Zenginliklerimizi değerlendirmeye odaklanamaz mıyız?

Abone Ol

Ortaokul yıllarımdan beri bor madeni bakımından dünyanın en zengin ülkesi olduğumuz söylenir ve yazılır. Şimdilerde ders kitaplarında bu konu işleniyor mu bilmiyordum ama, bizim öğrencilik yıllarımızda -bundan 50-60 yıl önce-  ülkemizin yeraltı ve yerüstü zengin kaynaklara sahip olduğu öğretilirdi. Bu bilgiler, ‘Mademki böylesine bir zenginliğe sahibiz niçin dünyanın geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkeleri tasnifinden kurtulup, gelişmiş ülkeler arasına giremiyoruz ’ sorusunu akla getirirdi. Bu sorunun cevabı o yıllarda genellikle, ‘Zengin maden yataklarımız var ama bunları yabancılar çıkarıyor ve olduğu gibi dışarıya götürülüyor’ olurdu. Daha sonra bizim kendi ülkemizden çıkartılmış olan bu madenleri işlenmiş olarak birkaç misli fiyata ithal etmek zorunda kaldığımız söylenirdi. Aradan geçen bunca zamana rağmen görünen o ki, ülkemizin zenginliklerinin sömürülmesi anlamına gelen söz konusu uygulamada bir değişiklik olmamış. Yine önemli madenlerimiz yabancılar tarafından çıkartılıyor, alıp götürülüyor ve basit bir işlemden sonra ithal ediyoruz.

Bu arada ülkemizin petrol bakımından da zengin yataklara sahip olduğu, ancak petrol bulunan kuyulara beton dökülerek ileride kullanılmak üzere bir takım ülkeler tarafından rezerv olarak tutulduğu iddiaları hiç gündemden düşmedi. Bazı sondaj kuyularında zengin ve kaliteli petrol bulunduğu haberleri sıkça gündeme geliyor. Bu ülkenin insanı olarak seviniyoruz ama bir süre sonra zengin petrol bulunduğu açıklanan kuyular ya unutulmaya terk ediliyor. Ya da bulunanın petrol olmadığı şeklinde bir açıklama yapılıyor. Ömrünü petrol aramaya vermiş mühendislerimizin sondaj çalışması yürüttükleri kuyulardan çıkan sıvının petrol olup olmadığını anlayamadıklarını düşünmenin haksızlık olacağını, bu bakımdan bir gizli elin bulunan petrolü gizlediğini insan düşünmeden edemiyor. Bu bakımdan siyasiler sonuç alınmayacağı kesin olan bir takım kısır çekişmeleri bir kenara iterek ülkemiz ve insanımızın nasıl zenginleştirilebileceği, var olan yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizden ülkemiz değil de başkalarının yararlanmasının önüne nasıl geçileceğine kafa yorsalar sanıyorum bir hayra vesile olacaklardır. Lider ve belirleyici ülke olmadan sömürüden kurtulmanın mümkün olmadığını artık görmek gerekiyor. Ne var ki, ülkemiz hemen her alanda yabancı sermayeye teslim olmuş, göz göre göre sömürülüyor ve bundan siyasilerimizin rahatsızlık duymadıkları gibi bir görüntü ortaya çıkıyor. Gelinen noktada Başbakanımız için bile en önemli konuyu torununa ikinci isim olarak Ali adının verilmesi oluşturuyor. Sanki bu ülkede Sünnilerin Ali, Hasan, Hüseyin gibi isimlerden rahatsızlık duyduğu gibi bir görüntü sergileniyor. Kısacası olmayan sorunlar varmış görüntüsü veriliyor ve tüm enerjimizi bu sorunlara yoğunlaştırıyoruz. Bunu yaparken de soruna kalıcı bir çözüm bulmaktan çok kısır çekişmelere kendimizi mahkûm ediyoruz.

Bir takım yabancı şirketlere tanınmış imtiyazlar bugün hâlâ devam ediyorsa, yıllar önce kapitülasyonların kaldırıldığı ile öğünmenin anlamı kalır mı Diyelim ki yıllar önce ülkemiz sıkıntı içindeydi o sebeple denize düşen yılana sarılır misali madenlerimizin işletilmesini yabancı şirketlere devrettik, peki gelinen noktada bankalarımızın ve borsanın yabancı sermayenin eline geçmesine ne demeli Gazetelere yansıyan haberlerde bankaların rekor kârlar elde ettiğini okuyoruz. Yani, yabancılar getirdikleri bir miktar dövizi yüksek kâr elde ederek fazlası ile geri götürüyor. Bu ise, dar ve sabit gelirli insanımız küresel sermaye sahiplerini zengin etmek için ter döküyor demektir.

Kısır parti çekişmelerini bir kenara bırakarak ülkemizin daha gelişmiş, zenginleşmiş, refah seviyesi yükselmiş bir hale gelmesi için neler yapılabileceğine odaklanılması gerekiyor. Gerisi boş laftan öte bir anlam ifade etmiyor. Bunun için belki rahmetli Erbakan Hocam gibi ömrünü ülkenin nasıl kalkınabileceğine vermiş bir lidere ihtiyaç var ama var olanlar hiç olmazsa bir gayretin içine girebilirler. Bunun için öncelikli olarak laf yarışını siyaset sanan siyasi partilerin millet tarafından tasfiye edilmesi gerekiyor.