Türkiye ’ye (Devlete, ülkeye, halka) büyük zarar veren, köstekleyici, geriletici, sersemletici, dejenere edici, çökertici, yıkıcı, zillete düşürücü kötülüklerden bazılarını sayıyorum:
- Şifahî bedevî anti-kültür. En büyük bela budur.
- Eğitim sisteminin bozuk, çağdışı, millî kimlik ve kültüre aykırı, medenî kültür veremeyen, bilginin yanında ahlak ve karakter terbiyesi vermeyen, ideolojik bir sistem olması.
- Büyük medyanın magazin medyası olması, ciddî konularda haberler, yazılar, analizler, uyarılar yayınlamaması.
- Üniversitelerin (nadir istisnalar dışında) ülkeye, devlete, halka ışık tutamaması, rehberlik yapamaması.
- Bir kısım büyük medyanın alabildiğine iğrenç müstehcen yayın yapması, gençliği ve halkı azdırması.
- Halkının büyük bir kısmının (yüzde kaç?) doğru beslenme nedir bilmemesi, kötü beslenmesi ve bu yüzden bin çeşit hastalığın yaygın hale gelmesi.
- Tıbbın, ilaç sanayiinin emrine girmesi, hastanın yerini müşterinin alması.
- Millî kimliğin birinci faktörü olan dinin ayağa düşmüş, magazinleştirilmiş olması, mıncıklanması.
- Müslümanların yeterli miktarda, kendilerini kurtaracak kadar din kültürüne, ilmihal ve ahlak bilgisine sahip olmaması.
- Liselerin yeni nesillere mantık kültürü kazandırmaması; mantıksızlığın yaygın hale gelmesi.
- Medenî Kanunun toplumun temeli olan aileyi çökertmesi.
- Ceza Kanununu toplumu toptan çökertmesi.
- Türkiyenin birinci sektörünün inşaat, mesken, betonlaşma, lüks yapı olması; son kırk yıl içinde bu sahaya trilyon dolar yatırılması, sanayide ve üretimde kullanılması gereken sermayenin gömülmesi.
- Otomobilin statü hale getirilmesi, ihtiyacın çok üzerinde lüks ve pahalı otomobiller edinilmesi, trilyonların bu sahaya gömülmesi, dehşetli bir israf yapılması.
- Varlıklı kesimin bir kısmının obezleşmesi.
- Tarihte görülmemiş bir din sömürüsü yapılması, birtakım din baronlarının halkı soyması.
- Egemen azınlık vesayet sistemi taraftarlarının GEZİ kalkışmalarıyla, halkın oyuyla seçilmiş, sandıktan çıkmış iktidarları sivil darbe ile devirmeye teşebbüs etmeleri.
- Kanunen reşid olmamış lise gençliğinin darbelere, GEZİ’lere, kalkışmalara alet edilmek istenmesi.
- Uyuşturucunun okullara kadar sokulması.
- Ziraatin (tarımın) çökertilmesi, dışarıdan ekmeklik buğday ithal edilmesi.
- Hayvancılığın besiciliğin çökertilmesi, dışarıdan et ithal edilmesi.
- Türkiyenin uluslararası şeffaflık ve temizlik notunun (2016), 100 üzerinden 41’e düşmesi.
- Ana dili Türkçe olan halkın, 1927’den önce yazılmış ve yayınlanmış Türkçe kitapları, hattâ dedelerinin mezar kitabelerini bile okuyamayacak kadar kara cahil yetiştirilmeleri.
- Halkın Türk Kürt, Sünnî Alevî, Dinci Laik, ŞucuBucu, Ocu Mucu kamplarına bölünüp, birbirine düşman, birbirinden kopuk kamplara ayrılması, sosyal barış ve mutabakatın (uzlaşının) berhava edilmesi.
- Hapishanelerin, bir kısmı ranzalarda yer bulamayıp yerlerde yatan haddinden fazla mahkumla, tutuklu ile lebalep dolmuş bulunması.
- Dinî bir cemaatin darbe teşebbüsü yapması.
- Dinsiz militan, holigan, fanatik azınlıkların, Müslüman çoğunluğa düşman olması, düşman muamelesi yapması.
- İslamın kanaat felsefesinin terk edilip, yerine israf, şatafat ve aşırı tüketim zihniyetinin getirilmesi.
- Eski İstanbul ahlakının, kültürünün, efendiliğinin, görgüsünün, nezaketinin, kibarlığının erozyona uğraması; bedevî kaba kültürsüzlüğün ve nâdanlığın hâkim olması.
- Aşırı miktarda arivist (ikbal avcısı) eşkıyanın ve haşaratın türemesi, çekirge sürüleri gibi tahribat yapmaları.
- Emanetlerin genelde ehliyetli kimselere verilmemesi.
- İman, İslam, Kur’an, Sünnet, Şeriat, İslam ahlakı hizmetlerinin gereği gibi yapılmaması.
- Emr-i mâruf ve nehy-i münker farzının tatil ve terk edilmesi.
- Kötülerin iyileri piyasadan kovması.
- Müslümanların, başında kendisine biat ve itaat edilen râşid bir İmamı bulunan tek bir Ümmet oluşturmamaları; birbirinden kopuk bin parçaya ayrılmış olmaları, güçsüzleşmeleri, marjinalleşmeleri.
- Beş vakit namazın büyük ölçüde yitirilmesi ve halkın şehvetlerine tâbi olması.
- Müslüman halk yığınlarının sekülerleşmesi, yani dinden kopması, din ile hayatın birbirinden ayrılması.
- Siyasal İslam yükselirken, dinin hayata uygulanmasının gerilemesi.
- Vakit namazlarında cemaati olmayan dıştan ve içten süslü ve mâmur görünen, aslında mânen harap olan camiler yapılması.
- Diyanet Başkanlığının halkı gereği gibi, Kur’ana Sünnete uygun şekilde irşad ve tenvir etmemesi.