Zart Zurt Uşağı Değil, Yiğitler Harmanı

Abone Ol

Genç, yiğit, delikanlı anlamına gelen “feta” kelimesi, Kur’an-ı Kerim’de İbrahim, Yusuf, Musa, Yuşa peygamberler ile Ashab-ı Kehf için kullanılmış.

Bugünkü gençliğimizin kimliğini her ne kadar yaşlı kurtlarımız belirlese de, kendine benzeterek kötü damgalarla damgalasa da kendilerine damga vuran, kötü ad takan ihtiyarlarımızdan daha temizdirler.

Tuzu kuru bu ihtiyarlar, arzuladıkları ahlaksız hayata tamamen ulaşamadıklarını görünce arkadan gelen gençlerimize kendi çizdiği ahlaksız yolun daha doğru olduğunu gösterme derdine düşmüşler.

İstanbul’u esas alırsak, devletin arpalığından beslenerek ihtiyarlayanlar, otobüs, minibüs, tren, metro, metrobüs, tramvaya binmediklerinden o gencecik yiğitlerimizin nasıl birileri olduklarını da görmemekteler ve kendi hayallerinde görmek istediklerini yazmaktalar.

Hemen hemen her gün ben bunlardan birine binerim.

Yaşım biraz ileride olduğundan metroda tıklım tıklım yolculuk yapan insanlarımızdan birkaçı, hemen ayağa kalkıp yer gösterdiklerini o ahlaksız arpalık beslemeleri görmediklerinden hayallerindekini yazmaktalar.

Bir hafta önce Mecidiyeköy’e giden metroya binince hiç boş yer olmadığını daha tespit etmeden ayağa kalkıp bana yerini veren gencecik bir delikanlı kıza teşekkür ettim, yorulmak için metroya bindiğimi, inince yürüyeceğimi söyledim ve yerine geri oturmasını sağladım ama yolcular gözleriyle, kızın kısa eteğiyle benim ağarmış saç ve sakalım arasında pinpon oynadılar.

Anadolu Ajansı’ndan Erhan Cihan Ünal’ın 17/05/2020 tarihinde yayınlanan istatistik haberine göre İstanbul’da 14-24 yaş arası genç nüfus 2 milyon 307 bin 379 kişi imiş.

Taşıma vasıtalarında edep, terbiye, yer verme onlarda.

Mahallede, caddede, sokakta yanlış yapana karşı müdahale, ihtiyarlardan önce o gençlerde.

Bizim mahallede pazardan gelirken elimde biraz ağır bir şey taşıdığımda hemen yardıma gelen yine gençlerdir.

Mahallenin namusuyla ilgilenenler, polis gelinceye kadar onlardır.

Kur’an-ı Kerim’de “yiğit” anlamına gelen “feta” kelimesi öncelikle İbrahim Aleyhisselâm için kullanılmış.

İnsanların gönül ufuklarını kara bulutlar gibi kapatan, “Bundan ilerisine gidemezsiniz, bundan ilerisini hayal bile edemezsiniz” diyen put adamları yere seren İbrahim Aleyhisselâm “feta/yiğit” olarak tanıtılmakta. (Enbiya Sûresi 60)

Ve dünya güzeli bir kadın, kapıları kapattıktan sonra “haydi gel” dediğinde “Allah’a sığınırım” diyerek harama uçkur çözmeyen Yusuf Aleyhisselâm için de “feta/yiğit” kelimesi kullanılmış.

Medrese-i Yusufiyye’de (hapishanede) Yusuf Aleyhisselâm’dan iman dersleri alan iki mahkûm için de “feta/yiğit” kelimesi kullanılmış. (Yusuf 36)

Yine Kur’an-ı Kerim’de Firavun gibi çağının en büyük ve en güçlü kralının zulme dayanan saltanatına son veren Musa Aleyhisselâm’ın azığını taşıyan Yuşa Aleyhisselam’a da “feta/yiğit” kelimesi kullanılmış. (Kehf 60-62)

Şehirde kralın kan kusturan kurallarına uyarak veya seyirci kalarak yaşamaktansa, mağarada Allah’a kul olarak yaşamayı tercih eden yedi delikanlıya da feta’nın çoğulu olan “fitye/yiğitler” kelimesi kullanılmış. (Kehf Sûresi 10)

Rabbin eğitiminden geçenler Rabbin yarattıklarına boyun eğmiyorlar.

İbrahim Aleyhisselâm’ın babası Nemrut’un yakınlarından. Nemrut’un zulmüne başkaldırmasa bir eli yağda bir eli balda yaşayıp gidecek.

Ama insanlığın onurunu kurtarmak, insanı hayvanlardan daha aşağı düşmesine engel olmak için Nemrut’a başkaldırır.

Bu dünya hayatında birçok bela ve musibetlerle karşılaşır ama sonu gelmez senelerde cennetin nimetlerini kazanır.

Ayrıca kıyamete kadar, put insanlara başkaldıran hürriyet sevdalılarına önder olur.

Rabbin eğitiminden geçen Yusuf Aleyhisselâm, dünya güzeli kadının “haydi gel” teklifini reddeder. Nefsinin arzu ettiği o haramı bir anlığına kabul etmez ama Rabbi ona hem bu dünyada hem de cennette “gözlerin görmediği, gönüllerin hayal etmediği” güzellikler verir.

Biz yolumuzda yürürken hiçbir çağda değerini yitirmeyen peygamber kafilelerinin izinden ayrılmayacağız.

Ecdadımız bu Kur’an’daki “feta” kelimesiyle isimlenen bir teşkilat kurmuşlar.

Adına “fütüvvet” teşkilatı demişler.

Ne yaparlarmış bunlar?

Allah için nefsine dahi düşman olurlar.

Herkese insaflı olurlar, insaf beklemezler.

-Yardım ederken mümin kâfir ayırmazlar.

İncinseler de incitmezler.

Kendi yaptığı iyiliği küçük görürler.

-Başkasının iyiliğini büyük görürler.

Güçlü iken afveder, kırgınken yumuşar.

Düşmana bile iyilik yapar. Başkasını kendine tercih eder.

Gül gibi yüz, bal gibi sözle kardeşine karşı vefalı olur.

(Bak: M.Zeki Pakalın, Osmanlı Tarihi – Deyimler Terimler Sözlüğü “Fütüvvet” maddesi.)