Beşiktaş, bu defaki Rizespor maçına kupanın çok ötesinde
önemli bir hedefle çıkıyordu. Yani Fenerbahçe nin puan kaybından sonra
kazanılacak bu maç Beşiktaş ı yeniden liderliğe taşıyacaktı. Rakip de Hikmet
Karaman la ve de yeni transferi Obraniak la değişik bir çehreye bürünmüş
Rizespor idi. Beşiktaş ın eksiği yoktu ama kenarda işleyen çarka son bir iki
maçtır çomak sokmaya çalışır gibi görünen teknik direktörü vardı.
Evet, Atiba kenara alınmıştı. Veli nin ortağı Atiba nın
yarısı kadar savunma özelliği bulunmayan ve dağınık oynayan Oğuzhan idi. Sosa
da takımdaydı. Yani neredeyse idealleşme yoluna girmiş arka dörtlü ile ön
bloğun dışında, yani tam ortada bir yenilik vardı sanki. Peki, bu yararlı olur
muydu Bir kaç cümle önce vurgulamaya çalıştım; savunma özellikleri yararlı
olmayabilirdi bu anlayış. Nitekim Rizespor oyunun ilk devresinde Beşiktaş a
oranla daha organize, daha çabuk ve iyi yardımlaşarak kapanan takım idi. Hemen
hemen hiç pozisyonu yoktu Beşiktaş ın... Şayet Rizespor un en önünde Holosko
gibi bir kumar oynanmayıp, sonradan oyuna giren İrlandalı Lafertie veya Kwekee
olsaydı Ersan la Franco ciddi şekilde hırpalanır ve skor telası önce Rizespor
lehine renklenebilirdi.
İlk yarı kapandığında aklımda hep Hikmet hoca Holosko
kumarı vardı. Devre arası çayımı içerken Beşiktaş ın Atiba yı oyuna alıp
almayacağını da düşündüm. Ama değişim yoktu her iki tarafta da... Öylesine bir
maç olmaya başlamıştı ki, skorunda 0-0 da kalacağına bahis bile oynanabilirdi.
Ama o da ne Sosa soldan driplingle girerken Demba Ba yı duvar kullanıp devam
etti. Top ayağından açılırken çıkan kaleci Serkan ın da yanından ve neredeyse
sıfırdan vurdu: 1-0... Sonra kaleci Tolga ya yakışmayan bir havayı dövüşten
Sercan ın boş kaleye kafa golü geldi. Sonrası mı Rizespor de hem kendini, hem
de takımı doğrayan oyuncular ortaya çıktı. Peş peşe gelen iki kırmızı kartla
artık Beşiktaş ın önünü açılıyordu. Peki, öyle mi oldu Hayır! Hal böyle olunca
Veli kenara geldi Atiba içeri girdi. Acaba neden Beşiktaş takımında orta
alandan Atiba nın mı, yoksa Veli nin mi daha çok golü vardı. Kim daha fazla
kaleye şut atmıştı Belli ki Biliç in hafızası kaymıştı. Oğuzhan da yerini
77. de Tolgay a bıraktı. Ama hepsinden
önce 66. da Olcay çıkıp yerine Kerim girdi... Öyle ya Kerim, Olcay dan daha
fazla gol şansı olan futbolcu idi (!) Bana göre Biliç in yaptığı bu
değişikliklerin tamamı yanlıştı.
Ama dedik ya kader ağlarını örmeye görsün... 88. dakikaya
girerken Sosa soldan ceza alanı dışından içeri bir top kesti... Rizesporlu
Obraniak topu kesmek adına havaya kollarını iyice açarak çıkacaktı. Bu durumda
top elle temas edince ne olurdu Tabii ki penaltı... Demba Ba geldi klasiğini
sergileyerek maçı aldı...
Bu maçla ilgili diyeceğim en önemli şey şudur; Rizespor
taraftarı neden Cüneyt Çakır ı protesto etti Oysa protesto edilmesi gerekenler
kırmızıları görenlerdi. Şayet o futbolcular neredeyse zorla kendilerini
attırmasalardı Beşiktaş bu maçı kazanamazdı. Neden mi bu kadar net yazıyorum...
Bakın bakalım rakip dokuz kişi kaldıktan sonra Beşiktaş ın hiç bu eksiklikten
kaynaklanan pozisyonu var mı Obraniak o topa biraz daha dengeli çıksaydı
penaltı olmazdı, skor da bozulmazdı.
Beşiktaş ın bu maçtaki en ciddi sıkıntısı, Rizespor un
derinliğine, yani uzunlamasına sahayı çok çabuk, çok iyi kapatması oldu. Bu
önlem Beşiktaş ın en büyük özelliği olan dikine çabuk hücumları pasivize
etmektir. Beşiktaş bu önlemde tıkandığında kenara oynamak zorunda kalınca da,
rakipler için geriye toparlanmak kolay oluyor. Eh, şişirme, yani yüksek toplar
da Beşiktaş ın işine yaramadığından... Nasıl yarasın ki; önde fiziği ile
oynayan oyuncusu var mı ki