılır. Bu sebeple, her sezon

başında görücüye çıkan, onlarca dizi içinden en az yarısı, birkaç hafta

geçmeden dizi çöplüğüne gönderilir Erken final yaptırılır

İki sezondur türlü entrikalarla izleyici devşirmeye

çalışan, hiçbir senaryo güzelliği ve özelliği olmayan Öyle Bir Geçer Zaman ki

dizisine, RTÜK tarafından 486 bin lira para cezası kesilmiş. Neden ise dizinin

karakterlerinden ikisinin, bir müstehcen sahnede buluşması. Arızalı

ilişkilerin, maraz görüntülerle servis edilmeye çalışıldığı, karakterlerin

arasındaki ilişkinin aile yapımızda deformasyonlar oluşturması için özellikle

hazırlandığı ve kurgulandığı bu sahneye RTÜK tarafından ceza kesilmiş olması,

her şeyin bittiği ve bu dizinin zihinlerimizde yaptığı kötü ve şok etkisini

bitiriyor mu

Değil 486 bin lira, 486 trilyon lira ceza kesilmiş olsa,

bu dizinin herkesin ayakta olduğu, çoluk çocuğumuzun ekran başında bulunduğu

saatlerde bu rezillikleri gözümüzün içine sokan dizi yapımcılarının reyting

dalaverelerine bir kılıf bulabilmesini sağlayacak mı

Biz yaptık oldu Mantık budur Liberalist felsefenin,

Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler zihniyetinin sonuna dek uygulandığı

ve sosyal yapımızın çatırdayacak hale sokulduğu bir hazin süreci yaşamaktayız.

Daha önce de defalarca ifade ettiğimiz gibi, toplumları bitiren şey siyasal

çöküntüler, ekonomik çöküntüler değildir. Toplumları yok eden en önemli unsur

ahlâk çöküntüleridir, ahlâk dejenerasyonudur Bir toplumun temel dinamikleri

arasında en önemli değer, ahlâktır, örftür, adettir, gelenektir. Yılların

getirdiği ve bizim toplumumuzun temeline has İslam değerleridir. Bu değerleri

yok saymaya ve toplumun temeline dinamit koymaya başladığınızda, kardeşlik,

saygı, sevgi, dayanışma, yardımlaşma, kaynaşma unsurları yavaş yavaş kaybolmaya

başlar. İnsanların birbirlerine karşı yaklaşımları, davranışları değişir. Ar,

hayâ, namus kavramları yok olmaya başlar Bu kavramların yok olması demek, aile

kavramının da bitmesi, tükenmesi demektir. Aile çatırdamaya başladığı andan

itibaren ise toplum çatırdamaya başlar. Her akşam milyonlarca ailenin gözünün içine

bu tür müstehcen sahneleri sokarsanız, babasının sevgilisiyle birlikte olan bir

oğul portresini sevimli kılmaya çalışırsanız, yaptığınız işin bedelini toplumda

oluşturduğunuz fay hatlarıyla biz ödemeye başlarız. Üstelik bu fay hatlarının

hiçbir şekilde tamiri de mümkün değildir.

Hiç kimsenin bu toplumun temel dinamiklerini ortadan

kaldırmak, algıları değiştirmek, ahlâk kurallarına aykırı yayınlar yapmak hakkı

yoktur. Özellikle dizi sektörünün bizlere doğruyu, güzeli aktarma misyonu

olması gerekir.

Zira insanlarımız dizilerde izledikleri hayatlara göre

kendi karakter biçimlenmesini yapıyorlar. Kılık kıyafetlerini seçiyorlar,

konuşma biçimlerini bile ayarlıyorlar İnsanlara böylesine derinden nüfuz eden

bir sektörün, sosyal yapımızda yapacağı etkileri peşin peşin hesap ederek, her

şeyi düşünerek senaryolarını, karakterlerini kurgulamaları gerekmez mi

RTÜK ün her şey bittikten, görüntüler servis edildikten

sonra bir denetim mekanizması olması, sosyal yapımızda meydana gelen

deformasyonları gidermiyor.