Zehir Kovası

Abone Ol

Kamplaşan toplumun dış düşmana ihtiyacı olur mu? Birbirine yaşam hakkı tanımayan bir milletin evlatları ayakta kalabilirler mi? Sürekli intikam almaya kodlanmış bir halk kan davasına dönüşen çıldırtıcı süreçlerden sıyrılabilir mi? Sahi nereye gidiyoruz? Evimizde yangın varsa veya can tehlikesi ile karşı karşıya kaldıysak bize uzatılan ele önce kimlik mi soracağız?

İyisi, kötüsüyle eksiği fazlasıyla birbirimize en azından tahammül etmek zorunda değil miyiz? Ayağımızın altından kayan toprağı fark edebiliyor muyuz? Aramıza ekilen kin ve nefret tohumlarının bizleri içerden kemirdiğinden habersiz miyiz? Hadi bugünü geçtik, Çanakkale’deki yatanlardan da mı utanmıyoruz? Hiç mi yüzümüz kızarmıyor? Hangi partili olursak olalım fark etmez, birbirimize karşı bu kadar düşmanlık hisleriyle bakmanın bizleri içten içe çürüttüğünün farkında değil miyiz?

Birileri dün jakoben, elitist, tek tip insan yetiştirmeye odaklı, baskıcı zihniyete sarılmıştı. Bazıları da bugün ısrarla o günleri hatırlatarak, yaşanan mağduriyetler üzerinden bugünü kazanmaya, kendi yanlışlarını, yolsuzluklarını, usulsüzlüklerini bu şekilde örtmeye çalışıyor. Din adına hüküm veriyor, içlerinden kimileri toplumun bir kesimini doğrudan kâfir ilan ediyor. Toplumu bölüyor, parçalıyor ve ısrarla fay hatlarına hücum ediyorlar. Geçmişteki acıları ısrarla bugüne taşıyor, toplumun normalleşmesini istemiyorlar. İnsanların yanlışları sorgulamasına fırsat vermeden bu devran böyle sürmeli diye düşünüyorlar. Kamplaşmadan besleniyor, ayrışmadan nemalanıyorlar. İnsanların birbirine düşman olarak bakmasından istifade ediyor, toplumsal gruplar sürekli birbirlerine karşı bileylensin istiyorlar.

Yazıktır, günahtır, farklılıkları düşmanlık sebebi olarak diri tutmanın bu millete ne faydası var? Acıları, yanlışları sürekli kaşımak bu millete karşı yapılabilecek en büyük kötülüklerden değil midir?

Bakınız, kamplaşmayla topluma öylesine nefret yükleniyor ki, kimileri eline almış baltayı önüne gelene anlamadan, dinlemeden indiriyor. Yok, Saadet Partisi CHP ile niye işbirliği yapmış, yok Erbakan Hoca’nın kemikleri sızlamış falan. Bunu hem de Kıbrıs Zaferi sürecinde CHP ile koalisyonda olan Erbakan Hoca için söylüyorlar. İyi niyetle, detayları bilmeden bu eleştiriyi yapanların sözleri baş üstüne. Onlarla bugün olmasa da yarın anlaşır, helalleşiriz.

Bu insanlarımız Saadet Partisi’nin Türkiye için ne denli önemli bir sorumluluk üstlendiğini yakın gelecekte görecek ve 80 milyonu fikren, ruhen, madden, manen, en azından asgari müştereklerde, bir arada tutabilmenin ne kadar önemli olduğunu mutlaka anlayacaklardır. Ancak bu iktidar gitmesin de elimizdeki imkânlardan olmayalım diyenler yok mu, onlarla ne yaparız, nerelerde birbirimizi bulur da, helalleşiriz bilmiyorum. Altlarındaki son model arabalardan, marka kıyafetlerinden, rüyalarından görseler hayra yormayacakları evlerinden olmamak için dinlemeden, anlamadan vurup, kul hakkına giren bu insanlarla bundan sonra nasıl yol alacağız da, ülke meselelerini konuşabileceğiz emin değilim.

Son söz de milletimize…

Irak’ta neler olduğunu görmedik mi? Suriye neden bu hale düştü, Mısır, Libya, Yemen’de hangi oyunlar oynanıyor farkında mıyız? Şuna emin olalım ki, bu siyaset tarzına onay vermeye devam edersek, kin ve nefret tohumlarının ekilmesine fırsat verirsek çocuklarımıza, torunlarımıza güven içinde devredebileceğimiz bir ülke bile bulamayabiliriz.

Ne yaparsak yapalım ve hangi partili olursak olalım ama elinde zehir kovası taşıyanlara asla prim vermeyelim. Biliniz ki bu gidiş hayra işaret değil.